Yiğitlik hayranı olan, yiğitlik kendisinden olmasa bile saygı duyan bir millet… Yiğitliğin ve gücün adı pehlivanlık, Türk’ün gerek toylarda eğlendiği bir spor gerek, barış zamanında gücünü tazelediği bir savaş hazırlığı olmuştur. Her güreşene her ok atana pehlivan denilmediği gibi bir kere pehlivan unvanı almış kişinin de bunu ömrü yettiğince yaşatması şarttır. Son nefeslerini pehlivanlık unvanı için veren Küçük Yusuf’un hikâyesinden çıkan başka bir kahraman Mahmut Pehlivan, Türk’ün gücünü Silistre’nin Kızılcıklı köyünden alıp Avrupa’ya, Amerika’ya duyuruyor.

Bugün Bulgaristan sınırları içerisinde yer alan, Silistre ilinin Kızılcık köyünde bulunan ve 17. yüzyılda Konya’dan Kızılcık köyüne göçenlerin oluşturduğu Göçenler mahallesinde, 1880 yılında dünyaya gelen Mahmut Pehlivan, yaşıtları gibi çayırlarda güreş tutmayı seven bir gençti. Ancak onun güreş konusundaki yeteneği Adil Pehlivan’ın ilgisini çekmiş ve Mahmut Pehlivan’ın genç yaşta kispet giymesinin yolunu açmıştı. Güreşten güreşe atılan Mahmut Pehlivan, karşısına çıkan rakiplerinin üzerine bir fırtına gibi esiyor ve artık gözünü yükseklere dikmeye başlıyordu. Bir yolunu bulup zorlu pehlivanlarla güreş tutmalıydı; Koca Yusuf’un öğrencisi, pehlivanlığının zirvesinde Eriklili Küçük Yusuf, Mahmut Pehlivan’ın kendisini kanıtlamak için bir fırsatıydı. Bir düğünde güreş tutmaya fırsat bulabildiği Küçük Yusuf’la yaptığı güreş, galip gelen olmasa da sonrasında kendine gelebilmesi bir koç derisine sarılı olarak gördüğü uzun tedâvi süreci ve bir yıl güreşten uzak kalması ile sonuçlanmıştı. Böylelikle Küçük Yusuf, Mahmut Pehlivan’ın henüz kıvama gelemediğini ona öğretmişti. Güreş çalışmalarına devam eden Mahmut Pehlivan, Madaralı Ahmet’i güreşte alt ederek onun takdirini kazanmış; güreşte iyiden iyiye adını duyurur olmuştu. Sebeblili Hüseyin Pehlivan’la yapmış olduğu idmanlarla pehlivanlığına pehlivanlık katmış Mahmut Pehlivan için, Küçük Yusuf mâcerâsı henüz bitmemiş; tamamlanmayı bekleyen bir hikâye olarak kalmıştı. Yine bir düğünde karşı karşıya gelen ikilinin hikâyesi, güreşi bırakmış olan Küçük Yusuf’un köylü tarafından son bir güreşe iknâ edilmesiyle tamamlanacaktı. Artık yaşını almış olan Küçük Yusuf, onca yıldır sürdürdüğü pehlivanlık namının hürmetine, çektiği ağrıya rağmen güreşi yarıda bırakmayacak; yıllardır âdeta bu güreş için idman yapmış Mahmut Pehlivan ise Küçük Yusuf’u fazlasıyla zorlayacaktı. Uzun süren güreşin ardından yine bir galip çıkmamış, ancak bu son güreş Küçük Yusuf’un pehlivanlık namına ne kadar lâyık olduğunu kanıtlamıştı. Zîra güreşin ardından evine gitmek üzere yola koyulan Küçük Yusuf, göğsündeki ağrının şiddetlenmesiyle bir pehlivan olarak son nefesini verecekti.

Gençliğinin verdiği heyecanla yarım kalmasına tahammül edemediği hikâyesini, mensubu bulunduğu ve bu sporun mûcidi olan kadim ve kahraman Türk milletinin namına ve şanına yaraşır bir şekilde tamamlamak isteyen Mahmut Pehlivan, ömür boyu vicdan azabı çekeceği bir hikâye sonunda neticelendirmişti. Ancak Türk milletinin celâdet sâhibi halkı bir kez daha kendisini göstermiş ve Mahmut Pehlivan’ı yalnız bırakmayarak, halk masallarında kendisiyle aynı isimi taşıyan Dobrucalı Mahmut Pehlivan ve daha niceleri gibi kahramanlıklarla dolu yaşamların içerisinde ismini zikredip Türk gücünü,  Türk sporuyla tüm dünyaya duyurmasına yardımcı olacaktı.

Güreş dışında başka bir işle uğraşamayacağına iknâ olan Mahmut Pehlivan, köyü ve çevresindeki güreş faâliyetlerinin kendisine yetmemesi ve bu alanda açılmak istemesi sebebiyle İstanbul’a gitmeye karar verir. Ondan önce İstanbul’a gelmiş olan Adalı Halil ve Koca Yusuf gibi pehlivanların yolundan gitmek isteyen Mahmut Pehlivan dünyaya açılmak ister. Koca Yusuf’un menajeri Antonio Pierri ile Fransa, Belçika, Amerika, Hollanda, İngiltere gibi ülkelere giderler. Dünya güreşinde ‘‘Müthiş Türk’’ unvanı ile anılan Koca Yusuf’un oğlu olarak tanıtılan Mahmut Pehlivan ile güreşmek isteyenlerin sayısı tabiî çok olacaktır. 1914 yılında Hollanda’da güreşlerinde güreştiği esnâda başlayan dünya savaşı sebebiyle Varna Cephesi’nde askere alınan Mahmut Pehlivan’ın uzun süren askerliği; onun güreşlerinin beklendiği, alanlara dönüşünün arzu edildiği yurt dışında hakkında ölüm haberleri çıkmasına sebep olur.  Askerlik sonrasında güreşe geri dönen Mahmut Pehlivan, rüştünü Avrupa topraklarında dahi kanıtlamış güreş dünyasının yıldızı olarak tanımlanan Frank Alvin Gotch ile güreşmek istemiştir. 15 bin kişinin önünde gerçekleşen zorlu güreşte Mahmut Pehlivan ilk kez yenilmiştir ancak beraber dünyayı dolaşacakları takım arkadaşıyla tanışmıştır. Güreşlerden kazandıkları paranın bir miktarını Kurtuluş Savaşı sonrasında muhtaç durumda kalmış olan yetim, öksüz kız çocuklarına yardım etmek üzere Kızılay’a bağışlayan ikilinin takım arkadaşlığı, Frank’in erken yaşta ölümü ile son bulmuştur.

Batı’ya gitmiş güreşçilerimiz arasında en uzun ve en fazla güreşmiş sporcumuz olan Kızılcıklı Mahmut Pehlivan dünya şampiyonluğunun yanı sıra grekoromen alanında Avrupa şampiyonluğu ve Rus çarının madalyasını da kazanmıştır. Mahmut Pehlivan’ın uzun süreli başarılarının yanında Batı’nın dikkatini çeken özelliği pehlivanlığın getirmiş olduğu yalan söylemeyen, duruşuyla kendisine hayran bırakan kişiliği olmuştur. Batı dünyasında güreşleriyle gazetelerin gündeminden düşmeyen Mahmut Pehlivan’ın dünya mâcerâsı, 1928’de akrabâlarının da bulunduğu Eskişehir’e yerleşmesine kadar sürmüştür. Eskişehir ve çevresinde güreşlerine devam eden Mahmut Pehlivan’ın kaderi gençliğinde yazılmış hikâyeye uygun olarak devam etmiş ve tıpkı Küçük Yusuf’a meydan okuduğu gibi genç bir pehlivan da yaşını almış olan Kızılcıklı Mahmut Pehlivan’a meydan okumuştur. Soğuk bir kış gününde tuttuğu güreş sonrası zâtürreye yakalanan pehlivanımız, uzunca bir süre bu hastalığı çektikten sonra yaşama vedâ etmiştir.

Pehlivanlığı yalnızca bir spor olarak değil, Türklüğün şanından sayarak yola çıkan Mahmut Pehlivan, hiç bilmediği, tanımadığı kültürlerin içine girerek onlara Türk’ün gücünü göstermiş; başarıyı, yokluktan gelmiş bir insanın meydan okuyarak, çalışarak yakalamasını bizlere göstermiştir. Doğduğu coğrafyada, Dobruca’da halen zihinlerde şanını koruyan Mahmut Pehlivan’ın ismi hayata gözlerini yumduğu Eskişehir’de de unutulmamış ve Eskişehir’in büyük caddelerinden birine “Kızılcıklı Mahmut Pehlivan Caddesi” ismi verilmiştir. Gücün simgesi olarak pehlivanlık namını yaşayan Kızılcıklı Mahmut Pehlivan, Eskişehirspor’un en ateşli taraftar grubuna Kızılcıklı adının verilmesine de kaynaklık etmiştir. Ergene’de bu yıl 7.si düzenlenecek olan ve Kızılcıklı Mahmut Pehlivan’ın adının verildiği yağlı pehlivan güreşleri de pehlivanımızın adının yaşatılmasına vesîle olmuştur.

Silistre’nin Kızılcıklı köyünden başlayıp, tüm dünyaya yayılan ve 3 Şubat 1931’de Mahmut Pehlivan’ın Eskişehir’de hayata vedâ etmesiyle son bulan bu kahramanlık öyküsünün pehlivan ruhlu tüm Türk gençlerine örnek olması temennimiz ve Kızılcıklı Mahmut Pehlivan’ınımıza saygılarımızla…