Abide Şahsiyetlerden Nisan 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

TARİH VE TARİHİN MANTIĞI

Yazı ile başlatılan <tarih ilmidir>, yoksa <tarih> insanla başlar. Çünkü tarih, insanın bilgi ve tecrübesini yer ve zamana bağlayarak biriktirmesi ile oluşur. İnsanın tabiata çizdiği her iz, bir tarih belgesidir. Hayvanlar, tarih yapamazlar. Tarih insan için vardır ve insanla başlamıştır. İnsan tarihsiz kalsa idi, hayvan ve sürü olmaktan öteye gidemezdi. Bugünkü medeniyetimizin ve kültürümüzün arkasında büyük bir tarih vardır. İnsanlar ve milletler kendi maceralarını unutmadıkları ve edindikleri tecrübeleri yeni nesillere aktarabildikleri için medenidirler. Bütün milletlerin büyük tarihleri ve dolaysıyla büyük, zengin medeniyet ve kültürleri vardır, insanlığa tarihini unutturmak, insanlığın mahvına…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Şubat 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

MİLLİ TARİH ŞUURU VE DEVLET

Milletler, devletler halinde teşkilatlanırlar. Normal olarak, her milletin bir devleti olmalıdır. Sıhhatli ve mutlu bir milletin <<bir tek>> devleti olur. Günümüzde, yeryüzü haritasına baktığımızda gördüğümüz manzara şöyledir: Bazı milletler, gerçekten de bütün mensuplarını bir tek devlette toplamış bulundukları halde bazıları da birden fazla devlete bölünmüşler yahut birden fazla devlet veya devletçik halinde dağılmışlardır. Bunların yanında, birden fazla milleti bünyesinde hapseden <<çok milliyetli>> devletlere de rastlıyoruz. Devlet ve millet <<birliğini>> sağlamış olan tipik milletlerin başında, Japonya, İngiltere, Yunanistan gibi devletler gelmektedir. Sıcak ve soğuk savaşlarla birden fazla devlete zorla bölünmüş milletlere…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Mart 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

ÇOK MİLLİYETLİ DEVLETLER DAYANIKSIZDIR

Birden fazla millete dayalı devletlere, <<çok milliyetli devlet>> adı verilir. Bunlar ister bir hanedana, ister <<bir parti>> hâkimiyetine dayansın, ister <<cumhuriyet>> veya <<cumhuriyetler birliği>> adlarını kullansınlar, gerçekte birer <<imparatorluk>> karakterindedir. Her devletin içinde sayıları mahdut olan <<azınlıklar>> bulunabilir. Mütecanis ve tipik bir kültür etrafında toplanan ve <<içtimaî bir ırk>> demek olan ve devlette kahir çoğunluğu teşkil eden bir milletin içinde, şu veya bu sebeplerle, daima azınlıklar bulunabilir. Azınlıklar, başka bir milletin parçalarıdır, ama başlı başına birer <<millet>> değildir. Kendilerine ne sıfat bulurlarsa bulsunlar, gerçekte bir imparatorluk karakteri taşıyan <<çok milletli…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Kasım 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

GÜZEL SANATLARIN HAMMADDESİ

Bazılarının sandığı gibi, güzel sanatların hammaddesi <<madde>> değildir. Madde sadece, bir vasıtadan ibarettir. Güzel sanatların hammaddesi, söz, ses, renk, şekil, hareket ve nispetler gibi keyfiyetlerdir. Bunlar ise, hayata aittir ve psikolojik değerlerimizle dolup taşmaktadırlar. Bu keyfiyetlerin madde ile münasebeti yoktur demiyoruz. Ancak, bu keyfiyetlerin maddenin bünyesinde <<kaotik>> bir görünüşü vardır. Oysa hayatın her safhasında, bu keyfiyetler, bir düzen ve terkip kazanırlar. Bu sebepten canlılar, bize cansızlardan daha yakın ve güzel gözükürler. İnsanoğlu, sanatkârken, sırf keyfiyetlere dayanan bir dünya kurmak istemektedir. O tabiatta mevcut dağınık ve kaotik keyfiyetlerden yepyeni bir terkibe…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Ekim 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

SANAT VE İDEOLOJİ

Sanatın maksadı var mı? Yahut sanatın bir maksadı olmalı mı? Hiç şüphesiz, her insan gibi sanatkâr da çalışmalarını bir maksada bağlar. O, her şeyden önce <<âlemşümul güzel>> i ele geçirmek ister. Bunun yanında kendinin ve cemiyetinin özlemlerini, sıkıntılarını, mutluluklarını, heyecan ve ümitlerini dile getirmek ister. Bunları renklerle, seslerle, sözlerle, hareket ve figürlerle ortaya koyar. Tartışıla tartışıla cıvığı çıkarılmış bir soru vardır: <<Sanat, sanat için midir? Yoksa sanat, cemiyet için midir?>> İtiraf edeyim ki, hiçbir tartışma bana, bu konunun tartışılması kadar <<abes>> görünmemektedir. Bu tartışmayı yapan birilerine rastladım mı, zihin ve…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Eylül 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

TÜRK-İSLÂM SANATI

Türk-İslâm kültüründe sanat, fert ve cemiyet olarak insanın, <<objektif kalıplardan>> sıkılarak kendine yönelmesi, kendi sübjektifliğinde mutluluk araması ve nihayet merhale merhale kendini de aşarak <<Mutlak Yaratıcı hamleye doğru>>, içinden geçen bir yol yakalaması tarzında gelişmiş bulunmaktadır. İslâm’da ilim, eşya ve olaylara, okunup sırları çözülmesi gereken birer <<ilâhî mesaj>> gözü ile bakar, ilim adamı, kendi sahasına giren konularda <<ilmin kriterlerine uyarak>> çalışır, eşya ve olayların bağrına yerleştirilmiş <<ayetleri>>, hikmetleri, münasebetleri yakalar ve tekabülleri hesaplar; mümkünse kanun ve prensiplere bağlamaya çalışır. Yine ne kadar mümkünse, bu kanun ve prensipleri, ameli programlara bağlar,…

Devamı
Ağustos 2018 Yeni Ufuk Dergisi 2018 

İLİM, SANAT VE DİN

İlim, sanat ve din’in,  bütün kültür ve medeniyetlerde çok önemli birer yeri vardır. Kültür ve medeniyetimiz, bu  üç sütun üzerinde yükselmiş bulunmaktadır. Laboratuarlar, sanat galerileri ve mâbetler birer hayat merkezi olarak, beşeriyete güç, heyecan ve huzur sunan kaynaklardır. Doğru, güzel, iyi ve hayırlı olan değerler, buralardan doğar ve yayılır. İlmin de, sanatın da, dinin de şarlatanları, maskaraları ve istismarcıları her devirde ve mekânda mevcut olabilmiştir. Ama buna rağmen beşeriyet, bu hayat kaynaklarının gür ve berrak noktalarına doğru akışını durdurmamıştır.   İlim, sanat ve din, kültür ve medeniyetlerimizde iç içe, sarmaş-dolaş…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Temmuz 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

İLİM VE İDEOLOJİ

Geçen sayıda belirttiğimiz üzere ilim, objektivizme ve determinizme dayanarak üniversal (âlemşümul) hakikati aramaktadır. İlim, bu tutuşu ile gerçekten <<âlemşümul hakikate>> mi, yoksa <<itibarî hakikate>> mi ulaşır tarzında bir münakaşa açmak mümkündür.  Şimdilik bunu bir tarafa bırakalım. İdeoloji ise, belli bir dünya görüşü demektir. Çok defa felsefi bir karakter taşır. Bununla beraber hiçbir ideoloji, ilme ve ilmin verilerine açıkça ters düşmek istemez. O ilimden faydalanmakla beraber asla ilim değildir. İdeolojiler, sosyal, kültürel ve politik hayata yön ve biçim vermek isteyen birer fikir sistemidirler. Lâkin kitleleri ikna etmek için ilmin metod ve…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

İLİM NEDİR VE İLİMDEN BEKLEDİKLERİMİZ

İlim, bir bakıma <<objektif gerçeği>> aramak demektir. Objektiflik ise, insanların hislerini, eşya ve olaylara bulaştırmadan, doğrudan doğruya tabiatta veya cemiyette cereyan eden gelişmeleri veya laboratuarda hazırlanan durumları, bizzat onlardan gelen <<veriler>> ile açıklaması demektir. Eğer ilim adamı, objektif olamıyorsa, yaptığı şeye ilim denmez. İlim, <<objektif gerçeği>> aramanın yanında, hangi sahada çalışırsa çalışsın o, kesin veya ihtimali <<determinizm>> aramak zorundadır. Yani, belli şartlar altında belli sebeplerin, belli neticeler verdiği hususunda kesin veya yaklaşık bir münasebet yakalamalıdır. İlim <<kanuncu>>dur. Münferit hâdiseleri, belli prensiplere bağlamadıkça rahat edemez. İlim için ideal olan, umumi ve…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Mayıs 2018 Yeni Ufuk Dergisi 2018 

TARİH VE MİLLÎ BÜTÜNLÜK

Bir milletin tarihi, kültürü, medeniyeti ve ülküsü zaman ve mekân içinde <bir bütünlük> ifade eder. Millî vicdan bu konudaki tezatları çok kolay sezer. Millî tarihe aykırı <yapma bir ülkü> olamaz. Ülkümüzü fertler ve zümreler icat edemezler. Ülkümüz millî tarihimizin ve kültürümüzün bağrından filizlenip çıkar. Millî ülküler, bir milletin gelecek için programlarını ve özlemini duyduğu çeşitli sahalardaki başarılarını ve ümitlerini ifade ederler, bir bakıma geleceğe dönük tarih şuurunun meyveleridirler. Tarih, bizi yalnız geçmişte değil, halde ve gelecekte de bütünler. Tarih eğitim ve öğretiminde asla unutmayacağımız husus burasıdır. Türk Milleti, Türk Devleti…

Devamı