Günlük tutmayı, hatıraları yazmayı insanımız önemsemiyor. Yazılmadığı için de bilgi değeri olan pek çok hatıra, tecrübe bugünlere ve yarınlara ulaşamıyor. “Kökü mazide olan ati” olabilmek için; millet ve devlet olarak geleceğimizi plânlayabilmek için hatıraların, tecrübelerin kayda geçirilmesi gerekir.

Bana, “En çok hangi tür kitapları okumak istersiniz?” diye sorulsa, “hatıraları” diye cevap veririm. Ayrıca hatırat türü eserleri tanıtan yazılar kaleme almayı da severek yaptığımı belirtmek isterim.

Son olarak, “Büyük Suçlu Türk Milleti” adlı kitap elime geçti. Yazarı Nail KOCABAY, Aydın’da yaşıyor. 1980 öncesinin çilesini çekmiş, 12 Eylül tankının da gerçek anlamda ezdiği bir Türk milliyetçisidir… Kitap, Uluçınar Yayıncılıktan, 2016 Mart ayında çıkmıştır.

“Hareketin bütün öncülerini tanıyan, o zamanki bütün teşkilatlarımıza girip çıkan; fikrimizi, prensiplerimizi kaynağından öğrenen” (s.40-41) o zamanın Gazi Eğitim Enstitüsü Ülkü Ocağı Başkanı Nail KOCABAY, kitabında, yaşadığı sıkıntı ve acılardan pek bahsetmiyor. O bu hâliyle; savaşta kolunu, bacağını kaybetmesine rağmen dimdik duran bir Mehmetçik gibidir…

Kısa önsözünde kendini dayanılmaz üzüntülere boğan konuyu şöyle ifade ediyor: “Bu çalışma; uğradığı haksızlığı sineye çekmek zorunda kalan bir insanın içinde oluşan ukdeyi anlatma gayretidir. Memleketi uydu, milleti öteki Türk illeri gibi esir olmasın diye verdiği mücadelenin sağ-sol kavgasına indirgenmesinin, kendisinin de anarşist muamelesine maruz kalmasının dayanılmazlığını ifade etme çabasıdır. Bu dayanılmazlığı büyüten; tarafı olmadığı hâlde hâlâ durdurulamayan terör karşısındaki, ‘Ülkücülere haksızlık etmişiz galiba, onlar karışmıyor ama terör yine var.’ denmiyor olmasıdır.”

Nail Bey, hatıratı hakkında da; “En çok iftiraya uğramış, haksız isnat ve ithamlara maruz kalmış, hakkı teslim edilmemiş bir gençliğin dinmeyen yürek sızılarıdır.” (s. 11) ifadesini kullanıyor. Yazar, Dündar Taşer merhumun; “Milliyetçinin bir suç işlemesi gerekmez; o, denge olsun diye suçludur. Yetkililer melek sayılsın diye suçludur. Her vesile ile suçsuz olduğunu ispat etmek zorundadır.” (s. 12) görüşü altında kalarak kitabına “Büyük Suçlu Türk Milleti” adını vermiştir. Ben, “…dinmeyen yürek sızıları” ifadesini okuduğumda, kitaba bu adı daha uygun buldum.