DERDİMİZE ÇARE: REYHANÎ

Türkler Türkistan bozkırlarının bağrından koparak akın akın Anadolu’nun aydınlığına ve bereketli topraklarına koşarken sırtlarında gözü yaşlı balaları, önlerinde verimli otlaklara muhtaç cılız sürüleri ve altlarında gümrah nehirlerde sulama hayali ile yanıp tutuştukları doru, kır, yağız atları vardı. Ancak menzile taşıdıkları bunlardan ibaret değildi. Yüreklerindeki sevdalarını, dertlerini, hasretlerini ve atalarından miras törelerini de beraberlerinde getiriyorlardı. İşte bu taşınanlar arasında ya bir heybede yahut bir oymalı ağaç beşiğin kıyıcığında Anadolu’ya ulaşan Türk’ün sesi ve sözü de vardı. Bu öyle bir sesti ki bir kez dokunduğu, bir defa olsun titrettiği yerden söküp atılması…

Devamı