Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

“KORKMA”

Mehmet Âkif Ersoy, bilindiği gibi, Maarif Vekâlet’inin açtığı İstiklâl Marşı müsabakasına katılmamıştır. Sebebi, kazanana nakdî mükâfat vaat edilmesidir. Maarif Vekili Rıza Nur’un diplomatik bir görevle Sovyetler Birliği’ne gönderilmesi üzerine Hamdullah Suphi’nin Maarif Vekili olup, bu mükâfatın kendisi için söz konusu olmadığını temin etmesi üzerine Mehmet Âkif İstiklâl Marşı’nı yazmayı kabul eder. Bunun üzerine Ankara’da Tâceddin Dergâhı’ndaki odasına kapanır, o günlerden ilham alarak İstiklâl Marşı’nı yazar. Tâceddin Dergâhı’nda ve Meclis’de sürekli onunla beraber olan Hasan Basri Bey de benzer şeyler anlatmaktadır. Marş yarışmasına yedi yüzden fazla şiir gelmiş olmasına rağmen hiç…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

MİLLÎ TÖRE VE GELENEKLER

Dinimizde << örf ve âdet>> sözleri beraber kullanıldığından olacak, bu iki kavram birbiri ile karışmaktadır. Daha önceden de belirttiğimiz üzere, bu ikisi arasında önemli farklar bulunmaktadır. Biz, <<örf>> kelimesini <<töre>> karşılığı olarak ele alıyor, <<âdet>> kelimesini de <<gelenek>> ile karşılıyoruz Fransızlar örf yahut töre karşılığı olarak <<coutume>> yahut <<moeurs>> kelimesini, âdet yahut gelenek karşılığı olarak da <<tradition>> sözünü kullanıyorlar. Gerçekten de bu iki kavramı, birbirinden kesin olarak ayırmak gerekir, çünkü <<töre>> millî olduğu halde, <<gelenek>> mahalli ve dar çevrelere ait içtimaî alışkanlıkları ifade eder. Öte yandan töre, din ve ahlâk…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

GÖKALP’İN ‘YENİ LİSAN’I VE MİLLÎ KİMLİK İNŞASI

Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin son çeyrek asrı oldukça çalkantılı geçmiştir. Devlet kurmada mahir olan Türk milletinin tarihî tecrübesiyle inşa ettiği bu ihtişamlı imparatorluğun çöküşü de elbette varlığının bir nevi yansıması olmuştur. İmparatorluk çatısı altında bulunan ancak farklı milletlere ve topluluklara mensup olan gayri Türk unsurlar ait oldukları yuvaları için Osmanlı’dan birer parça koparırlarken, devletin köşe taşı olan Türkler ne yapacaklarını bilmez hâlde ‘gizli yurt’tan çıkış yolu aramaktaydılar. Bu çıkış yollarından Osmanlıcılık ve İslâmcılık devletin çöküşüne mâni olamamıştır. Kendilerini milletler mücadelesinin orta yerinde savunmasızca beklerken bulan Türklerse çareyi dört kolla Türkçülüğe sarılmakta…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

AHLÂK BUHRANININ YUVALARI

Memleketteki ahlâk faciaları hakkında duyduklarımız gazetelerde okuduklarımızdan, gazetelerde okuduklarımız bildiklerimizden, bildiklerimiz gördüklerimizden fazladır. Bunların hepsi, bize bir uçurum kenarında olduğumuz korkusunu veren yıkılış tablosunu doldurmaktadır. Öne sürülen çâreleri biliyorsunuz. Bazılarımıza göre, okullarımıza ahlâk dersleri koymak gerekir. Bazılarımıza göre, ahlâk bilinen bir şey olmaktan ziyade yaşanan bir şeydir. Terbiye öğretmez, alıştırır. Ahlâk terbiyesinin de ahlâk bilgileri veren derslere değil, ahlâk itiyatları kazandıran tesirlere dayanması lazımdır. Bazılarımıza göre bu tesirlerin mihrakı aile, bazılarımıza göre de mekteptir. Bazılarımıza göre ahlâk örnekleri devletten başlar, kaldırımda biter. Her yerde fazilet timsallerine ihtiyaç vardır. Fakat herkesten…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

TÜRK PEHLİVANLIK KARAKTERİ ÜZERİNE BİR DENEME

Birkaç sene önce pehlivanları yazmaya karar verdiğimde internet üzerinde de çalışmalar yapmış ve İran’da çekilmiş bir belgesele rastlamıştım. Belgeselde yaşlı konuşmacı “İran’da eskiden bir mahallede pehlivan varsa orada polise gerek yoktu” demişti. Bu minvalde bir tasavvura Türk edebiyatının âbide isimlerinden Refik Halid Karay’ın Eski Pehlivanlarda Manevi Vasıflar adlı makalesinde tesadüf ediyoruz. Karay pehlivanların hasletlerini şu satırlarla kaleme almıştı: Eskiden bir pehlivan, hele bir defa o sıfatla anıldı mı maddî kuvvetini manevî kuvvetiyle de bezemek zorunda idi. Zîra halk na­zarında pehlivan sadece vücut kuvvetini ifade eden bir mef­hum değildi; çok dürüst,…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

BATI’DA NE OLDU?

Haçlı Seferleri, küçük feodal merkezleri çökertti ve Avrupa’yı krallık müessesesi etrafında topladı. Doğu’nun etkisiyle Avrupa’da bir uyanış ve dönüşüm başladı. Buna “Rönesans” dediler. Greko-Romen köklerine bağlanıp Batı medeniyetini kurdular. BİZ NE YAPTIK? Tanzîmat ile birlikte bizimkinden daha üstün bir kültür, sanat, ahlâk ve hukukun var olduğuna inanmaya başladık. Bu kısaca “Batı” idi. Ve onu taklide koyulduk. Hâlbuki “Bir medeniyete girmenin en tehlikeli şekli o medeniyeti taklit etmektir. (…) Sonu o milletin kendinden vazgeçmesi, soysuzlaşmasıdır. (s. 137)”(1) Claude Farrere bunu şöyle anlatıyor: “Türkler; Avrupalıların, Londra’dan Saint-Petersburg’a kadar, ‘Türkler Avrupa’dan dışarı’ diye…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ VE TÜRK DİLİ

Millet dil ile var olur. Bir maddi kuvvet ve manevi değerler bütün olan milletin, kendi hayat anlayışı, telâkkileri ve dünya görüşünden kurulu millî kültür muhtevasını ifadeye yarar düşünce ve mefhum kalıpları olan kelimelerin meydana getirdiği dilinden ayrı mütâlaa edilmesine imkân yoktur. Bir milletin varlığı dilinin mevcudiyeti ile anlaşılır. Dilini kaybeden herhangi bir topluluk ‘’millet’’ olmaktan çıkar ve bir daha hatırlanmamak üzere mazinin karanlıklarına gömülür, çünkü dil ile birlikte, kütlelerden millet yapan kültür de ortadan kalkmıştır. Bununla beraber, hâlen ayrı bir dile veya aynı ülkede dil birliğine sahip olmadıkları için bu…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

TANRI DAĞINDA HASBİHAL

Pamuk beyazlığıyla, kilim desenlerinin buluşmasını andıran karlı yamaçların en uçlarından eriyip en dibe kadar mayhoş mayhoş inen su damlacıkları gibi geçen ömrünü sorgulayan bir ihtiyar vardı kel tepenin sırtında. Saatlerdir sanki inme inmiş gibi uzakları süzüyordu; Ta ki semâdan gelen bir sesin dalıp gittiği hülyâları bölünceye dek. Sesin geldiği yöne baktığı vakit kanatları iki yana açılmış ve daire çizmekte olan bir şâhin görmüştü. Şâhinin sesi ihtiyarın dalıp gittiği hülyâları bölerken bir yandan da onu başka hülyâlara daldırıyordu. İhtiyar, bu sefer gökyüzüne dalıp gitmişti. Daire çizmekte olan şâhin sanki gençliğini andırıyordu.…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

“DOKUZ IŞIK”IN ELAZİZ’DEN SAÇILAN HÜZMESİ: ÜLKÜCÜ ŞEHİD CEVDET KARAKAŞ

“Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.” Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ İşgalin devrim kılığına girdiği yıllarda analarının Allah’a emanet ettiği Türk evlatları gözlerini kırpmadan hain kurşunların önüne atıldılar. Başbuğ Alparslan Türkeş’in de dediği gibi ne Sovyet Rusya’nın uşağı olmak istediler, ne de mazlum milletleri kendi uşakları yapmak istediler. Tek derdi Türk milletinin ebedi bekası olan bu vatan evlatları her türlü Emperyalizm, komünizm, kapitalizm gibi safsatadan ibaret ideolojilerin karşısında durdular. Ezanla başladıkları hayata, çocukluklarını, gençliklerini yaşayamadan, kendilerini besmelesiz devrimbazların oyunlarının…

Devamı
Ekim 2019 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2019 

ÖZLEDİĞİMİZ DÜNYA

Geçmişe hasretle bakmak ve sık sık geçmiş üzerinde durmak bizde hem bugünden duyduğumuz sıkıntıyı, hem de gelecekten duyduğumuz endişeyi belirtir. Bu hasretin mânâsını anlayabilmek için yaşanan hayat içinde kendini mesut hissetmek ve aynı saâdeti paylaşmayanlara ‘’Hayâlci’’ veya ‘’Gerici’’ demek yetmez, hattâ hâdiseye bu gözle bakmak bizi tamamen yanlışa götürür. Dünyanın hep iyiye gittiğini söylemek de onun hep kötüye gittiğini söylemek kadar dogmatik bir inançtan ibarettir. Her şeyden önce geçmişten, bugünden ve gelecekten ne anlaşıldığı konusunda bir açıklığa kavuşmalıyız. Geçmiş, şu andan geriye doğru insanın ilk yaratılışına kadar geçen zaman değildir.…

Devamı