Abide Şahsiyetlerden Aralık 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

ÜLKÜSÜZLÜK VE ÜLKÜSÜZLER

Cemiyetimizin bünyesini kemiren ve onu buhrandan buhrana sü­rükleyen hastalıkların en tehlikelisi, milletin kaderinden resmen sorumlu sayılan aydınlarda gördüğümüz ülküsüzlüktür. Bir devletin yıkılması yahut bir milletin dağılıp köle olması için başka hastalığa lüzum yoktur. Ne dış düşmanlar, ne iktisadî gerilik, ne de maddi güçsüzlük bu kadar zararlı olabilir. Tarihimizde zaman zaman görülen buhranlar, daima, memlekete hâkim olan aydın zümresinin millî bir ülküden mahrum bulunuşu yüzündendir. Böylece bazen devletimiz yıkılmış, bazen ülkemiz parçalanmıştır. Son yıllardaki durum ise, bunun en korkunç örneğidir. Kafasında milletinin hayrı için hiç bir düşünce beslemeyen, gönlünde kendisinden başka…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Kasım 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

MİLLİYETÇİ GENÇLİĞİN KİTAPLIĞI

  (2) Sağlam vücutlu, gürbüz nesillerin yetişmesi nasıl düzgün ve ölçülü bir gıda rejiminin uygulanmasına bağlı ise bilgili, imanlı, ülkücü ve sağduyu sahibi aydınların yetişmesi de öyle iyi bir kültür ve eğitim disiplininin tatbik edilmesine bağlıdır. Vücudu hem faydasız hem abur cubur şeylerden hem de zararlı ve zehirli yiyeceklerden korumak gerektiği gibi zihni de hem lüzumsuz bilgi yığınından hem de tehlikeli ve yıkıcı fikir akımlarından korumak gerekir. Protein, karbonhidrat, mineraller ve vitaminlerle iyi beslenmiş bir vücut mikroplara karşı dayanıklı olduğu gibi sağlam fikir ve inançlarla beslenmiş zihin de yabancı ve…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Ekim 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

MİLLİYETÇİ GENÇLİĞİN KİTAPLIĞI

(I) Öteden beri, Türk milliyetçileri arasında tam bir görüş ve anlayış birliği olmayışından şikâyet edilir. Aynı gayeye yönelmiş insanların niçin bir noktada birleşmedikleri, neden basit meseleler yüzünden birbirlerine düştükleri sorulur. Bu tespit ve şikâyetler, umumiyetle isabetlidir. Ancak şimdiye kadar sebepleri üzerinde pek düşünülmediği için henüz hal çaresi bulunamamıştır. Milliyetçiler arasında mutlak fikir ve görüş birliği sağlanmamasının, şüphesiz çeşitli sebepleri vardır. Fakat bizce bu sebeplerin en önemlisi, milliyetçilerin şimdi bulundukları düşünce çizgisine değişik yollardan geçerek gelmiş olmalarıdır. Farklı noktalardan hareket edip, başka başka duraklara uğradıktan sonra bir meydanda buluşmalarıdır. Diğer bir…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Ocak 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

ÜLKÜCÜLÜK VE ÜLKÜCÜLER

1 Ülkü, insanın ya kendi milleti veya bütün insanlık için, ulaşılmasını şiddetle arzu ettiği son hedeftir. Arzu ve hayal edilen bu son hedefe varmak gayesiyle, yorulup yılmadan, bıkıp usanmadan fazilet ve cesaretle, fedakârca çalışanlara da ülkücü denir. Hayatlarını insanlığa hizmet uğrunda harcayan peygamberlerle bazı filozof ve ilim adamları birer ülkücü sayılırlar. Kendilerini milletlerine adayan büyük liderler, cihangir başbuğlar ve kahraman askerlerle, milliyetçi ilim, fikir ve sanat adamları da tam manasıyla birer ülkücüdürler. İnsanlık da, milletler de bugünkü seviyelerini gelmiş geçmiş ülkücülere borçludurlar. Ancak, gerek insanlık tarihinde, gerekse milletlerin tarihinde kendini…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Şubat 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

ÜLKÜCÜNÜN ZAFER SIRLARI

Ülkücü, bu çetin yolu, birçokları gibi sadece kendini tatmin etmek için seçmediğine göre, onun, hayatı boyunca başarması gereken vazifeleri vardır. En son hedefe ulaşmak şerefi kime, hangi nesle nasip olacaktır, bilinmez. Ancak, asıl hedefe bir anda değil, adım adım ve birçok «ara hedefler» aşıldıktan sonra varılacağı muhakkaktır. İşte her ülkücü nesilden beklenen de, kendi payına düşen bu «ara hedefleri» mutlaka aşmaktır. Tıpkı savaşta büyük zaferi kazanmak için, önce, her cephede bütün birliklerin muharebeyi kazanmış olmaları gerektiği gibi. Muharebe birliklerinden herhangi birinin, üzerine aldığı vazifeyi tam zamanında yapamaması, zaferi geciktirir veya…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Kasım 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

HALKSIZ DEMOKRASİ I

Demokrasi kelimesinin “halk idaresi” manasına geldiğini artık herkes bilmekte­dir. Batı ülkelerindeki demokratik rejimlerin işleyişine bakıldığı zaman, uygulama­da da bunun böyle olduğu görülmektedir. Sistemin esası kısaca şudur: Siyasi parti­ler halkın reyi ile iktidara gelmekte, halkın ihtiyaç, istek ve temayüllerine uygun icraat yapmakta, bunu yeteri kadar başaramadıkları takdirde de, gene halkın reyi ile yerlerini bir başka siyasi kadroya bırakmaktadırlar. Bu sistem, belirli aralıklarla tekrarlanan seçim mekanizması ile hassas bir saat gibi işlemektedir. Ancak, kabul etmek lazımdır ki, mesele dışından görüldüğü kadar basit değil­dir. Öyle olsaydı, her cemiyet demokratik rejimle idare edilirdi. Daha…

Devamı