Şubat 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

SIR AŞKTA

Vefa, İstanbul’un kenar semtinde oturan entelektüel bir yazar adayıdır. Vefa, bu sokağı tanımak için taşınmıştır. Normalinde modern dünyanın insanıdır.  Taşındıktan yaklaşık iki yıl sonra manevi bir buhrana girer ve Anadolu’ya uzun bir yolculuğa çıkar. Muhsin ise Vefa ile komşu, küçük bir köşker dükkânı vardır, tasavvuf ehli bir insandır. Anadolu’nun uzak bir kasabasında basit bir otel odasına yerleşen Vefa, ıstırap çekmektedir. Bu nedenle Muhsin’e bir mektup yazıp dertlerini dökmek ister. Fakat hiç bir şey yazamaz. O da boş kâğıdı zarfa koyar, Muhsin’e gönderir. İşte aşağıdaki mektup, Muhsin’in gelen boş kâğıdı yazıp…

Devamı
Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

KELAMA KÜSMÜŞ KALEM

Sor Haluk sor! Bana da sor gök kubbeyi başıma yıkan meseleyi.  Kapı içeriden kilitli, rüzgâr ne yandan esse nevi şahsına münhasır. Ucuz pazarlarda huzursuz benim deli ruhum. Maksadını izahat etmeyi bile beceremeyen bir nesli sor! Rüzgâr ne yandan esse ciğerimizi yakıyor. O da biliyor, akşama sofra tam takır. Birde tellal mı çağırsak yanı başımıza. Hani bağırsa şöyle fütursuzca, “Yağma var koşun!” Koşunya! Koşun ama akşama sofra tam takır. Ne kaldı ki muhabbete gönlünü kapamış insanoğlundan geriye? Onlarca çeşit yemek var buyurun; tıka basa doyurun midenizi, ruhu aç acizler! Koşun yağma…

Devamı

ÖLÜM VAR

                Mavi bir ölüm! Yani okyanusların engin gizeminde yapayalnız ve sessiz; gökyüzünün sonsuz boşluğunda kaybolmuş gibi… Hani, diğer mahalleye gidiverip geliverecekmiş cinsinden “hoşça kalın” der gibi…                 Bir ömre bedel cümleler vardır, hatta bir ömre bedel kelimeler… Hoyrat bildiğimiz insanlarda ki narinlikleri çıkarır ortaya. Candan söylenmiş bir “hoşça kal” da gizlidir bazen, bazense yapayalnız yenmiş bir yemekte… Sayfalara yazılamamış binlerce kahır vardır, binlerce ümit… Her birinde ayrı bir güzellik… Günü geldiğinde bırakıp gidilecek, her madde her mana…                 Ölüm var! İyi ki de var! Ya hesap gününün ayar…

Devamı
Haziran 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

İÇİMDEKİ DELİ

Daha dün yanımdaydı, üşüyen bir yalnızlık… Oysa şimdi öyle mi? Hayır! Kibir elbisesini çıkarıp, uysal bir kulağa döndüm uzun zamandır. Herkes benim dostum artık! Dört duvar arasına sıkışıp, günleri eskitmek ve özgürlüğü özlemekten yorulmuştum; şu an sokaklar evim, gökyüzü evimin çatısı… Ne mutlu bu deli halime! Elimdeki bu pantolonu geçen gün eski bir öğrencim verdi. Ben de sokak sokak dolaşıp onu verecek başka bir deli arıyorum. Bacağımda bir pantolon var ve ikincisi yük oldu başıma… Zaten ne için deli olmaya karar vermiştim? Aklıma esen her şeyi özgürce yapmak değil miydi…

Devamı