Mayıs 2020 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2020 

EĞİTİM VE ÜRETİM

Bir ülkenin kalkınmasında bunlardan hangisi daha önemlidir? Bu soruya, yanılmıyorsak, doğru düşünmeye alışmış her insanın vereceği cevap aynıdır: <<ikisi de gereklidir.>> Böyle olmakla beraber, pratikte durum başkadır. En iyi niyetli hükümetlerin ve devlet idarecilerinin icraatını incelediğinizde görürsünüz ki kalkınmadan söz edildiği zaman, akıllarına her şeyden önce <<ekonomi>> gelmekte; <<eğitim>>, hakkında güzel şeyler söylemelerine rağmen ikinci derecede kalmaktadır. İki yüz yıldan beri, önemine binaen, ekonomi ve üretim konusunda o kadar çok söz söylendi ve kitap yazıldı ki en güçlü idealistler bile kendilerini bu propagandalardan kurtaramadılar. Belki de, insanlar, <<üretim>> ve <<eğitim>>kavramları…

Devamı
Nisan 2020 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2020 

KALKINMANIN İKİ YÖNÜ

Politika sahnesinde sık sık rastladığımız kavramlardan iki tanesi üzerinde duracağız. Bunlar <<maddî kalkınma>> ve <<mânevî kalkınma>> terimleridir. Materyalist politikacıya kalırsa <<kalkınma terimi maddî ve ekonomiktir, mânevî kalkınma sözü muhtevâsız, boş bir kavramdan ibârettir.>> Öte yandan <<mânevî kalkınma>> sözünden ne anladığını kendisi de bilmeyen <<sözde mâneviyatçılar>> ise işi büsbütün karıştırmaktadırlar. Görülüyor ki terimlerin ifâde ettiği, mânâ, hiçbir yanlış anlamaya ve yorumlamaya fırsat bırakmayacak ölçüde berraklaştırılmalıdır. Bu yapıldığı takdirde görülecektir ki <<maddî kalkınma>> için dahi <<mânevî kalkınma>> zarûreti vardır. Maddî ve ekonomik kalkınmanın bile mânevî kalkınma tabanı üzerinde kurulup geliştirmesi esastır. İlgili…

Devamı
Mart 2020 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2020 

MİLLÎ EĞİTİMİN FONKSİYONLARI

Sosyoloji, sosyal yapıların, sosyal değerlerin ve müesseselerin fonksiyonları ile var olabileceklerini, itibarlarını koruyabileceklerini ve varlıklarını devam ettirebileceklerini ispatlamıştır. Fonksiyonlarını sağlam bir biçimde tayin edemeyen, millî, <<çağdaş ihtiyaçlara>> cevap veremeyen sosyal yapılar, değerler ve müesseseler, sür’atle önce itibarlarını, sonra da varlıklarını kaybetmeye başlarlar. Bu açıdan bakınca, ülkemiz <<maarifinin>> durumu, toplumumuzdaki itibarı, ilk kademesinden son kademesine kadar <<eğitim ve öğretim müesseselerinin>> içinde bulunduğu yürekler acısı manzara üzerinde düşünmek kolaylaşıyor. Maarifimizin, milletimize muhtaç olduğu <<eğitim ve öğretimi>> veremediği, sosyal, kültürel, ekonomik ve politik değerlerimizi ve ham maddemizi millî ve çağdaş ihtiyaçlara göre işeyip…

Devamı
Şubat 2020 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2020 

Eğitim ve Millî Tecrübe

<<Eğitim>> bir sosyal vâkıadır. Gerçekten de, târih boyunca, <<eğitimden>> mahrum bir tek insan cemiyeti dahi gösterilemez. En ilkel guruplarda dahi, eğitim, <<yaygın>> olarak varlığını sürdürmüştür. Esasen insan gurupları, <<sosyal verâsetlerini>> nesilden nesile aktararak gelişebilmişlerdir. Görülüyor ki eğitim faâliyetleri, <<okul>> faâliyetlerinden çok daha öncedir. Her millet, bütün târihi boyunca, çeşitli konularda edindiği bilgileri, mahâretleri, değerleri ve tavırları geliştirerek kendinden sonraki nesillere aktararak zaman içinde daha güçlü ve daha ileri bir seviyeye ulaşmaya çalışır. Bütün kültür ve medeniyetimizde <<geçmiş nesillerin payı>> çok önemli bir yer tutar. Gerçekten de atalarının <<tecrübelerinden>> istifâde edebilen…

Devamı
Ocak 2020 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2020 

AHLÂK EĞİTİMİNİN ESASLARI

Ülkemizde, <<ahlâk eğitiminin>> lüzumuna inanmayacak bir tek aklı başında insan gösterilemez. Ahlâk, insan hayatının en vazgeçilmez yönlerinden biridir. Bununla beraber, ahlâk eğitiminin maksadı, mahiyeti ve biçimi etrafında esaslı anlayış farklarına rastlıyoruz. Bazıları, ahlâk eğitiminin, <<bilmek değil, yapabilmek>> demek olduğunu, bu sebepten okullarda okutulacak bir ders biçiminde ele alınamayacağını, ahlâkın bir cemiyet işi olduğunu, kitaplarla, söz ve nasihatle başarılamayacağını savunur. Bazıları da bu düşüncenin karşısına çıkarak, ahlâk eğitiminde <<yapabilmek için bilmek gerektiğini>>, insan hayatında kitapların, söz ve nasihatin etkisiz olmadığını, bu sebepten okullarda yetkili ve örnek şahsiyetlerinin okutulacağı bir <<ahlâk dersleri>>…

Devamı
Kasım 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

ÜLKÜCÜNÜN AHLÂKI

Türk-İslam Ülkücüsü, İslâm’ın ahlâk ve faziletlerine göre yaşamak azim ve kararındadır. Bu Allah ve Resulünün sevdiği ve övdüğü ahlâka sahip olmak iradesini ifade eder. Allah Kur’an-ı Kerim’de sevdiği ve beğendiği bir kavmi şu şekilde tasvir eder: <Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse,  Allah – müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinin onları seveceği, onların da O’nu seveceği – bir kavim getirir ki, onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiç bir kınayanın kınamasından (dedikodusundan) çekinmezler. Bu Allah’ın bit lütfu inayetidir ki, onu kime dilerse ona verir. Allah, ihsanı…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

MİLLÎ TÖRE VE GELENEKLER

Dinimizde << örf ve âdet>> sözleri beraber kullanıldığından olacak, bu iki kavram birbiri ile karışmaktadır. Daha önceden de belirttiğimiz üzere, bu ikisi arasında önemli farklar bulunmaktadır. Biz, <<örf>> kelimesini <<töre>> karşılığı olarak ele alıyor, <<âdet>> kelimesini de <<gelenek>> ile karşılıyoruz Fransızlar örf yahut töre karşılığı olarak <<coutume>> yahut <<moeurs>> kelimesini, âdet yahut gelenek karşılığı olarak da <<tradition>> sözünü kullanıyorlar. Gerçekten de bu iki kavramı, birbirinden kesin olarak ayırmak gerekir, çünkü <<töre>> millî olduğu halde, <<gelenek>> mahalli ve dar çevrelere ait içtimaî alışkanlıkları ifade eder. Öte yandan töre, din ve ahlâk…

Devamı
Ağustos 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

İSLÂM AHLÂKI ÂLEMŞÜMULDUR

Mütecanis cemiyetlerde, dinin helâl- haram tarzında ortaya koyduğu normlar, ahlâkın iyi-kötü biçiminde sıraladığı normlara paraleldir. En az bin yıldan beri, Türk töresi İslâm’la kaynaşarak <<millî vicdanımızı>> yoğurmaktadır. Bir Müslüman –Türk’ün vicdanı, din ve töresiyle kaynaşarak teşekkül etmiştir. Türk çocuğu, din ve töresinin normlarını ihlâl ederken vicdan azabı duyar, kaygılanır. Öte yandan din ve töremizin ortaya koyduğu ahlâk pratiktir ve bizzat cemiyetimizin kontrolündedir. Normların ihlâli yalnız ferdi vicdanı rahatsız etmez, cemiyeti de harekete geçirir. Üstelik bu normlar, adeta <<sabit birer sosyal değer>> durumundadır, kolay kolay değişmezler. Cemiyetin sosyal ve ekonomik yapısı…

Devamı
Temmuz 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

LÂİK BİR AHLÂK BAŞARILI OLUR MU?

Lâik bir ahlâk düşünmek demek, ahlâkı, bir ‘sosyal müessese’  olarak kabul etmemek demektir. Oysa ahlâk pratikte, sosyal bir müessesedir ve üstelik cemiyetin din ve töresinden bağımsız değildir. Lâik bir ahlâk kurma çabası, olsa olsa felsefî ve zihnî spekülasyonlarla oyalanmak demek olabilir. Lâkin bir ahlâk, din ve törenin dışında cereyan edeceğine, göre, her şeyden önce, teorik ve filozofik bir disiplin olmak yolundadır. Birçok sosyoloğun (bilhassa Levy Bruhl’un) belirttiği üzere, ahlâk ‘pratik’ olmak zorunda olduğuna göre, filozofların ortaya koydukları ve koyacakları ‘teorik bir ahlâkın’ başarısını düşünülemez. Çünkü ahlâk, bilmekten çok yapabilmeyi gerektirir.…

Devamı
Haziran 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

NEFS MÜCADELESİ VE AHLÂK

Ahlâk, bir bakıma <<nefsi kontrol ve ona hâkim olma>> şuurudur. Nefis, hususî mânâsı içinde düşünülürse, sadece insanda mevcut bulunmaktadır. Normal olarak, bütün canlılarda, hayatı ve soyu idame ettirme çırpınışları vardır. Hayvanlarda, bu endişe hayli büyümüş bulunmaktadır. Hayvanlar, bir şuur kontrolü olmaksızın fizyolojik <<iç iticilerin>> ve içgüdülerin baskısı altında cereyan eden bir yaşama biçimi içinde bulunurlar. Ancak, hayvanlarda fizyolojik hayat, önceden programlanmış gibidir, düzenlidir. İnsanda rastladığımız neviden <<hırslara ve kaprislere>> bulaşmamıştır. İnsan, zekâ gibi, üstün bir psikolojik silaha sahiptir. İnsanın hayatına, mekanik içgüdüler yerine, hareketli ve doyum bilmez bir <<entellektüel güç>>…

Devamı