• ‘’Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem.’’

                                                                                                                                                   Metehan

                Başlığı okuduğunuzda ‘’yok artık!’’ dediğinizi duyar gibiyim. Evet… Bence de…

                İnanılması, anlaşılması, anlatılması, yazılması, duyulması, bilinmesi, konuşulması, yazı konusu olarak kaleme alınması, hatta düşünülmesi bile Türk milletini derin üzüntüye boğacak bir gerçek ile karşı karşıyayız 2004’ten beri; Ege Denizi’nde 18 Türk adası ve 1 Türk kayalığı işgal altında!

                 Koyun, Bulamaç, Kalolimnoz, Eşek, Nergizcik, Hurşit, Keçi, Koçbaba, Sakarcılar… Bu isimler; İzmir, Aydın ve Muğla’nın il sınırları içerisinde bulunup Yunan işgali altında olan adalarımızdan sadece birkaç tanesi. Yunanistan’ın Cumhurbaşkanı, Savunma Bakanı, Genel Kurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı ve daha nice Yunan yetkili ‘’işgalci Yunan askerlerini’’ Yunanistan bayrağının dalgalandığı 18 Türk adasında onlarca kez ziyaret etti. Yunanistan vatandaşları bu adalara ellerini kollarını sallayarak girerken Türk vatandaşları pasaportsuz giriş yapamıyor. 2015’in Temmuz ayında, Binalı Yıldırım, Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı olduğu zaman İzmir’in Koyun Adası’na, Ahmet Davutoğlu ise 2016’nın Ağustos ayında Aydın’ın Marathi adasına aileleri ile birlikte tatile gittiklerinde pasaportla girmişlerdir.2015 yılında Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Kotzias’ı, Girit Adası’nda, etrafındaki 5 Türk adası işgal altındayken ziyaret etmiştir…

                Dini ve milli bayramlar kutlandı, tatbikatlar yapıldı, ziyafetler verildi13 yıldır Türk adalarında… Yunan komutanlar gösterişli törenler ile karşılanıyor, senelerdir hava sahamızı ve Türk karasularını ihlal ediyorlar… İzmir’in, Aydın’ın, Muğla’nın valileri ve belediye başkanları ‘’yüzleri bile kızarmadan’’ koltuklarında otururken; Türk devletinin ‘’çok değerli’’ yöneticileri saraylarında, köşklerinde, parti binalarında ülke gündemi üzerine tweet atarken; TBMM’deki Genel Başkanlar Salı günleri grup toplantılarında ‘’kükrerken’’ işgal edildi bu 18 Türk adası! Devletin yetkili merciilerinde, MHP ve CHP mensubu bazı milletvekilleri dışında hiç kimse dile getirmedi işgali. Bir kısmı, suçu Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kurmaylarına attı, adalar için ‘’Lozan’da verildi.’’ diyerek Türk devletinin kuruluş felsefesine olan kinini tazeledi; vatan kavramını idrakten yoksun diğer bir kısmı ise işgal edilen adalar için ‘’ufak kayalıklar’’ diyerek konuyu geçiştirmeye çalıştı; hele bir kısmı var ki oturdukları makamların mesuliyet şuuruna varamamanın verdiği acziyet, gaflet ve dalalet içerisinde ‘’Fiili durum var!’’ açıklamasını yapmaktan utanmadı.

                2004 yılının Ekim ve Kasım aylarında Eşek ve Bulamaç Adalarında inşaat faaliyetleri başlamış, belediye teşkilatı ve kolluk kuvvetleri oluşturulmuş, Yunan bayrağı asılmıştır. 2008’de Yunanistan Genel Kurmay Başkanı ile Kara Kuvvetleri Komutanı Aydın’ın Bulamaç Adası’na, 2009’da Yunanistan Cumhurbaşkanı Aydın’ın Eşek Adası’na gitmiştir. 21 Aralık 2016’da Yunanistan Genel Kurmay Başkanı Eşek Adası’nda ‘’işgalci Yunan askerlerini’’ ziyaret etmiştir. Yunan askerleri;6 Ekim 2016’da Lozan(1923) ve Paris(1947) Antlaşmaları’na göre silahlandırılmasına müsaade edilmeyen ‘’gayri askeri’’ statüdeki Sakız Adası’nda tank ve zırhlı araçlarla tatbikat, 7 Mart 2017’de Keçi Adası’nı ziyarete gelen Yunanistan Cumhurbaşkanına ve Genel Kurmay Başkanına karşılama töreni,  30 Mart 2017’de Aydın’ın Hurşit Adası’nda egemenlik ve bayrak gösterisi yapmıştır. Bu Hurşit Adası ki, İstanbul’daki Büyükada’nın 5 misli büyüklüğünde bir ‘’vatan toprağıdır’’; aynı şekilde Eşek Adası’da Büyükada’nın 3 misline tekâmül etmektedir. İşgal edilen 18 adamıza bakıldığı zaman en küçüğünün bile Büyükada kadar yüzölçümüne sahip olduğu görülecektir. Adaların toplam kilometrekaresi hesaplandığında ise Kıbrıs’tan bile daha fazla bir toprak parçası ortaya çıktığı anlaşılacaktadır. Ayrıca, adaları sadece büyüklük açısından ele almak yanlıştır; deniz ve hava hukukuna göre adaların etrafında 6 millik karasuları ile hava sahası mevcuttur. Yani, bazı aklı evvellerin bahsettiği gibi işgal edilen topraklarımızın birçoğu ‘’adacık, hatta kayalık’’ değildir; bu ibareler külliyen gerçek dışıdır.   

                Yukarıda saydıklarımız, ihlallerin ve işgal gösterilerinin sadece birkaç tanesidir… Son dönemlerde burnumuzun dibindeki adalarda askeri tatbikatlarını artıran Yunanlılar açık açık Türkiye Cumhuriyeti’ni tehdit eder hale gelmiştir. Yunanistan Genel Kurmay Başkanlığı’nın internet sitesindeki ‘’dürbünleriyle topraklarımızı gözetleyen ve Türkiye’yi hedef gösteren Yunan komutanların fotoğrafları’’ verilmek istenen mesajı çok net bir şekilde ifade etmektedir. Ege’de işgal edilen her bir çakıl taşı için ‘’Kardak krizini’’ yenilemesi gereken ‘’Düş İşleri Bakanlığı’’ kış uykusundan uyanmamakta ısrar etmektedir. 1996’da Kardak Kayalığı için milli bir duruş sergileme cesaretini gösteren Türkiye Cumhuriyeti, işgal edilen 18 adası ve 1 kayalığı için 2004’ten beri suskunluğunu sürdürmektedir. Hâlbuki tarihi belgelerin ve antlaşmaların ‘’Düş İşleri Bakanlığına’’ 2004’ten beri ‘’beyler, bu topraklar bizim!’’ diye diye dilinde tüy bitmiştir… 1923 Lozan Antlaşması, 1932 Türk-İtalyan Sözleşmesi ve 1947 Paris Antlaşması ile sabittir ki bu adalar Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir. Ayrıca, 1939 ve 1943 tarihli İngiliz haritaları ile 1951 ve 1957 tarihli Amerikan haritalarını bakıldığı zaman da adaların Yunanistan’a mı yoksa Türkiye’ye mi ait olduğu ortaya çıkacaktır. İşgal edilen 18. ada olan Marathi Adası da 1933’te CHP tarafından Milletler Cemiyeti’ne Türk adası olarak tescil ettirilmiştir. Fakat 18 adamız ve 1 kayalığımız 6 millik Türk karasuları içerisinde olmalarına rağmen 2004’ten beri ‘’işgal altındadır’’ ve yıllar sonra tarihler 2009’u gösterdiğinde bunun farkına varılabilmiştir.

                Söz konusu 18 ada ve 1 kayalık antlaşmalara, belgelere ve dünyaca kabul görmüş haritalara bakıldığı zaman ‘’tartışmasız’’ Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir. Türkiye Cumhuriyeti, Devlet-i Aliyye’den devraldığı ‘’işgal edilen 18 adamız ve 1 kayalığımız da dâhil’’tüm borçları ödemiştir. Madem bu topraklar Yunanistan’a aitti, Türkiye’ye 1933’ten itibaren bu borçlar neden ödetilmiştir? 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması geçersiz midir? Türkler ve İtalyanlar 1932’de ‘’tarih kitapları boş kalmasın’’ diye mi sözleşme imzalamışlardır? 1947’de Paris’te devrin büyük devletleri ‘’nişan merasimi’’ için mi toplanmıştır? Türkiye ile Yunanistan onlarca yıldır savaşmadığına göre, İngiliz ve Amerikan haritalarında Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğu belirtilen 18 Türk adası ve 1 Türk kayalığı 2004’ten sonra nasıl Yunanistan’ın olabilir?

                Tekrar belirtmekte fayda var ki; bu iddialar baştan sona deli saçmasıdır, yazımıza konu olan 18 ada ve 1 kayalığı Türk devletinin toprağıdır. 18 Türk adasından ve 1 Türk kayalığından ‘’o bayraklar inmeli, o askerler gitmelidir’’. İşgalin başladığı 2004 yılından itibaren tüm bu olanlara göz yuman devlet yöneticileri TCK’nin 302. Maddesi gereğince yargılanmalıdır.