Abide Şahsiyetlerden Nisan2019 Yeni Ufuk Dergisi 2019 

İNSAN VE AHLÂK

Ahlâk, bir problem olarak, sadece insan için vardır. Bitki ve hayvanların hayatında düzen, dayanışma, hatta istismar bulunmasına rağmen ahlâktan söz edilemez.Eğer, fert ve cemiyet olarak insan da <<şuurdan mahrum>> olsa idi, bizim için de böyle bir problem olmayacaktı. Şu halde, ahlâk konusu, “şuur problemi” ile çok yakın bir ilgi içindedir. Psikolojik açıdan düşünülürse, <<ahlâk problemi>> incelenirken, <<şuur>> konusu asla ihmal edilemez. Çünkü şuurdur ki bizde irade ve sorumluluk fikrini doğurur. İslâm ölçülerine göre, şuurun yokluğu halinde, irade ve sorumluluk da yoktur. Yalnız duyulara, reflekslere, mekanik etki ve tepkilere, içgüdü ve…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Nisan2019 Yeni Ufuk Dergisi 2019 

İSTEMEK

İstemenin haklı olmak için yettiği bir dünyadayız. Arzu mânâsında istemek, talep mânâsında istemek, irade mânâsında istemek, istemek oğlu istemek. Bu dünya isteyenlerindir. Aza değil, çoğa bile kanmayanların istemek hummaları arasında yaşıyoruz. Her canlı şey eğer kartlaşmamışsa veya ihtiyarlamamışsa, her canlı şey, nebat, hayvan ve insan, her canlı şey, yaşadıkça istiyor, istedikçe buluyor, buldukça daha fazlasını istiyor; çünkü her canlı şey eğer kartlaşmamışsa veya ihtiyarlamamışsa büyüyor. Yalnız kart ve yalnız ihtiyar, mevcudunu muhâfaza dâvâsındadır. Fakat muvaffak olamıyor ve ölüyor. Ölüm daha fazlayı istememekten başlıyor, istememeyi istemekle devam ediyor, hiçbir şey istememekte…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Nisan2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

TÜRK MİLLETİNİN MEDENİYET YOLU

‘’BÜYÜK DAVAMIZ’’ adlı yazımızda Türk milletini karşılaştığı en mühim problemin çağdaşlaşma olduğunu, bunun, verimsiz ve zararlı bir taklitten ileri geçemeyen Avrupalılaşma ile karıştırılmaması gerektiğini ve esasen, biri mütefekkir, biri devlet adamı iki Türk büyüğünün, Ziya Gökalp ile Atatürk’ün, en doğru şekilde ‘’Muasırlaşma’’ veya ‘’Muasır medeniyet seviyesine yükselme’’ formülleri altında meseleyi vazettiklerini, dâvanın, çağdaş medeniyete dıştan benzeme suretiyle değil, ancak onun ruhunu benimsemekle halledilebileceğini belirtmiştik. Şimdi bunun üzerinde biraz daha durmanın lüzumuna kani duruyoruz. Hiç bir vatansever düşünülemez ki, Türk topluluğunun medenîleşme arzularını muhalif olsun ve milletin bu yoldaki cehitlerine katılmasın.…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Aralık 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

MUNZUR SUYU SÜT AKMIŞ

Munzur dağı, Kemaliye’den Başpınar köyüne, Başpınar’dan Yeşilyazı’ya bir üçlü çizerseniz aşağı yukarı ortasında kalır. Diyeceğim Munzur bu üç yerden de görünür, daha başka yerlerden, çok ötelerden bile de görünür ya, ille bu üç yerden daha bir heybetli bakar durur. Böyle kaşları çatılmış mı gizliden gülümsediğini belli etmiyor da gözlerini belertip duruyor mu ne? Aslını ararsanız Munzur dağı yumuşak mı yumuşak, içli mi içli, gözlerden ırak bir köşede yeyip içmeyi, oturup kalkmayı hele hele başını dinlemeyi sever fukaradan, yoksul bir Türkmen dervişi gibidir. Öyle de neden bu heybet, neden bu çatak…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Aralık 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

ÜLKÜSÜZLÜK VE ÜLKÜSÜZLER

Cemiyetimizin bünyesini kemiren ve onu buhrandan buhrana sü­rükleyen hastalıkların en tehlikelisi, milletin kaderinden resmen sorumlu sayılan aydınlarda gördüğümüz ülküsüzlüktür. Bir devletin yıkılması yahut bir milletin dağılıp köle olması için başka hastalığa lüzum yoktur. Ne dış düşmanlar, ne iktisadî gerilik, ne de maddi güçsüzlük bu kadar zararlı olabilir. Tarihimizde zaman zaman görülen buhranlar, daima, memlekete hâkim olan aydın zümresinin millî bir ülküden mahrum bulunuşu yüzündendir. Böylece bazen devletimiz yıkılmış, bazen ülkemiz parçalanmıştır. Son yıllardaki durum ise, bunun en korkunç örneğidir. Kafasında milletinin hayrı için hiç bir düşünce beslemeyen, gönlünde kendisinden başka…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Aralık 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

ŞEFTALİ BAHÇELERİ

Refik Halid’in bir hikâyesinin kahramanı Agâh Bey’in ülkücülüğü, çevresinin yarattığı rahatlık ve zevk ortamında eriyip gider. Ülkücü bütün Türkiye’de dev bir “Şeftali Bahçeleri” girdabının sürükleyici cazibesiyle de mücadele etmek zorundadır. Refik Halid’in bir hikâyesi, geçen yıllar ve hayatın akışı içinde bana daha bir manalı gelmeye başladı. Hikâye özet olarak şöyle: Olay, toprağı bereketli, çevresi şeftali bahçeleriyle kaplı, her tarafa taşkın taşkın şeftali kokularının sindiği Akdeniz kıyılarında bir Anadolu kasabasında geçer. Yaz aylarında akşamüzerleri hükümet memurları heybelerine rakılarını koyar, merkeplerine biner şeftali bahçelerine çekilirler. Yer yer içki sofraları kurulur, sohbetler edilir,…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Aralık 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

KÜRTÇÜLÜK PROBLEMİ VE YABANCILAŞMA

Tarihi Pers emperyalizmi, tarih boyunca ülkemize iki koldan geliştirilen bir kültür emperyalizmi ile girmeye çalışmaktadır. Birincisi Farsça ile ikincisi siyasi mezhepçilik yaparak, milli, ilmi ve şuurlu bir eğitim politikası ile bu harekete karşı çıkılmadığı ve bu politika sosyal, kültürel, ekonomik ve politik destek ve planlarla takviye edilmediği için, maalesef tahribat çok büyük olmuştur. Böylece hastalanan bünyeye çeşitli renkteki emperyalist güçler, kolayca bir mikrop gibi sızma imkânını bulmuşlardır. Bugün ülkemizde karşılaştığımız “Kürtçülük problemi” böylece doğmuş bulunmaktadır. Yara henüz lokaldir, geniş halk tabakasına mal olmamıştır. Daha çok güya tahsil yaptırdığımız ve eğitimden…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Kasım 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

ANADOLU SÜTÜ

Oğuzlar, Diyar-ı Rûm’a ayak basıyorlardı. Kudretli Oğuz atlıları, ilkin Diyar’ı Rûm’un doğu ucunda görünmüştü. Batıya doğru bilmedikleri ama hissettikleri, daha hiçbir yerini görmedikleri ama baştan başa yüreklerinin sıcaklarında duydukları bu bütün toprağı uzaktan ve şimdilik sanki kokluyorlardı. Buğulu yeşil kokuların ardında yüzyıllar sonrasının mutlu düşü mü vardı ne? Diyar-ı Rûm, henüz doğmuş bir çocuk gibi yumuk, içinde bir yeni dünya hayatı ve gözlerinde bütün bir beşeriyet gibi aziz bir tebessümle henüz doğmuş bir çocuk gibi delişmen… Ağrısı’ndan Tendürük’üne, Nemrud’undan Süphan’ına varıyor; Toroslar’ın ucunda Erciyes’e kayıyor ve Bursa’da Ulu bir dağda…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Kasım 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

MİLLİYETÇİ GENÇLİĞİN KİTAPLIĞI

  (2) Sağlam vücutlu, gürbüz nesillerin yetişmesi nasıl düzgün ve ölçülü bir gıda rejiminin uygulanmasına bağlı ise bilgili, imanlı, ülkücü ve sağduyu sahibi aydınların yetişmesi de öyle iyi bir kültür ve eğitim disiplininin tatbik edilmesine bağlıdır. Vücudu hem faydasız hem abur cubur şeylerden hem de zararlı ve zehirli yiyeceklerden korumak gerektiği gibi zihni de hem lüzumsuz bilgi yığınından hem de tehlikeli ve yıkıcı fikir akımlarından korumak gerekir. Protein, karbonhidrat, mineraller ve vitaminlerle iyi beslenmiş bir vücut mikroplara karşı dayanıklı olduğu gibi sağlam fikir ve inançlarla beslenmiş zihin de yabancı ve…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Kasım 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

ROMANTİK MİLLİYETÇİLİK

Şiir Bahçemizden İlhamlar On sekizinci asrın sonlarına doğru, zevale doğru yol almaya başlayan şiir bahçemizde muhteşem bir gurub seyrederiz: Şeyh Galip. “Avize gibi renk ve ışık dolu” bir şiiri vardır. “Bu devirde sözün sultanı benim!” diyor; gerçekten de odur. Mevlana ocağından aldığı feyizle ortaya koyduğu Hüsn ü Aşk mesnevisi, Leyla ve Mecnun’dan sonra tarzının en büyük şaheseri. İlahi aşk yolculuğunu hikâye ediyor, temsili bir eser. Bir iki sayfasını şöyle bir aralayalım: Sevgioğulları kabilesinde, fırtınalı bir günde, Hüsn (güzellik) adlı bir kızla, Aşk adlı bir erkek çocuk dünyaya gelir. Kabile uluları,…

Devamı