Milletçe müthiş bir mizah yeteneğimiz var. Sanırım, bu biraz da sıcak kanlı oluşumuzdan kaynaklanıyor. Orijinal espriler, şakalar saklı her birimizde. Bu yetenek, aynı zamanda ince bir zeka sahibi olduğumuzu da gösteriyor. Mizah, güzel bir tenkit aracıdır fakat amacı bilinerek aşırıya kaçmadan yapılmalıdır. Fikrimce aşırıya kaçan her mizah, olayın ciddiyetini unutturacaktır. Eleştiri için yapılan mizah okuyanın yüzünde trajik bir tebessüm oluştururken, durumun içler acısı hali üzerine de bolca düşündürür.

Son dönemlerde çeşitli internet siteleri vasıtasıyla memlekette yaşanan vahim olaylar üzerinde bile aşırı bir mizah yapıldığını görüyorum. Bu durum beni üzüyor. Çünkü yapılan mizah durumun vahametini fazlasıyla gizliyor. Sadece tiye alır bir tavrı var ve olmaması gereken durumları bile insanların gözünde normalleştiriyor. Ben bu mizahın sebebini, bu ciddiyetsizliğin nedenini epey zamandır düşünüyorum. 17 Aralık sabahından bir örnekle hatırlayalım. Olayın detayları herkesçe malum olduğu için tekrar bir açıklama yapmayacağım. Çok büyük bir skandal var ortada ve olay gündeme geleli sadece 3-4 saat olmuş. Bizim mizahçılar ise “caps” diye anılan Türkçe bir karşılık bulamadığım resimlerle gırgır peşine düşmüşler bile. “Benim oğlanı da mı içeri almışlar”, “Sıfırlayalım babacım” vs. yazılı “caps”lerle bolca güldürmüşler ama ne yazık ki bu skandalı normalleştirmişlerdir.

Yine başka bir örnek; Gezi Parkı olayları. Memlekette ciddi bir eylem olduğunu söyleyenlere o dönem gerçekten gülmüştüm. Duvarlara “Çare Drogba”, “Kahrolsun bağzı şeyler”, “İnş cnm ya” yazanlar ne kadar ciddi bir eylem yapabilir? Eylem yapar fakat ne gibi ciddi yaptırımlar, sonuçlar ortaya koyabilir? Bazı aklı evvellerde eylemcilerin bu tavrını “Baş edilemeyecek tek şey, mizahtır. Aferin çocuklar, devam edin.” Diye ciddi ciddi destekledi. Yahu, ortada böyle amaçsız bir mizah varken sizinle kim niye baş etmekten korksun? Siz hiç 80 öncesinde “Kahrolsun bağzı şeyler” diye bir duvar yazısı gördünüz mü? “Tam Bağımsız Türkiye”, “Milliyetçi Türkiye” yazılarına karşılık “inş cnm ya” yazıp tiye alan gördünüz mü? Ama bugün artık her durumla itinayla dalga geçiliyor. Bunu yapan sadece apolitik kesim falan değil. Gayet belli başlı bir görüşü olduğunu düşündüğümüz insanlar da bunu yapıyor.

Bakınız, sosyolog veya psikolog değilim ama bence bu saçma mizahın altında tembellikten kaynaklı bir umutsuzluk yatıyor. Memlekette ciddi sorunlar var ve bu sorunları gören bizler tembelliğimizden ötürü bu sorunlarla mücadele etme yollarını bulamıyoruz. Bulamayınca da sanıyoruz ki bu sorunlarla hiçbir şekilde mücadele edilip, bu sorunlar alt edilemez. Böylece umutsuzluğa kapılıyoruz, “böyle gelmiş böyle gider” sanıp alay etmeye başlıyoruz. Sanıyoruz ki ciddiye almazsak sorunlar kendiliğinden kaybolur gider. Hayır efendiler! Bu sorunların üzerine ciddiyetle eğilip, kafa yorup, çalışmadıkça bu sorunlar kaybolmaz. Aksine büyür ve biz 30 yıl sonra “vay arkadaş adamlar saman altından su yürütmüş” diye hayret ederiz. Oysa hepsini gözümüze sokarak yapmışlardır. Biz ise dalga geçmekten onların yapmaya çalıştıklarının ciddiyetinin farkına varamamışızdır. Eğer tespitlerimde hata varsa vicdan sahibi sosyolog ve psikologlardan bu konuya eğilmelerini rica ediyorum. Zira bizim kuşağın kaygısızlığı, gamsızlığı beni öldürecek. Tez elden bu duruma bir çare bulunmalıdır.

Şimdi diyeceksiniz ki; “Gardaş hiç gülmeyelim mi?” Gülün efendim, ama ağlanacak halimize değil…