Mayıs 2020 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2020 

BU YAZI NEDEN YAZILDI?

Zaman zaman söz sahibi kişilerin Türk milleti hakkında bizim millet ahlâksız, geri, bir iş yapamaz, adam olmaz gibi iddialarda bulunduklarını görürüm. Korona virüs konusunda konuşanlardan biri “Şimdi eve gelene niye kolonya tutulduğunu anladım.” dedi. O zaman aşağılamalar karşısında söylediğim “Siz bugünkü halimize bakarak konuşuyorsunuz. Oysa biz, bir zamanlar her alanda dünyanın tartışmasız bir numarasıydık. İlim, teknik, medeniyet, ahlak bizde idi. Modayı bile biz oluşturuyorduk. İbni Sinâlar, Akşemseddinler bizim içimizden çıkmıştı, bize yol göstermişlerdi. Unuttuklarımızı hatırladığımız gün biz yine aynı millet oluruz. En ileri, en temiz ve en ahlâklı gibi …”…

Devamı
Nisan 2020 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2020 

YENİ BİR DÜNYA KURULDU

Müslümanlar Avrupa’ya ulaşmak için kendilerini çoluk çocuk nehirlere, denizlere atarken… 1994 yılının sonları. Zamanın Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand ağır hasta. Âhiret hakkında bilgi almak için Jean Guitton’u ziyâret etmiştir. Jean Guitton, Papa VI. Paul’un danışmanlığını yapmış bir düşünür. İnançlı bir Katolik, bilimler akademisinin üyesi bir büyük din bilgini. “Tanrı ve Bilim” adlı kitabı çok satanlar listesinde olmuş bir filozof. Fransız L’Express dergisi Avrupa’da “dine dönüşü” kapak konusu yaptı. Hz. İsa’dan haberi olmayan yeni nesiller, meraklarını gidermek için İslâm’ı incelemektedirler. İnsanlar Allah’a ihtiyaç duyuyorlar, diye yazdı. 1995 yılının başları. Alman Der…

Devamı
Mart 2020 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2020 

GALİP ERDEM SIRADIŞI BİR ŞAHSİYET

Çelimsiz, ufak tefek bir insan. Fakat “Sağlam kafa, sağlam bedende bulunur.” u yalanlayan bir zihin, kuvvetli bir hafıza, parlak bir zekâ. Gösterişsiz, çok sade ama makam kapılarında hiç bekletilmeyen, bir muhterem adam. Görünüşü çok mütevazı lakin hep eli öpülen, yeri hep başköşe olan bir zirve. İtibar ve rağbet kürküne değil tamamen mümtaz şahsına idi. Ölümünün birinci yıldönümünde Ankara ASKİ Salonu’nda aile arası bir anma toplantısı yapıldı. Salon doluydu. Kadın, erkek, çocuk hepsi ona ağabey diye hitap eden Galip Erdem dostları ve kızı. Söz verilenler içinde ağlayıp konuşamayanlar oldu. Kimisi yeniden…

Devamı
Şubat 2020 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2020 

DÜNYA DÜZENİ

Bir zamanlar merhum Dündar Taşer “Dünya barışını, dünya nimetlerini bölüşenler düşünsün.” demişti. O zamandan beri “dünya nimetlerini bölüşenler” in kimler olduğunu anlamaya çalışmışımdır. Bugün biliyorum ki iktisadi gücü elinde bulunduranlar var. Bunlar kimlerin üretim yapacağını, kimlerin nasıl tüketeceğini planlayıp bu planlarını uyguluyorlar. Onlar, hak ve hukuklarını yerel mahkemelerde değil uluslararası mahkemelerde arıyorlar. Kurdukları kuruluşlar aracılığıyla devletleri belirledikleri rotada götürüyorlar. Rotanın dışına çıkanları da ambargo, operasyon, darbe ve savaşlarla yola sokuyorlar. Yani 3 Z dedikleri “zer, zar, zor” u tatbik ediyorlar. Zaten BM, NATO, İMF, Dünya Bankası, Lahey Adalet Divanı gibi…

Devamı
Ocak 2020 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2020 

27 Ocak Kuruluş Günü Münasebetiyle OSMANLI DEVLETİ

“Benim kanaatimce İmparatorluk’u (Osmanlı) iyi anlamadan Türk milletini iyi anlamaya imkân yoktur. (…) Tarihin bu en büyük destanını bütün mısralarıyla öğrenmeliyiz. Bu bilgi aslında Türk kültürünün ve Türk medeniyetinin bilinmesi demektir.” (S. 30) Ben de destanın ahengini bozmamaya çalışacak, sözü daha çok otoritelere bırakacağım. Zira başka bir otorite Sayın İlber Ortaylı: “Bu büyük bir imparatorluk. Bir kültür. Ve şunu ifade edeyim. Bugün Türk insanı bunu anlamaktan aciz. İki açıdan aciz. Birincisi, bu tarihi anlamıyor, kavramıyor, öğrenemiyor. İşte bunlar haydut, yağmacı, kardeşini öldürdü. Yok, yeniçeriliğin kaldırılması için ordusunu doğradı gibi değerlendirmeler…

Devamı
Aralık 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

ŞANLI BİR MAZİYE SAHİP OLMAK, ONU DEĞERLENDİREMEDİKTEN SONRA NE İFADE EDER?

Babasından, atasından kalan zenginliği kullanamayan mirasçıya benzemekten başka. Önce 16 Ekim 2003 tarihli The Economist’ten bir alıntıyı okuyalım: “Fransa Napolyon’un, Britanya ve İspanya da imparatorluklarının hatıralarına sahiptirler. Ancak mazideki ihtişam, küçük ülkelerin de bir özelliğidir. Hollandalıların Endonezya’yı, Portekizlilerin Afrika’nın büyük parçalarını, Belçikalıların Batı Avrupa büyüklüğündeki Kongo’yu kontrol ettikleri hafızalarda yaşamaktadır. (…) Yunanlılar, Avrupa medeniyetinin beşiği olma gururuna sahip çıkıyorlar. İtalyanlar, Roma İmparatorluğu’nun mirasçısı olmayı arzu ediyorlar. (…) Danimarkalı futbol fanatikleri, maçlarda atalarının tecavüz ve talanlarla dolu tarihlerinden duydukları mahcup gururu açığa çıkaran Viking miğferleri giymekten hoşlanmaktadır. (…) Macarlar, Birinci Dünya…

Devamı
Kasım 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

BİZE NE OLDU?

Azamet devirlerimizde sarsılmaz bir üstünlük şuurumuz vardı. Bu üstünlük şuurumuzun zayıflaması ile gerileme ve çöküşümüz başladı. Düşmanlarımızı büyük görmeye ve yabancı milletlere hayran olmaya koyulduk. Böylece aşağılık duygusu meydana geldi. Benliğimizi kaybettik. O HALDE NE YAPMALIYIZ? Demek ki önce benliğimizi bulmamız lazım. Sonra üstünlük şuurumuza kavuşmamız… Bulacağımız benliği nerede arayacağız? Tabii ki eğitim, kültür siyasetimiz ve sistemimizde… Çünkü büyük devletler emperyal emellerini devam ettirebilmek için milletlere dillerini ve kültürlerini unutturuyorlar. Onlar, hâkimiyetlerini eğitim ve kültür üzerinden yaygınlaştırıyor ve yerleştiriyorlar. Bugün, bu yüzden sömürülen ülkelerin eğitim ve kültür bakanlıkları vesayet altında.…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

BATI’DA NE OLDU?

Haçlı Seferleri, küçük feodal merkezleri çökertti ve Avrupa’yı krallık müessesesi etrafında topladı. Doğu’nun etkisiyle Avrupa’da bir uyanış ve dönüşüm başladı. Buna “Rönesans” dediler. Greko-Romen köklerine bağlanıp Batı medeniyetini kurdular. BİZ NE YAPTIK? Tanzîmat ile birlikte bizimkinden daha üstün bir kültür, sanat, ahlâk ve hukukun var olduğuna inanmaya başladık. Bu kısaca “Batı” idi. Ve onu taklide koyulduk. Hâlbuki “Bir medeniyete girmenin en tehlikeli şekli o medeniyeti taklit etmektir. (…) Sonu o milletin kendinden vazgeçmesi, soysuzlaşmasıdır. (s. 137)”(1) Claude Farrere bunu şöyle anlatıyor: “Türkler; Avrupalıların, Londra’dan Saint-Petersburg’a kadar, ‘Türkler Avrupa’dan dışarı’ diye…

Devamı