Geçen ayın son pazar günü Üniversiteler Kültür Derneği Lokalinde, cemaat hayatı üstüne sohbet edildi. Daha önce, genel olarak strateji ve taktik kavramları etrafında, milliyetçi hareketin bazı metod meseleleri tartışılmış ve sohbet cemaat hayatı noktasına gelmişti.

Cemaat hayatının ne olduğu, buna neden ihtiyaç duyulduğu görüşüldü ve bugünkü cemiyet şartlarımız muvacehesinde, milliyetçi bir sosyete teşekkül ettirebilmenin şartları ve imkânları tartışıldı. Size bu sohbetten kısa notlar sunacağız:

XXX-Cemaat hayatı, cemiyet çoğunluğundan ayrılarak, görüş, anlayış, inanç ve davranış birliğine varan fertlerin bu müştereklerini birlikte yaşamaları halidir. Cemaat hayatı bu müşterekleri çoğaltmak, sağlamlaştırmak ve dinamik bir halde yaşamak gayesini güder.

XXX-Cemaat, aynı iman ve aksiyon içinde olan fertlerin zaman ve mekân içinde birlik olması ve bütün davranışlarında ayniyet kazanmalarıdır. Cemaat hayatı birkaç yönü ile ele alınabilir:

1-Hayat karşısında tavır ve davranış birliğine varmak isteyen fertler inanılan değerlerin amelî alanı olarak cemaat hayatını kurarlar.

2-Müşterek bir cemaat hayatının dışında inanç ve davranış yakınlığına ulaşan insanlar, bu hali ayniyete yaklaştırmak ve karşısında oldukları cemiyet düzeninin sosyal baskısından kurtulup inançları istikametinde davranış serbestliğine kavuşabilmek için cemaat hayatı teşkil ederler.

XXX-Bir cemaat hayatı içinde oluşan yaşanmayan düzenler, davranış ve düşünce katılıklarına, sertliklerine yol açarak, fikrin zaferi halinde cemiyete intibakını ve arzu edilen düzenin gerçekleşmesini zorlaştırır.

XXX-Cemaat, cemiyete yön vermek iddiasını taşır ve mücadelesini sürdürdükçe, peşinden sürükleyici bir sosyal yürüyüş halini alır. Cemaat önce kültürel ve manevi birliğini sağlamak zorundadır. Yabancı olduğu cemiyet düzenine karşı sosyal, manevi ve ekonomik bağımsızlığını gerçekleştirip devam ettirebilen cemaat, düzene karşı mücadelesini çok daha güçlü bir şekilde yürütmek imkânına kavuşmuş olacaktır.

XXX-Cemiyet hayatı yaşayan fertlerin dejenere olması ve benliklerini yitirmesi kolaydır. Çünkü cemiyetimiz dışa açık, çeşitli yabancı kültürlerin yayılma sahası ve millî değerler açısından tasvip edilmeyen davranışlar için artık müeyyidesi olmayan bir ortamdır. Cemiyetin yabancı unsurlarla teması ve bu unsurların ferdî davranışlara intikal eden tesirleri çoktur. Hele bugünkü gibi cemiyette hakim olan fiili düzenin milli değerlerden çok uzaklaştığı zamanlarda bu tesir çok daha fazladır.

XXX-Cemaat hayatı veya cemaat topluluğu cemiyete göre çok daha homojen, kendi değerlerinden kolay taviz vermeyen kapalı bir yaşama tarzıdır. Bu yaşama tarzında göze çarpan büyük hususiyet, müşterek muhit içinde olanların değer ve davranışlarında sürekli bir ortaklık ve bu değerlerden sapma halinde karşılaşan şiddetli müeyyidedir.

XXX-Milliyetçi açıdan cemaat hayatı çok önemlidir. Siyasi güce sahip olmak durumunda olan milliyetçi hareket, milliyetçi ölçülere sadık olmak ve millî değerlerin cemiyet hayatında mutlak surette hakimiyetini temin etmek kavgasında olduğuna göre milliyetçiler cemaat hayatı yaşayarak millî değerlerin dinamizmini sağlamak zorundadırlar.

XXX-İtiraf etmek zorundayız ki, bugünkü şartlar altında bir cemaat teşkili ve bu sosyete içinde milliyetçi bir düzen yaşanması hayli zordur. Ancak milliyetçi hareketin içinde olanlar kolay başarı peşinde olmadıklarına ve sosyal hareketler bakımından da bir imkânsızlık tanımadıklarına göre başarının gerektirdiği her güç hareketi göğüslemek zorundadırlar.

XXX-Cemaat hayatı yaşamak isteyenler arasındaki münasebetler azamiye çıkarılır. Bunun için de mensupların, zaman ve mekân bakımından birlikleri temin edilmeye çalışılır. Yaşanmak istenen değer ve tavırlar üzerinde sık sık sohbet edilip, müzakere edilerek getirilecek düzenin mantığına intibak edilmeğe çalışılır. Bu hususlar üzerinde herkesin derinliğine düşünmesi sağlanarak, cemaat şuurunun daima uyanık tutulması ve her mensubun kendi kendini kontrol kabiliyetini kazanması temin edilir.

XXX-Cemaat çevresi, cemiyet karşısında bazı değerlerin muhafazası ve cemiyete rağmen bazı değerlerin kazanılması gayesini güttüğünden, kuvvetli bir eğitim merkezi olmak zorundadır. Başarılan bir cemaat hayatı, her şeyden önce dava adamlığı vasıflarının kazanıldığı bir eğitim çevresi niteliğindedir.

(Ocak Dergisi, Haziran 1970, Sayı:30)