Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

YURTKURTARAN SAVAŞI: BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİNE GİDEN YOL -3- NİHAYET İZMİR’İN KAVAKLARI

Bakanlar Kurulu taarruz kararını onaylamıştı. Taarruz için harekete geçileceği tarih düşmanın geçen sene Sakarya’ya yürüdüğü güne denk geliyordu. Baskın nasıl olurmuş göreceklerdi. Mustafa Kemal Paşa bu işi kökünden halletmek için cepheye hareket edecekti. Bunun gizli kalması için de Ankara’daki Azerbaycan Büyükelçiliği yardımcı olacaktı; küçük bir çay partisi düzmecesiyle. Bu esnada üç Türk kolordusu Güney’e kaydırılmıştı, üstelik düşmanın ruhu bile duymadan. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’ya artık ordulara yazılı emrinizi verebilirsiniz paşam; 26 Ağustos Cumartesi sabahı taarruza geçiyoruz diyordu. Bir Türk askeri Yunan tarafına sığınmış gibi yaparak bir Yunan tümeninin komutanına…

Devamı
Eylül 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

YURTKURTARAN SAVAŞI: BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİNE GİDEN YOL -2- SAKARYA’DAN ÖTESİ

Mustafa Kemal Paşa cepheyi dolaşarak stratejisini kurmaylarıyla paylaşmaya devam ediyordu. Mangal Dağı’nın da asıl mevziinin içine alınmasını söylemişti. O sırada at sigarasından ürkmüş olacak ki Mustafa Kemal Paşa üzengiye ayağını atar atmaz O’nu yere düşürmüştü. Maalesef iki kaburga kemiği kırılmıştı ve bunlardan biri akciğere değdiği için kımıldamadan istirahat etmesinden başka bir yol yoktu. Ankara’ya geri dönmüştü. Dönse de doktorun tavsiye ettiği kadar yatmadan tekrar cepheye hareket etti. İsmail Hakkı Bey’in de taburunu toplayarak iki gün içerisinde cepheye katılmasını emretmişti. Eskişehir-Kütahya Muharebelerinde ve diğer çarpışmalarda ağır yaralanan askerler de tam toparlanmamıştı…

Devamı
Ağustos 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

YURTKURTARAN SAVAŞI: BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİNE GİDEN YOL -1- SAKARYA’DAN BERİSİ

Devlet-i Âli’nin düvel-i muazzama karşısında verdiği büyük ve çetin savaşların sonucunda, Anadolu’nun hâleti rûhiyesi, Türk anasının “Büyüğü Balkan Harbi’nde, ortancayı Çanakkale’de kaybettim; küçüğünü veremem artık onlara.” sözlerinden anlaşılabilmekteydi. Onlar dediği ise İsmet Paşa idaresindeki Batı Cephesine, asker toplamaktan sorumlu görevlilerdi. Osmanlı bakiyesini hür ve müstakil bir vatan toprağı kılmak için Mustafa Kemal Paşa’ya inananların mücadelesine tanık oluyordu zaman. Ve tarihler 1921 Nisanı’nın birinci gününü gösteriyordu İnönü’de. İsmet Paşa, düşmanı geri çekilmeye zorlamak için karşı taarruz planı hazırlamış ve uygulamaya koymuştu. Ankara’da ise olabildiğine gergin bir iklimde kaygı dolu bekleyiş sürmekteydi.…

Devamı
Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

KÜRTÇÜLÜK VE TARİKATÇILIK KISKACINDA BİR TÜRK SUBAYI: ORGENERAL MUSTAFA MUĞLALI PAŞA-II

Emekli bir Orgeneral olarak askerlik mesleği sona eren Mustafa Muğlalı Paşa ile hem tarikatçıların hem de Kürtçülerin sözüm ona hesaplarının görülmesi için fırsat kollandığından yukarıdaki satırlarda da bahsetmiştik. Türkiye’de 1946 seçimleriyle birlikte başlayan çok partili hayatın önemli bir nüvesi olarak Demokrat Parti, ana muhalefet pozisyonundadır o yıllarda. Etkin bir siyaset yapmak isteyen Demokrat Parti’nin içinde yuvalananların ise asıl derdi başkadır. Tabi bu yuvalanma hikâyesi biraz da partinin genel politikasıyla ilgilidir. Kurulup meclise girdiği ilk yıllardan beri DP politikacıları özellikle Doğu Anadolu’da Kürtçü aşiretlerle ve genellikle Nakşibendi’ye mensup şeyhlerle yani tarikatçılarla…

Devamı
Şubat 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

KÜRTÇÜLÜK VE TARİKATÇILIK KISKACINDA BİR TÜRK SUBAYI: ORGENERAL MUSTAFA MUĞLALI PAŞA

Deriz ki: Bir Türk ancak zeybek oynarken diz çöker. Orgeneral Mustafa Muğlalı da hiç şüphesiz böyle bir Türk’tü. Üstelik kendisi zeybeğimizin en hâlis örneklerinin icra edildiği Muğla’nın bir yiğidiydi ve zaten memleketi de ona, soyadı olarak verilmişti; ilgili kanundan sonra. Mustafa Muğlalı’nın diz çökmeme hikâyesine olan yönelimim elbette kendimin bir vakit Muğla’da bulunmamla veya Muğla’ya olan yakınlığımla alakalı bir husus. Muğla Merkez (Menteşe)’de bir İşhanı’na verilmiştir Orgeneral Mustafa Muğlalı ismi. O dönem ne zaman hanın içinden geçsem merakım katmerlenirdi. Nihayetinde araştırdığımda, Cumhuriyet tarihinde subaylarımızla uğraşılmasının sadece sözde Ergenekon ile Balyoz…

Devamı
Kasım 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

SERDEN GEÇEN ER OSMAN YÜKSEL

Bir âlem özlüyorum; asr-ı saadet gibi ebedi faziletlerin, kavi imanların, temiz vicdanların hüküm sürdüğü bir âlem. Bu âlemin sakinleri, kelimenin tam ve hakiki manasıyla insan olsun; içleri huzur, dışları nur ile dolsun. Böyle diyor; ülkücü hareketin delisi, Torosların hırçın çocuğu, Deli Rüzgâr Osman Yüksel Serdengeçti, böyle diyor ve tüm hikâyesi olan adamlar gibi o da kendi manasını sanki bu sözüyle açıklıyor. Ve biz de 33 senedir kendisine olan özlemimizi bir türlü açıklayamıyoruz. Onu biraz olsun anlatabilirsek vefa borcumuz defterden düşülür mü ki diye düşünüyoruz. Osman Yüksel Serdengeçti, Birinci Cihan Harbinin…

Devamı
Ekim 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

GÖK”ALP”LİĞİNİN YANISIRA GÖK”EREN”DİR O ZİYA GÖKALP’TİR

Ekim ayının sonlarına yaklaştığımız bu devrede, değeri hem kendinden hem de ömrünü vakfettiği büyük Türk milletinden menkul bir aydınımızın vefatının sene-i devriyesini idrâk ediyoruz. 25 Ekim 1924 tarihinde henüz 48 yaşında ebediyete intikal etmiş Mehmet Ziya (Gökalp) Beğ’den bahsediyorum. Bizim için önemi ve kıymeti zaten malumdur. Fakat ben bir imparatorluk coğrafyasının Doğu şehirlerinden birinde (Diyâr-ı Bekr) 140 sene evvel 23 Mart 1876 tarihinde doğup, aynı imparatorluk coğrafyasının bir Batı şehrinde (Selanik) 1911 yılında fikir dünyasına katılarak mefkûre ateşi ile bütün Türkleri ısıtan Ziya Gökalp’ten biraz fazla söz etmek istiyorum. Türk…

Devamı
Eylül 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

GEÇ KALMIŞ BİR İSLÂMCILIK ELEŞTİRİSİ

Dipnotlar, adı üstünde dip not olarak bir metnin sonunda verilir; metnin bir bölümü ile ilgili açıklama yapmak için, bunlar yerini metne göre hatırlatma ya da uyarı olarak da alabilir tabi. Ben şimdi alışılagelmişin dışında en önemli gördüğüm dipnotumu ilk paragraftan veriyorum: İslâmcılık, beşeri icattır, Müslümânlıkla ilgisi yoktur; İslâm siyasi ideoloji olacak olsa Yaradan yazardı bir doktrin geçerdi, Kur’ân ile müjdelemek yerine. Bu dipnotu baştan vermemin sebebi şu ki yazı boyunca kavram olarak İslâmcılık kelimesini sıklıkla kullanacağım, temennim odur ki bu kullanımı her yaptığımda tenkide başvuracağımdan dolayı okuyucunun kafasında İslâm ile…

Devamı
Temmuz 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

BOSNA ŞEHİDLERİNİN RUHANİYETİ HATIRASI ÖNÜNDE BİR ALİYA İZZETBEGOVİÇ ANMASI

Kıymetli okurlar; Yeni Ufuklara Doğru şiarıyla yola çıkmış olan Yeni Ufuk Dergisinde, bugüne değin bu üçüncü yazı teşebbüsüm oluyor. İlk denemem, Ülkücülük tahayyülümün değerli büyüklerimin bu Ülkücülüğün önemli bir tasavvurudur genişlet ve yaz bunu deyip destek olmalarıyla ortaya çıkmıştı; ikincisi ise naçizane biraz edebi kaygı gütmeye çalıştığım bilinç akışına dayalı mola verme havasında bir fecir hikâyesi olarak oluşmuştu. Bu üçüncüyü ise, öğrendiğim bir günden beri beni derinden etkilemiş olan Srebrenitsa Katliamına ve yine tanıdığım bir günden beri beni fikirleriyle içimden sarsmış olan Aliya İzzetbegoviç’e ayırmak istedim; bunu inşallah önce alçak…

Devamı
Haziran 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

BİR FECİR VAKTİNDE KENDİNİ BULAN İNSAN

Fecrin ak çizgisi, tam da kavram üstünde olduğu haliyle, adeta yatık bir çizgi gibi belirmişti yine o saatlerde; ben bu saatlere hiç de yabancı değildim oysa. Bizim gibi geceden uykusunu satılığa çıkarıp, sabah da pahalıya alanların saatleridir tam. Yalnız bana bu sefer tanıdık gelmeyen şey, kendimi fecir vaktinde gözleme devam ederken bulmamdı; gayri ihtiyari belki ama son derece de şikâyetsiz. Öylece dalmıştım benden bilmem kaç ışık yılı uzaklıktaki yakınlığa. Fecrin beliren o ak çizgisinin üstünde, o anlık sona ermek üzere olan varlığından bir haber heybetli kara çizgi oradaydı henüz. Benim…

Devamı