Aralık 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

ANNE VE TÜRKÇE

Ah annem! Toprak tenlim. Türkü ellim. Evin huzuru, gül bakışlım. Gönül çeşmemde bülbül ötüşlüm. Hanemizin ahengi, dertlerimize deva veren rengi… Yüreğimin terennümü… Çayımın tomurcuğu… Burcu kokulum. Hayal gülüşlüm. Haykırışında sevgilim, duygusunda nağmelim. Sesi Türkçe’m, gönlü Türk’çem, sütü Türkçe’m! Bu yazıyı Türkçemizin aklığına, annelerimizin sevgi ve letafetlerine ithaf ediyorum. Türkçemiz, vefa gibi güzel, annemiz gibi bizden ve bizim, hatıralarımız gibi içimizdendir. Onda mûsıkî, mimari ve estetik vardır. Türkçemiz, terbiyemizdir. ”Biz mi bir rüyâ ve terbiye âlemindeydik? Çocukluk mu bize çevremizi böyle gösteriyordu? Büyükler mi çocukların yanında nasıl konuşulur, bunu tam bir…

Devamı
Kasım 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

ESERLERİYLE BAHAEDDİN ÖZKİŞİ

  Kasımda aşk başka derler. Doğru mudur? Aşkın bir ayı mı olur yahu! Aşkın zamanı olmaz, zamansız yaşanır. Aşkın tabiatında vardır; zamanı aştırır. Kasımda aşkı bilmem ama ‘’hasret’’ başkadır. Lakin bilirim, hasretin de zamanı olmaz. Hasretimiz, yaşanmayan bir zamana olduğu için başkadır. Yaşamadığınız çağlara, görmediğiniz kişilere hasret ayıdır, kasım. Zamanı aştıran da bu duygudur. Hasretsen, zamanı aşmışsın demektir. Zamanı aşmış insanların yaşadığı çağı ve o çağı yaşayan insanları özlüyoruz.  Mustafa Kemal’i, Osman Yüksel’i, Bahaeddin Özkişi’yi, ayrıca 10 Kasım’dan evvel ve sonra ebedi âleme göçmüş âşık adamları rahmetle anıyoruz. Türklüğüne âşık, milletine…

Devamı
Eylül 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

ÇEMBERLİTAŞ

Dündar Taşer’e Şehirleri, ağaçları, insanları okumak lazım. Ardıç ağacını okumak lazım. Ardıç kuşunu okumak… İstanbul’da Bukeleon Sarayı’nı okumak lazım. Ankara’da Hacı Bayram’ı, Augutus Tapınağı’nı; İstanbul’da Ayasofya’yı, Çemberlitaş’ı okumak lazım. Hacı Bayram’a Augustus Tapınağı’na dergâh yaptıran neydi, soruyor Ahmet Hamdi Tanpınar. Neydi acaba? Ya Hz. Peygamber’in büyük dedesine Bukeleon Sarayı’nı anlattıran? Binaların insana söylediği sır hangi dildendir? Şehirler ne anlatır insana? Peki, bir taş? Dündar Taşer’e övgüler yazdıran bir taşın insanlardan beklediği nedir? Tarihin bizden istediği? ”Lisan, insanlara düşüncelerini gizlemesi için verildi” diyor İskender Öksüz. His ise, düşünceleri ateşlemek için değil…

Devamı
Ağustos 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

BİZE NELER OLDU?

(ZİHNİYET, KOMPLEKSLER ve SİTEM) İnsan dedik! Seslendik, anlatmaya çalıştık. İnsanı anlatamadan kendimizi ”sevgi pınarı”nın içinde bulduk. Kaybedecek vakit yoktu. Lafı peynir gemisine yükleyemezdik. İnsanı bir an önce anlatmalı, özünün farkına vardırmalıydık. Gerçekten de buna mecburduk. Hala daha mecburuz. Birbirimizi sevmenin önemini bilmeliydik. Sevmesek bile, bir hukuk tutturmalıydık. Zaten, sıkıntılarımızın ekseriyeti ya sevmememizden ya da aramızdaki hukuksuzluğumuzdan kaynaklanmıyor muydu?  Bunu bile fark edemedik ya da kabul edemedik. Yahut idrak edemedik. İnsan dedik, anlata anlata bitmez bir deryanın içinde yuvarlandık, durduk. Anladık mı insanı? Nerdee… Yine de kıyısından, berisinden dokunmaya, temas etmeye…

Devamı
Haziran 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

11. IŞIK: “MESELE”CİLİK

Dündar Taşer’e; “O ilimci değildi, sanatkârdı. Anlattığı şeylere uzaktan veya tepeden bakmıyor, bizzat yaşıyordu ve etrafındakileri de böyle bir atmosfer içinde yaşatıyordu. Bu bakımdan Taşer bizim yakın tarihimizde en çok Yahya Kemal’e benzer. İşin asıl hayret verici tarafı, Yahya Kemal’in Türk kültür ve medeniyetine ait değerleri kendi hayatında yaşamış, yani o medeniyeti görmüş adam olmasına karşılık, Taşer Türkiye’de batının nefeslerini her an ensemizde hissettiğimiz bir dönemde doğup büyümüştü. Buna rağmen biz onu dinlerken karşımızda tarih sayfalarından çıkmış bir adam var zannederdik. Bu tarih Türklüğün bütün tarihi idi ve sanki Taşer’in…

Devamı
Nisan 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

SEVMENİN ANAHTARI

Yaşamadığım çağlara hasret duyuyorum. Hep söyledim oysa! Yine söylüyorum; yaşamadığım bir çağın hasretini duyuyorum. Hasreti de vuslatı da tarihte okudum. Aklı aşan, hafızayı zorlayan hayallerimi, hasret ile vuslat arasında hissedilen duygunun eşiğinde yaşadım. Renklere anlam veren babamdı ve hep o renklere boyadım hayatımı. Pembe ile yeşil! Gül pembesi çocukluğuma, turkuaz hayaller yükledim. Sonra yeşile kaçtı rengi hayatın. Bir çınar ağacı yaprağının keskin kıvrımlarında yaşadım hayatı. Yavaş yavaş hâkî renge çalacağını düşünerek… Ağlayarak gözlerimi açtığım bu pembe dünyaya, gülerek hâkî renkle son vermenin umuduyla hep tutundum. İnsanları gördüm bir tarafta… Yaşananları,…

Devamı
Şubat 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

MÜRÜVVETİMİZİ ARARKEN MESELELERLE KARŞILAŞMAK

Emine Işınsu’nun ”Çiçekler Büyür” adlı eserini okudum. Okurken, neredeyse her satırında aklıma gelen ve aklımdan hiç çıkmayan ülkücü bir şehit vardı. Romandan çıkardığım ders hayli fazlaydı lakin beni meşgul eden, düşündüren hep o şehit idi. ”Kolum yastık olsun siz bozkurtlarıma Yolunuzda ölmek onur veriyor” demişti. Ölmeden önce, bir mısra ile dillendirmişti şehadetini… ”Ben bir Türk anasıyım, Mürüvvet adım Tarihteki Kara Fatma olaydım Evvelallah ülkücülük muradım Çağrınıza gelmek onur veriyor” dörtlüğü ile bize, ”ülkücü” duruşun saf, duru halini gösteriyordu. Mürüvvet Kekilli! Rahmet olsun… Romanın neredeyse her cümlesini hissede hissede, romanın içine…

Devamı
Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

MEŞVERET SOFRASINDAN MÜŞAVERE KAŞIKLAMAK

İnsan… Her bir ‘’ol’’ emrinin içinde, oluşun ve yenileşmenin verdiği değişimle büyümekte, olgunlaşmakta velhasıl yaşamaktadır. Her bir anın fotoğraf kareleri gibi yan yana gelerek oluşturduğu zaman telakkisi içinde bunalımlar, çırpınışlar, sevinçler, hüzünler, hasret ve vuslatlar yaşamaktadır. Üç boyutlu maddeler aleminde, kendisine lütfedilmiş mekanlar içinde gel-gitleri ile hürriyet peşinde koşmaktadır ve tabiri caizse kendisini aramaktadır. Duyularıyla fark ettiği her meta ve kavrama kendinden mana vermekte, onu kendi süzgecinden geçirmekte ve anlamaya çalışmaktadır. İnsan, duyularıyla fark ettiğini idrak etmeye, yani; “metaya kendinden değerler atfederek’’ idrakine almaya çalışmaktadır. İdrak ettiğini, şuurun demir parmaklıklarına…

Devamı
Ocak 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

TARİHÎ KIRILMA ANLARI VE DÖRT MESELE

’Bize Neler Oldu’’ başlıklı yazımızda üstü kapalı, sabuna dokunmayan bir değişimden bahsetmiştik. Arkadaşlar yazının anlaşılmadığını ifade ettiler. Ben de anlaşılsın diye değil, ilgilileri tarafından irdelensin ve sorulsun diye karmaşık yazdığımı ifade etmiştim. Bu çalışmamızı, o yazımızın anlaşılmayan taraflarını yine sorular sorarak, biraz da açıklayarak devam ettireceğim. Vermek istediklerimin tamamını veremeyecek olduğumu biliyorum. Eksikliklerimi affedin ve mazur görün. Çalışmamızın temel konusu, Türk düşünce tarihinin kırılma anları! Ülgener hocamızdan ilhamla, zihniyet değişimi! Sabri Ülgener’in İktisadi Çözülmenin Ahlâk ve Zihniyet Dünyası adlı kitabının ‘’Ortaçağ İktisat Ahlakı ve Çözülme Devri Zihniyeti’’ bölümünde, Ortaçağ’ın iktisat…

Devamı
Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

BABALAR VE OĞULLARI

Barış Manço’ya ve bütün babalara… Susan bir babanın konuşmaya çalışan oğluyum. Babamın sırları ile dolu hayatında çocukluğumdan hatırladığım tek isim, Barış Manço. Babamın bana anlattığı ne bir siyasetçi var, ne bir futbolcu ne de bir ünlü isim. Çocukluğumdan bildiğim bir şey var ise babamla, o da Barış Manço’dur. Beni tanıyanlar bilirler, uslu bir çocuğumdur. Oysa babamın yanındaki haytalıklarım bir hayli fazla. Sevdiğim insanların yanında şımarıklığımı da yine tanıyanlar bileceklerdir. Şimdi niye mi bu kadar şımarıyorum? Bu yazıyı yazarken, sürekli babamı hatırlayışımdan sanırım. Ama öyle edeplice, öyle anlamlı bir şımarıklık bu.…

Devamı