Abide Şahsiyetlerden Eylül 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

TÜRK-İSLÂM SANATI

Türk-İslâm kültüründe sanat, fert ve cemiyet olarak insanın, <<objektif kalıplardan>> sıkılarak kendine yönelmesi, kendi sübjektifliğinde mutluluk araması ve nihayet merhale merhale kendini de aşarak <<Mutlak Yaratıcı hamleye doğru>>, içinden geçen bir yol yakalaması tarzında gelişmiş bulunmaktadır. İslâm’da ilim, eşya ve olaylara, okunup sırları çözülmesi gereken birer <<ilâhî mesaj>> gözü ile bakar, ilim adamı, kendi sahasına giren konularda <<ilmin kriterlerine uyarak>> çalışır, eşya ve olayların bağrına yerleştirilmiş <<ayetleri>>, hikmetleri, münasebetleri yakalar ve tekabülleri hesaplar; mümkünse kanun ve prensiplere bağlamaya çalışır. Yine ne kadar mümkünse, bu kanun ve prensipleri, ameli programlara bağlar,…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Eylül 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

ÜMİTSİZLERİN ZAFERİNE DAİR

Yıllardan beri, bazı ümitsizlerden mektuplar alırım hayatımda bu dipsiz ruh kuyusuna bende birkaç defa düştüğüm için, oradan dışarı çıkmanın yolunu biraz öğrendiğimi sanıyorum. İçimizde ummadığımız enerjiler saklı olduğunu ve ümitsiz anlarımızda fışkırıp bizi kurtardığını çok yazdım. Yine bir ümitsize, on sekizinci asırda bir İngiliz Devlet adamının sözünü tekrarlamak isterim: “Hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmayınız. Fakat bir kerede kapılacak olursanız, bir ümitsizin enerjisi ile mücadele ediniz.” Milli savaşımızı bize kazandıran ümitsizliğin enerjisidir. Kendisini teslim etmeyen bir ümitsizlik iman derecesinde kuvvetli bir ümit yaratır. Bu boş bir akümülatörüdür. Sadi’nin Gülistan’ın da olduğu gibi,…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Ağustos 2018 Yeni Ufuk Dergisi 2018 

DÜŞÜNMEK SAN’ATI

Andrê Maurois “Bir Yaşamak San’atı = Un Art de Vivre” adlı kitabı, ki Türkçeye de çevrilmiş ve geçenlerde Kanaat Kitabevi tarafından neşredilmiştir, düşünmeyi, sevmeyi, çalışmayı, kumanda etmeyi ve ihtiyarlamayı beş ayrı san’at halinde kabul eden meşhur Fransız romancısının amelî hayatı felsefe bakışlarıyla süzmesinden peyda olmuş, lezzetli fikir özleriyle dolu, sade bir eserdir. Bu beş san’ata ayrılan fasıllar içinde en güzeli, çünkü mevzua uygun olarak en düşündürücüsü şu: Düşünmek san’atı. (Bu bahsin tercümesi ayrıca Yaşar Nabi tarafından da yapılmış ve “Varlık” mecmuasında çıkarılmıştı). Fransız muharriri, insiyaklarımızla yaptığımız hareketlerin “vücudumuzla düşünmek” olduğunu…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Temmuz 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

İLİM VE İDEOLOJİ

Geçen sayıda belirttiğimiz üzere ilim, objektivizme ve determinizme dayanarak üniversal (âlemşümul) hakikati aramaktadır. İlim, bu tutuşu ile gerçekten <<âlemşümul hakikate>> mi, yoksa <<itibarî hakikate>> mi ulaşır tarzında bir münakaşa açmak mümkündür.  Şimdilik bunu bir tarafa bırakalım. İdeoloji ise, belli bir dünya görüşü demektir. Çok defa felsefi bir karakter taşır. Bununla beraber hiçbir ideoloji, ilme ve ilmin verilerine açıkça ters düşmek istemez. O ilimden faydalanmakla beraber asla ilim değildir. İdeolojiler, sosyal, kültürel ve politik hayata yön ve biçim vermek isteyen birer fikir sistemidirler. Lâkin kitleleri ikna etmek için ilmin metod ve…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Temmuz 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

SERT VE MUTEDİL İNANÇLAR

 Her inancın sert ve mutedil şekilleri vardır. Sert dindarlık, sert milliyetçilik, sert inkılapçılık, sert ilimcilik, sert sosyalistlik vb. gibi. Bu sertlik zıt fikirlerin taşıdığı hakikat payını kabul etmez. Müdafaa ettiği inancın tenkidini de sevmez. İtirazlara sinirlenir. Mutedil inançlar, hakikati arama yolunda, kendilerine aykırı görünen iddialarında haklı olabileceğini düşünür ve hatadan kurtulmak için zıt inançlara saygı gösterirler. Bu fikir müsahaması. Batı medeniyetinin büyük mücadele ve harpler sonunda elde ettiği yüksek vasıflardan biridir. Fikir mücadeleleri, felsefedeki tabiri ile “Diyalektik” üç hareketi içine alır: Tez (görüş veya iddia), Antitez (karşı görüş veya iddia),…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

İLİM NEDİR VE İLİMDEN BEKLEDİKLERİMİZ

İlim, bir bakıma <<objektif gerçeği>> aramak demektir. Objektiflik ise, insanların hislerini, eşya ve olaylara bulaştırmadan, doğrudan doğruya tabiatta veya cemiyette cereyan eden gelişmeleri veya laboratuarda hazırlanan durumları, bizzat onlardan gelen <<veriler>> ile açıklaması demektir. Eğer ilim adamı, objektif olamıyorsa, yaptığı şeye ilim denmez. İlim, <<objektif gerçeği>> aramanın yanında, hangi sahada çalışırsa çalışsın o, kesin veya ihtimali <<determinizm>> aramak zorundadır. Yani, belli şartlar altında belli sebeplerin, belli neticeler verdiği hususunda kesin veya yaklaşık bir münasebet yakalamalıdır. İlim <<kanuncu>>dur. Münferit hâdiseleri, belli prensiplere bağlamadıkça rahat edemez. İlim için ideal olan, umumi ve…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Mayıs 2018 Yeni Ufuk Dergisi 2018 

TARİH VE MİLLÎ BÜTÜNLÜK

Bir milletin tarihi, kültürü, medeniyeti ve ülküsü zaman ve mekân içinde <bir bütünlük> ifade eder. Millî vicdan bu konudaki tezatları çok kolay sezer. Millî tarihe aykırı <yapma bir ülkü> olamaz. Ülkümüzü fertler ve zümreler icat edemezler. Ülkümüz millî tarihimizin ve kültürümüzün bağrından filizlenip çıkar. Millî ülküler, bir milletin gelecek için programlarını ve özlemini duyduğu çeşitli sahalardaki başarılarını ve ümitlerini ifade ederler, bir bakıma geleceğe dönük tarih şuurunun meyveleridirler. Tarih, bizi yalnız geçmişte değil, halde ve gelecekte de bütünler. Tarih eğitim ve öğretiminde asla unutmayacağımız husus burasıdır. Türk Milleti, Türk Devleti…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Mayıs 2018 Yeni Ufuk Dergisi 2018 

MÜNAKAŞA SAN’ATI

Münakaşayı sever misiniz? Hiç sevmezseniz bile buna mecbur olduğunuz anlar çoktur; çünkü yanlış düşündüğünüzü söylemekten zevk alanlar az değildir. Muhtelif nezaket dereceleriyle bu hatayı hepimiz yaparız. En diplomatlarımız bile “haklısınız, fakat…” diye başlarlar ve muarızlarının haksız olduğunu ispata çalışırlar. Ben bütün hayatımda iki taraftan birinin haksızlığını itiraf etmesiyle biten şiddetli bir münakaşa görmedim. Sebebi şudur sanıyorum: Bütün münakaşalarda, çarpışan yalnız fikirler değil, benliklerdir. Bu iki şey, fikir ve benlik, birbirine o kadar bağlıdır ki, biri değişirse öteki de ortadan kalkacak zannedilir. Her insan fikrini kalbinin istihkâmları içinde müdafaa eder. Hücuma…

Devamı