Nisan 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

20. ASRIN KURT KAYASI: ANTEP

Tam 100 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu Almanya’nın yanından girdiği 1. Dünya Savaşını itilaf devletlerine karşı kaybetti. İşgal kuvvetleri, imparatorluğun kadim şehri İstanbul başta olmak üzere yurdun dört bir yanını istila etmeye başladı. İtilaf devletleri özelinde “yılanın başı” tabirinin çok yakışacağı İngilizler, Mondros Mütarekesinin 7. maddesine dayanarak 15 Ocak 1919’da bir süvari tugayı ve beraberindeki kuvvetle Antep’e girdiler. Amerikan Koleji ve çevresindeki Ermeni evlerini kışla ve karargâh edindiler. İngilizler, sözde kışı geçirmek ve hayvanlara yem temin etmek amacıyla Antep’i işgal ettiklerini açıkladılarsa da, bir ay sonra Maraş ve Urfa’yı da işgal…

Devamı
Ekim 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

GÖK KUBBENİN BİR HOŞ SADASI: BİLGE MİHMANDAR ALİYA İZZETBEGOVİÇ

Siyaset ve ahlak anlayışı ile birgün Bilge Kral olarak ismiyle anılacak olan “Bağımsız” Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı merhum Aliya İzzetbegoviç, 8 Ağustos 1925’te Bosna Hersek’in kuzeyindeki Bosanski Samac şehrinde dünyaya geldi. Babaannesi Üsküdarlı bir Türk olan Aliya İzzetbegoviç, Mustafa ve Hiba çiftinin beş çocuğundan biriydi. Üç yaşındayken ailesiyle Saraybosna’ya taşınarak, eğitimine burada başladı. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitirdi. 20. yüzyılın en önemli İslâm düşünürleri ve siyasetçileri arasında yer alan Aliya İzzetbegoviç, kültürel ve coğrafi açıdan Avrupa’nın ortasında yer alan bir ülkede yetişmiş olması sebebiyle, diğer çağdaş İslâm düşünürlerine nispeten…

Devamı
Eylül 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

BİR AYRILIK BİR YOKSUZLUK BİRİ DE ÖLÜM

Sene 1938… Kırşehir’e bağlı küçük ilçemiz Çiçekdağı’nın Kırtıllar Köyü’nde –bugünkü adı Abdallar- “Aydost” deyince yeri göğü inleten Muharrem Usta’nın, kulağına Neşet ismi okunacak olan oğlu dünyaya geldi. Muharrem Usta düğünlere giderek türküler okuyan, bağlama ve keman çalan bir abdaldı.  Neşet, altı yaşındayken babasının eline tutuşturduğu zille başladı her şey. Babası ve ağabeyi ile gittikleri düğünlerde babası bağlama, ağabeyi keman çalarken o bir elinde zille köçeklik yapıyordu. Esasen Neşet’in de gönlü bağlamadan yanaydı ama babasının yanında çıkıp da çalamazdı. Hayatı boyunca mağrur bir insan olarak yaşadı ve köçeklik o yaşlarda muhakkak…

Devamı