Devlerin savaştığı bir dünyada, büyük tehlikelerle çevrili durumdayız, yıllardan beri memleketi idare edenler milleti kalkındıracak ve kurtaracak olan ana meseleler üzerinde durmamışlar, bunun yerine gösterişler boş övünmeler ile oyalanmışlardır. Batı medeniyetinin tekniğini ve modern kitleyi üretim usullerini almak yerine, Avrupa yüksek tabakasının lükse ve israfa dayanan yaşayışını taklit etmek suretiyle memleketin tüketimini arttırmışlardır.

Bir milletin kalkınmasını ve kuvvetini meydana getiren esaslar; sağlam iman ve sağlam ahlak ile ilim ve teknikte en yükseğe çıkmak ve aynı zamanda gerek tarımda gerekse sanayide çağa uygun kitle halinde çok üretim yapmaktır. Bu böyle olduğuna göre Türkiye’yi kalkındırmak için yapılacak ilk şey her işe çelikten başlamak, dünya standartlarına ve dünya maliyetlerine uygun malları üretmek olmalıdır. Bugünkü cılız sermaye, modası geçmiş makineler ve pahalı maliyet ile girdiğimiz iktisadi yarışı kazanmamız mümkün değildir. Modern sanayi ve dev fabrikalar kurmalıyız. Ordu yardımlaşma kurumuna benzer küçük tasarruflardan doğan büyük müesseseler meydana getirilmeli, ham madde kaynağından mamulün pazarlamasına kadar teşkilatlanan –tamamlanmış- müesseseler kurarak öğretmenlerin, memurların, işçilerin, esnaf ve köylünün küçük tasarruflarını devletin öncülük ettiği kurumlarda toplamak suretiyle büyük teşebbüslere girilmesi sağlanmalıdır.

Köy ve kasabalardaki kapalı ekonomik birimler milli üretim birlikleri halinde toplanacak ve bu birlikler milli üretimi pazarlama suretiyle tefeci sınıfı tasfiye ederek emek sahası ve gelir fazlası sağlayacaktır. Bu gelir fazlası ağır sanayinin ana sermayesini ve milli üretim birlikleri de teşebbüsün teşkilatlanmasını ve yönetimini temin edecektir.

Türk ekonomisini ithalat hilelerinden, Türk sanayisinde parça montajcılığından, ihracatımız ise salyangoz ve çerez satıcılığından kurtarılacaktır. Türk ekonomisi murahabeci bankaların tasallutundan uzaklaştırılacak ve her şey üretime yardımcı hale getirilecektir.
Bugün içine hapis olduğumuz dar kabuk böylece çatlayacak ve Türk milletinin emek, enerji ve zekası Türk vatanının imkanlarıyla birleşerek dünya yüzünde hatırı sayılır bir mana kazanacaktır.

Bugün milli ekonominin damarlarına yapışmış parazitler kendiliğinden tasfiye edilecek, kota bahşişleri, lisans mükafatları, tahsis kayırma yolu ile yapılan gayrı meşru, gayrı iktisadi ve gayrı ahlaki ticaret tarzı yerine mahsulü ihtiyaç sahibine arz eden haysiyetli ve şerefli bir ticaret usulü doğacaktır.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak ağır sanayiyi mutlaka kuracağız. Ancak birbirini tamamlayan sanayiye hayat hakkı tanıyacağız. Köyleri teşkilatlandırarak tarım kentleri kuracağız. İşlenmeyen araziyi verimli hale getirecek ve miras hukukunu değiştirerek kültür arazilerinin bölünmesini önleyeceğiz. Tam verimli olabilecek tarım işletmeleri kuracağız. Türk esnafını ve köylüsünü milli üretim birliklerinden yararlandıracağız. İşçiler her iş kolunda tek ve yepyeni bir sendika teşkilatına girecek ve büyük tüketim birlikleri içinde bulunacaktır. Gayri milli ekonomileri ve tefeci sınıfı millet hayatından söküp çıkaracağız.

İnsanları sermaye veya devlet köleliğinden kurtaracak ve Türk-İslam felsefesine dayanacak bir yükseliş yolu vardır. Bu yol Milliyetçi Hareket Partisi’nin açtığı 9 Işık yoludur. Kapitalizm ve komünizm görüşleri, temelini ve hızını tamamen maddeden almıştır. Doğulu görüş ve düşünce ise maddeyi tamamen unutarak manaya dayanmıştır. Batı memleketleri maddi ilerleme sağladı ama insanlığa huzur getiremedi. Doğu ise geriledi ve sefalet ile cehaletin bataklığına saplandı. Madde ile manayı birleştiren, her ikisini de kucaklayan yeni görüş ise Milliyetçi Hareket Partisi’nin sunduğu 9 Işık görüşüdür.