SÜRGÜNDEKİ TÜRKLÜK

Tarih boyunca insanoğlu farklı sebeplerle bir diğer kişiyi ya da topluluğu bulunduğu yerden sürüp mevcut imkânları kendi lehine çevirme eğiliminde olmuştur. Sürgünün sebeplerinden en göze çarpanları arasında verimli toprakları ele geçirmek, bölgenin jeopolitik konumunu kullanmak, dinî veya siyasî sürtüşmeler sayılabilir. Lügate bakılacak olursa sürgün kavramı, birini ceza olarak başka bir coğrafyaya sürme, yerinden yurdundan etme anlamlarını taşır. Ancak bu anlamlarının yanı sıra sürgün daha geniş kapsamlı olarak siyasî, kültürel ve iktisadî boyutlar içeren bir sürece karşılık gelmektedir. Kültür ve kimliğin yaşamın her boyutuyla olan ilişkisi nedeniyle sürgün öncesi ve sonrasında…

Devamı

GÖKALP’İN ‘YENİ LİSAN’I VE MİLLÎ KİMLİK İNŞASI

Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin son çeyrek asrı oldukça çalkantılı geçmiştir. Devlet kurmada mahir olan Türk milletinin tarihî tecrübesiyle inşa ettiği bu ihtişamlı imparatorluğun çöküşü de elbette varlığının bir nevi yansıması olmuştur. İmparatorluk çatısı altında bulunan ancak farklı milletlere ve topluluklara mensup olan gayri Türk unsurlar ait oldukları yuvaları için Osmanlı’dan birer parça koparırlarken, devletin köşe taşı olan Türkler ne yapacaklarını bilmez hâlde ‘gizli yurt’tan çıkış yolu aramaktaydılar. Bu çıkış yollarından Osmanlıcılık ve İslâmcılık devletin çöküşüne mâni olamamıştır. Kendilerini milletler mücadelesinin orta yerinde savunmasızca beklerken bulan Türklerse çareyi dört kolla Türkçülüğe sarılmakta…

Devamı

GÜZEL KIRIM’IN ACILARININ DİRÂYETLİ ÇIĞLIĞI: GASPIRALI İSMAİL BEY

Cennet Vatan deyip geldim Kırım’a, Bülbül kıskandıran bağlar yok olmuş. Bu hâli görünce gitti ağrıma, Ölüler mezarsız, sağlar yok olmuş.   Kırım… Çok da uzak olmayan zamanın birinde Hansaray’ın bahçelerinde bülbüller öten Kırım, bugün bize derince bir iç çektirirken, uzaklara dalmamıza sebebiyet veren bir yurt hâline geldi. Millet efrâdından olmayanı ihtişamıyla büyüleyen ve motifleriyle Türk’ün zihin dünyasını süsleyen bu küçük coğrafyanın diğer birçok Türk yurdunda olduğu gibi ne ara avuçlarımızdan kayıverdiğini havsalamız almamakta ısrar ediyor. Peki, Kırım milletimiz için ne ehemmiyet arz etmektedir? Bu coğrafyanın gözyaşları bizim içimizi neden bu…

Devamı

BATI TRAKYA TÜRKLÜĞÜNÜN MÜDAFİİ: DR. SADIK AHMET

Kadim milletimizin Rumeli’yle olan temasları Osmanlı’dan öncesine dayanmakla birlikte bu güzîde topraklardaki kesin Türk hakimiyeti 14-20. yüzyıllar arasındadır. Devlet-i Âliye-yi Osmâniye bu bölgeyi yalnızca fizikî olarak topraklarına katmakla kalmamış; yoğun tahrir, imar ve iskan politikalarıyla gönül coğrafyasına dahil etmekte de tereddüt etmemiştir. Türk,  Rumeli’de asırlar boyunca milletinin dahilinde ve haricindeki tüm unsurları kendi adalet ve hoşgörü çemberinde sevgiyle eriterek bünyesinde buluşturmuştur. Ayrıca belirtmek gerekir ki Batı Trakya olarak adlandırdığımız bölge Rumeli’nin önemli bir parçasıdır. Doğuda Meriç Nehri, batıda Mesta-Karasu Nehri, kuzeyde Rodop Dağları ve güneyde Ege Denizi ile sınırlandırılan bu…

Devamı
Haziran 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

Sun’î Özel Günler

Anneler Günü. Babalar Günü. Kadınlar Günü. Erkekler Günü. Çocuklar Günü.   Tüm dünyada azımsanmayacak sayıda insan tarafından eş zamanlı olarak ‘özel’ gün adı altında kutlanan bu günler zannedildiği gibi kıymet verdiklerimize sevgimizi göstermek için birer fırsat mı?  Ya da sadece bu günler vesilesiyle ifade edilen sevginin samimiyet derecesi nedir? Küreselleşen dünyaya millî kültür çerçevesinden bakıldığında bu soruları yanıtlamak çok zor değil. Konuyu aydınlatmak adına küçük bir analiz yapmakta fayda görüyorum. Tarihî akışa bakıldığında küreselleşme geçtiğimiz yüzyılın sonlarından itibaren insanları meşgul eden bir husus olma özelliği taşımaktadır. Basit tarifi ile “bizde…

Devamı
Nisan 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

GÜNÂŞIĞI II

Güneş, uçsuz bucaksız uzanan bozkırın önüne set çeken kel tepelerin ardından yüzünü göstermeye başlamıştı. Cümle mahlûkat ve nebâtat asırlardır bu ânı beklemişçesine neşeyle günü karşılıyordu; her gün ve usanmadan. Gün ışığı üstlerine düşende onlar yeniden doğuyor, kâinatın muazzam ahenginin bir parçası olmaya devam ediyorlardı. Ancak nebâtat içinde bir nevi vardı ki onun hâli bambaşkaydı. Günsüz yaşamaya namüsait yaradılışı günâşığının zaafını ele veriyordu. Öyle ki ömrünün her safhasında güneşten başka şeye bakmaktan imtinâ eden gözleri ustalıkla başına söz geçirir; başı da boynunu itinayla güneşe çevirirdi. Yaşamaktan gayesi yalnızca güne bakmak değildi…

Devamı
Mart 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

ÖMER SEYFETTİN VE KİMLİK İNŞÂSI

Coğrafya, zaman, toplum düzeni gibi çeşitli unsurlar medeniyet inşâsında etkilidir ancak medeniyetin temel taşı insan, harcı da kültürdür. İnsan unsuru göz ardı edilmiş bir medeniyet tasavvuru yapmak mümkün değildir. Peki, insan ile koskoca bir medeniyet arasında kurulan bu köprünün sırrı nedir? Cevap esasında ‘insan’da gizlidir. O insan ki yaratılmışların en şereflisi olup kendisine tayin edilmiş misyonu gerçekleştirmek üzere ömür tüketmektedir. Bu süre zarfında insandan esas beklenen ise bir şahsiyet kazanmasıdır. Şahsiyet tek başına bir insana özgüdür. Şahsiyetin sık sık farklı fertlerde tekerrür etmemesi yani ferdin Peyami Safa’nın bahsettiği ‘sürü adamı’na…

Devamı
Şubat 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

GÜNÂŞIĞI

<<Ah! Baksana yine geliyor bizim deli!>> dedi ufaklık yanındaki kavruk tenli çocuğa. Güneşin tenine yanık buğday rengini işlediği çocuk, başını gayriihtiyari kaldırıp toprak yolda kendi hâlinde adımlayan meczuba bir göz attıktan sonra hemencecik meşgalesine dönmekte tereddüt bile etmedi. Şimdi deliyle divaneyle uğraşmaktan çok daha mühim işleri vardı. Daha az evvel ip gibi dizdikleri âşıkları kardeşi kuvvetli bir atışla dağıtmış ancak tek bir âşıktan ötesini kazanamamıştı. İşte şimdi bu kavruk çocuk için zafer vaktiydi. Bu esnada ufaklık tekrar dürttü: <<Bak bi’! Yine oturmuş oraya boş boş göğü seyrediyor.>> Ağabey dişlerini sıkarak…

Devamı
Ocak 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

QARA YANVAR

Ne adavet ne gerçek Vallah yoktu o gece. Zulüm zalim eliyle Hakk’ı boğdu o gece! SSCB’nin 1920 yılında çiçeği burnunda Azerbaycan Cumhuriyeti’ni işgalinden itibaren Azerbaycan Türklerinin çektikleri fizikî ve ruhî çilelerin haddi hesabı yoktur. Yıllarca hem Sovyetler Birliği’nin, öz topraklarında cirit atmasına üzülerek seyirci kalmış hem de bu zalim milletin bu coğrafyada uyguladığı yaptırımların faturasını ödemişlerdir. Tüm bunların ötesinde Moskoflar, yüzyıllardır Türk hâkimiyetinde olan ve Türk olan koskoca bir toprak parçasını Ermenilere peşkeş çekme cür’etinde bulunmuşlardır. Mevzubahis bölge Karabağ’dır. 19 Mayıs 1783’te II. Katerina‘ ya yazdığı mektupta:“Fırsat bulunca Karabağ’ı hemen Ermenilerin…

Devamı
Aralık 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

MERHABA BEYAZ GEMİ, BENİM GELEN!

İnsanoğlunun tarih öncesi çağlardan bu yana karşılaşa geldiği cihanşümul vakaları Türk motifleriyle ince ince işleyerek milletinin kültür hazinesine vakfeden kıymetli yazarımız Cengiz Aytmatov’un eserlerindeki karakterleriyle olan bağı takdire şayandır. Okuyucusunun, olay örgüsünü ve karakterlerin kişisel özelliklerini sorgulamasına mahal vermeyen sıradan yazarlığı icra etmek hiçbir zaman ona göre bir iş olmamıştır. O her zaman karakterlerine olması gerekenin dışında sorumluluklar yükleyerek okuyucusuna toplumun ahlâk, savaş, kadın, çocuk gibi hassas noktalarına bakması için bambaşka pencereler açmaktan keyif almıştır. Açtığı bu pencerelerin önüne çoğunlukla psikolojik tahlil süzgeci konulmuştur ki okuyucu karakterlerin psikolojisine yönelerek onların…

Devamı