Hakkımızda

Değerli Yeni Ufuk Okuyucularına İlan Olunur!

Tanzimat yıllarından bu yana ülkemizdeki basın-yayın faaliyetleri göz önüne alındığında ne derece önemli olduğu ve kitlelere ulaşmada ne kadar büyük bir rol üstlendiği açıkça görülmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren, bir çok gazete ve dergi yayımlanmış, Türk Milliyetçilerinin fikirlerini ortaya koymasında bu basın-yayın faaliyetleri oldukça etkili olmuştur. Cumhuriyeti kuran fikirlerin inşaa edildiği Türk Yurdu Dergisi, ülkemizde en uzun yayın hayatına sahip dergi olarak koca bir çınar gibi varlığını sürdürmektedir. 40’lı yıllarda Türkiye’de büyük ses getiren Orhun Dergisi, Hüseyin Nihal Atsız Bey’in çalışmalarıyla ciddi bir kitleye ulaşmış ve bugün hala hafızalardan silinmeyen 44 olaylarında açan ülkü çiçeğinin sulanmasına vesile olmuştur. Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in tarihine baktığımızda; 1966 yılında Milli Hareket Dergisiyle başlayan yayıncılık serüveni, 12 Eylül 1980’e kadar 18’i Siyasi dergi ve gazete, 8’i fikir sanat dergisi ve 3’ü günlük yayın organı olmak üzere, 29 dergi ve gazeteyle sürdürülmüştür. Hepsi birbirinden nitelikli ve hepsi de birbirinden büyük fedakarlıklarla çıkarılan bu dergi ve gazeteler, şanlı mücadelemizin adeta cephanesi olmuş ve ortaya koyulan başarı destanında hak ettiği yeri almıştır. Günümüzde de halen faaliyetlerini sürdürmekte olan basın-yayın organlarımız, fikir dünyamızın gelişmesine ve güçlenmesine katkı yapmaya devam etmektedirler. Görüldüğü üzere Türk Milliyetçiliği, geniş bir matbuat arşivine ve potansiyeline sahiptir. Milletler Mücadelesi ve İdeolojik Savaşta, en güçlü silahın fikir olduğunun farkında olan Milliyetçi-Ülkücü kadrolar, entellektüel birikimlerini çağın gereklerine uygun olarak çıkardıkları yayın organları vasıtasıyla ifade etmişlerdir. En zor zamanlarda dahi baskılara aldırış etmeden basın ve edebiyat dünyasında yerlerini almışlardır. Bugün sizlere ulaşan YENİ UFUK dergisi de, bu çizginin ve birikimin bir sonucu ve devamı olarak karşınıza çıkmaktadır.

Bu çalışmayı yapmaktaki amacımız. Kalben iman edip aklen kabul etmiş olduğumuz Türk-İslam Ülküsü davasını sizlere ulaştırarak, yalnızca Allah’ın Rızasını kazanmak olmuştur. Bu çalışmada kar amacımız ve maddi menfaat beklentilerimiz asla olmamıştır. Bütün niyetimiz inandığımız davayı, yine o davayı meydana getirenlerin kaleminden sizlere parça parça ulaştırmak oldu.

Ülkemizde uzun yıllardan beri Ülkücülük ve Ülkücüler hakkında pek çok şey yazıldı ve söylendi. Yazılmaya ve söylenmeye devam ediyor. Ne yazık ki Türk insanı 50 yıllık bu hareketi büyük ölçüde yanlış tanımaktadır. İşte bizler savunduğumuz davaya olan keskin inancımızdan kuvvet alarak, bu ön yargıyı kırmak ve Türk Milliyetçiliğini sizlere doğrudan anlatmak amacıyla bu yola çıktık. Bizler düşündük ve dedik ki ” öyle bir şey yapalım ki davamıza bir hizmetimiz olsun, öyle bir şey yapalım ki tamamen Allah rızası için olsun, öyle bir şey yapalım ki ortaya bir ürün çıksın ve bu ürün sayesinde beyinler fikir, iman ve ülkü sahibi olsun.” İşte bu düşünce ve niyetlerle meydana getirdiğimiz bu çalışma, bugün 1. yılını doldurmuş, geçtiğimiz Şubat sayısı itibariyle 1000 adet basılarak 22 ilimizde okunmuş, ve bugün elinize geçen Mart sayısı, 25 ilimize ulaşarak üstlendiği misyona hizmet etmeyi beklemektedir. Tamamen genç arkadaşlarımız tarafından oluşturulan yayın kurulumuzun yüksek gayretleri sonucunda çıkarılan dergimiz, Türkiye’nin 4 bir yanında, bu davaya gönül vermiş arkadaşlarımız tarafından, ücretsiz olarak okuyucularına ulaştırılmaktadır.

Bizler şunu çok iyi biliyoruz ki; Milletler Mücadelesi bu dünyada hep vardı ve var olmaya devam edecektir. Bunu inkar etmek büyük bir gaflet değilse, cahillikten başka bir şey değildir. Bugün Türkiye’de Milliyetçilik çağ dışı bir fikir olarak lanse ediliyor. Kara renkli Emperyalizmin ülkemizdeki uzantıları medyada sürekli bundan bahsediyor. Türk Milliyetçilerini görmezden gelerek, Türk Milletini ayakta tutan bu fikri unutturmaya çalışıyorlar. Bir toplum kendisini Millet yapan değerleri unuttuğu takdirde yok olmaya, en hafif tabiriyle esir olmaya mahkumdur. Sınırları gevşemiş, üzerinde asırlık planlar yapılmakta olan Türk Milleti, eğer silkinip kendine gelmez, bu oyunları fark etmez ve karşı bir aksiyon göstermezse akibetinin hüsran olacağını belirtmek istiyoruz. Emperyalizmin karşısında durabilecek tek fikir Türk Milliyetçiliği, tek hareket milliyetçi kadrolardır. Yakın tarih Türk Milliyetçilerinin Emperyalizmi ne kadar korkuttuğunu gözler önüne sermektedir.

Ülkemiz uzun yıllardan beri bir kültür Emperyalizmine maruz kalmış bulunuyor. İnsanımız gittikçe benliğinden uzaklaştırılarak, kendine yabancılaştırılmak isteniyor. Televizyonlarda tartışılan fikirler içerisinde Türk Milliyetçiliği, tenkit bile edilmeyerek yok sayılmaktadır. Çünkü eğer bir fikri mağlup edemiyorsanız, onu toplum önünde yok sayarak, hükümsüz hale getirmek en mantıklı yoldur.

İdeolojilere bakarken gözden kaçırdığımız bir şey; Liberal-Kapitalizm denilen sömürge canavarının, karşımıza diğer ideolojiler gibi çıkacağını sanmamızdır. Oysa Liberal-Kapitalizm bugün bize yaptığı gibi herşeyden önce ferdiyetçiliği aşılayarak ideolojik savaş sahasını boşaltır ve gençliği depolitize ederek sadece midesini düşünen, ekonomik insan haline getirir. Böylece karşısında bir fikir sistemi kalmaz ve o bulunduğu coğrafyayı rahatça sömürebilir. Bunun karşısında durabilmenin tek bir yolu vardır. İDEOLOJİK MÜCADELE!!!

İdeolojik taarruza, öz fikir sistemiyle karşı duramayan milleti mutlak mağlubiyet beklemektedir. Bu fikir sistemi bizde mevcuttur ve en güçlü haliyle sahaya çıkmayı beklemektedir.

Türk Milliyetçiliğinin hayata hakim kılınması, organize edilmiş şekliyle müesseselerinin top yekun çalışır hale gelmesi Emperyalizmin bu ülkedeki yenilgisi olacağından, tüm gayret ve gücüyle, ideolojik savaşın en kızgın saflarında vuruşacaktır. Fakat galibiyetimize olan inancımız tamdır. Çünkü Türk-İslam Ülkücülerinin fikir sistemi, Allah ve Resulünün çizgisinde yürüyen, akl-ı selim sahibi bir Yüce Veliler ve Mütefekkirler kafilesince yoğrulmuştur. Bizler Allah-u Teala’nın,  Nahl Suresi 125. ayetinde buyurduğu “İnsanları Rabbinin yoluna hikmetle güzel öğütle davet et. Onlarla mücadeleni en güzel yol hangisi ise onunla yap.” metoduna uyarak, zafere ulaşacağız.

Buradan, Kara Renkli Emperyalizme ve bu ülkedeki işbirlikçilerine sesleniyoruz. Bu ülkede hala Emperyalizmi Ege Denizine döken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü doğru anlayan gençler var. Bugün bu topraklarda Sultan Muhammed Alparslan’ın “Biz temiz Müslümanlarız. Bidat nedir bilmeyiz.” sözünü prensip edinmiş, meşrep ve mezhep taassubundan uzak yaşayan bir nesil var. Sayıları çok olmasa da, 13-14 yaşlarında komunizmle, kapitalizmle, siyonizmle, faşizmle, mücadeleye yemin etmiş bir kadro yetişmekte ve siz bunu engelleyemeyeceksiniz. Çünkü bizler mücadele etmeyi merminin üzerine yürüyen bir nesilden, evet o 20’li yaşlarda Tandoğan’da tüylerinizi ürperten Ülkücülerden öğrendik. Bizler mücadele etmeyi Mamak zindanlarına dar gelen Ali Bülent Orkan’dan, idam sehpalarının korkutamadığı Cengiz Baktemur’dan, 3 Ayda rüşveti ve kaçakçılığı bitirerek, uykularınızı kaçıran Gün Sazak’tan öğrendik. Bizler Başbuğ Alparslan Türkeş gibi “Kahrolsun, her türlü, diktacı, Emperyalizm!!!” demeye devam edeceğiz. Bizler sizin o stadlara holigan yaptığınız, oyun salonlarında çürüttüğünüz, uyuşturucuyla beyinlerini yok ettiğiniz, gece kulüplerinin karanlığına terk ettiğiniz gençlerden değiliz. Şunu çok iyi bilin ki, bir Türk-İslam Ülkücüsünün rahat hayat sürmek gibi bir gayesi yoktur. Bizi mutlu ve huzurlu kılan şey, inandığımız davaya hizmet etmek ve sizi bu topraklardan söküp attığımız günü hayal etmektir. Bu milletin içinde hala size rağmen sizinle mücadeleye yemin etmiş bir gençlik var. Sefer için yemin etmiş, zafer için dua eden bu kadro milletimizi tek tek bilinçlendirecek, kendisini yetiştirecek ve bu mübarek topraklara uzattığınız o kollarınızı kıracaktır! Evet, benliğinin farkında olan ve davasına keskin bir imanı olan bizler, asırlık planlarınızı köpük gibi suyun üzerine çıkarmaya hazırız. Allah’ın rızasını kazanmak için yaşayan bu gençliğin kişisel istikbal gibi bir gayesi yoktur ve bu yüzden sisteme esir olmayacaklardır. Doğmamış çocukların geleceği bu kadronun ellerinde şekillenecektir. Yılın 13. Ayında, Haftanın 8. Gününde ve Günün 25. saatinde, bu inançla çalışıyor olacağız.

Buradan Müslüman-Türk Gençliğine sesleniyoruz. Sizleri Gönül Seferberliğine, Yeni Ufuklara Doğru bir Şahlanışa davet ediyoruz! Sizleri, Milletimizi çağlar üzerinden bir hamleyle sıçratmaya, mazlum milletlerin feryadını durdurmaya, insanlık için yeni bir umut, yeni bir kurtuluş olmaya çağırıyoruz. Hak yoluna, Hakikat yoluna, Allah Yoluna çağırıyoruz!!!

Haklılığına yüzde yüz iman etmiş olduğumuz davamızı; elimizden geldiğince, ve kalemimiz yazdığınca sizlere anlatmaya ve ulaştırmaya devam edeceğiz.

Son olarak; Bizlere ilham kaynağı olan ve yol gösteren, başta bütün Şehit ve Gazilerimiz olmak üzere, Türk Dünyasının Başbuğu Alparslan Türkeş’e, Asrın Yesevi’si Seyyid Ahmet Arvasi’ye, Ülkücü Hareket’in Ağabey’i Galip Erdem’e ve Çağımızın Dede Korkut’u Mustafa Necati Sepetçioğlu’na Allah’tan Rahmet diliyor, ve Aziz hatıralarının önünde saygıyla eğiliyoruz.

Bütün okurlarımıza teşekkür ediyor, saygılar sunuyoruz.

YENİDEN YENİ UFUKLARA DOĞRU!!!

Yeni Ufuk Dergisi