Kırım Tatarlarının millî lideri Kırımoğlu’nun mücâdelesi basit biçimde anlatılıp geçilebilecek bir konu değil; bilâkis dünyanın örnek alması gereken bir mücâdeledir. Kırımoğlu, dünyâya silâhsız mücâdele yöntemini öğretmiştir. Bir lider düşünün: Henüz altı aylıkken vatanından koparılsın, ömrünün ancak üçte birini vatanında geçirebilsin, yüzbinlerce vatandaşını kaybetsin; tüm bunlara rağmen mücâdelesi süresince eline silâh almasın. Onun bu özelliği kendisine farklı milletlerden de mücâdele arkadaşları kazandırdığı gibi Rus yöneticileri ise çileden çıkarmaktadır. Bugün Kırım’da Tatarların aşırıcı ve terörist olarak nitelendirilmelerinin nedenlerinden biri de budur.

Kırımoğlu ve çevresindekilerin mücâdelesini bilenler maalesef konuya ilgi duyan bir avuç insandan ibârettir. Günümüzde, bu konuda yayınlanmış eser sayısının yetersizliğini de söylememiz gerekir. Ancak konuya dâir çalışmaların zamanla artacağına olan inancımız da vardır. Sovyetlerin sürgün sırasında elindeki propaganda silâhını çok iyi kullandıkları bilinmektedir. Dönem itibârıyla yetersizlikler Kırım Tatarlarının seslerini duyurmalarına mâni olmuştur. Fakat bugün imkânlar elverişlidir. Târih tekerrür etmesin diye Kırım’da yaşananları dünyâya anlatmak önemli bir sorumluluktur. Bu niyetle hazırlanmış 1944 Sürgününü konu edinen belgesel filmi “Kırımoğlu – Bir Halkın Mücadelesi” hem Kırımoğlu’nun hem de Kırım halkının mücâdelesini en iyi şekilde ele alan çalışmalardan biridir. Neşe Sarısoy Karatay’ın yönetmenliğinde hazırlanan belgeselin metin-senaryo yazarlığını ve yapımcılığını üstlenen isim Zafer Karatay’dır.

1958 yılında Ankara’da dünyâya gelen Karatay, Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünden mezûn olduktan sonra Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Genel Türk Tarihi bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Uzun yıllar boyunca TRT bünyesinde önemli çalışmalarda bulunmuştur. Ayrıca Kırım Tatar Millî Meclisi Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanıdır. Türk târihi ve kültürü hakkında çok sayıda belgesel ve programa imzâ atan Karatay, Kırım ve Türk dünyâsı için aktif mücâdele içerisinde olan bir isimdir. Özellikle, Türkiye’nin en prestijli ödüllerinden Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin Sedat Simavi Ödüllerinde, “Yılın En İyi TV Programı” ödülüne lâyık görülen üç belgesele imza atmış Neşe Sarısoy Karatay’ın yönetmenliğinde hazırlanan belgesel büyük yankı uyandırmış, aynı isimle 2019 yılının Kasım ayında Zafer Karatay tarafından kitap hâline getirilmiştir.

Görsel materyaller, öğrenmede ve hafızada tutmada sağladığı kolaylık inkâr edilemese de herkesin tercih etmeyeceği bir yöntem olabilir. Bir konuyu okuyarak öğrenmek kimilerine daha câzip gelebilir. Dolayısıyla Karatay’ın belgeselden uyarlanan kitabı, ihtiyacı giderecek, yerinde bir adım olarak düşünülmelidir.

Kırımoğlu – Bir Halkın Mücadelesi adlı eser, on iki ana bölümden müteşekkildir. Kırım’da sürgünden bugüne yaşananlara değinilen kapsamlı çalışma, aynı zamanda bir Kırımoğlu portresi çizmektedir. Kırım Türklerinin röportajlarına yer verilmiş, yer yer yazarın kaleminden mâlûmat aktarılmıştır. Kitap bu hâliyle bir sözlü târih çalışmasını da andırmaktadır.

Kitap okunduğunda sürgünün acı hâtıralarıyla yüzleşmekle birlikte Kırım’ın târihine dâir bilgiler ediniliyor. Bununla beraber Karatay, uzun yılların ardından vatanlarına geri dönebilen insanların oradaki hayatlarına da değiniyor. Anlaşılıyor ki doğup büyüdükleri ocaklarına Ruslar tarafından el konulsa da Kırım Türkleri için mühim olan, vatanlarında yaşayabilmeleridir. Kimi çadırda yaşıyor kimi elinde avucunda olanla başını sokabileceği bir ev yapmakla uğraşıyor kimi de toprağın içine kazdığı kuyuda uyuyor.

Bir hâdiseyi bizzat yaşayanlardan dinlemek, gerçekliği husûsunda şüpheye pek yer vermediği gibi, etkileyici de bir yöntemdir. Kitapta beni en müteessir eden noktaya burada değinmek istiyorum. Kırımoğlu’nun kayınvalidesi Naile Seyitveli, aradan neredeyse 70 yıl geçtiği hâlde yüreğinden silip atamadığı korku ve çâresizlik hissini bize şöyle aktarıyor: “Gitsin bu lanet trenler bir daha gelmesin, Allah bir daha kimseyi böyle vatanından etmesin!” (s.39) Naile Seyitveli’nin basit bir serzeniş gibi görünen bu sözleri üzerine belki ciltlerce kitap yazılabilir.

Kitapta Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından yaşanan gelişmelere yer veriliyor. Böylece, Sovyet öncesi ve sonrasını kıyaslayabilme ve diplomatik anlamda mecbûrî bâzı küçük farklılıkların dışında Rusların Kırım Tatarlarına bakışının aslâ değişmediğini görme imkânı elde ediliyor.

Özgürlük yolunda dikkate şâyan adımlar atan Kırım Tatar Millî Meclisi’nin faâliyetleri ve Kırımoğlu’nun başarılı siyâsî yaşamı da kitapta ele alınan konular arasındadır. Kırım millî mücâdelesinin bir anlamda Kırımoğlu ile bütünleştiği söylenebilir. Hürriyet ateşini yakanlar ise Kırımoğlu ve etrâfındaki cefâkâr insanlardır. Cezâ kamplarında, hapishânelerde ve sürgünlerde ömür tüketerek milletinin hürriyeti için uğraş veren büyük lider Mustafa Aga, Rusların çözüme kavuşturamadıkları mühim bir mesele olarak karşılarında durmaktadır.

Kırım millî mücâdelesi bugün de devam ediyor. Lider Kırımoğlu’nun Kırım’da bulunamayışı anka kuşu misâli küllerinden yeniden doğan Kırım halkını mücâdeleden alıkoymuyor. Bu inançlı liderin Kırım’ın bağımsızlığını göreceğine bizim de inancımız tamdır. Zafer Karatay’ın adıma imzâlama nezâketi gösterdiği kitabının girişinde yazdığı gibi özgür Kırım’da kahve içeceğimiz ve Kırım’da Tarak Tamgalı Gök Bayrağın yeniden, gururla dalgalanacağı günlere inanç ve özlemle…