Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

İSLAMİYET ve MİLLİ GERÇEKLER

Anahtar Kelimeler: Din-Kültür-Vahiy-İslam-Kavim-Millet-İdeoloji-İslamcılık-Siyaset                 Dinler ikiye ayrılır: Kültür dini-Vahiy dini. Kültür dininin diğer adları: İptidai dinler-statik dinler, mahalli dinler. Kültürle aynı şeydirler. Peygamber (tebliğ edici) yoktur. Kültürün diğer unsurlarıyla beraber ürerler. Mümin-Kâfir-Münafık, gibi kategorik kavramlar yoktur.                 Vahiy dini. Yukarıdan haberle gelir. Peygamber tebliğ eder. İnananları, inanmayanları teşekkül eder. Yukarıdan gelmekle beraber toplumsallaşır, kültürleşir. Girdiği toplumun kültürüne yerleşir, ahenk kurar. Girdiği toplum, birden fazlalaşınca, evrensel özelliği gereği, müşterek öz, gerçekliğini korur ve fakat onu taşıyan kalıplar, kadrolar, kodlar farklılaşmıştır. Tıpkı kültürün müşterek olanlarının, fakat farklı ifade edilmesinde olduğu gibi. Vahiy…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

BENDEN ÖNCE GİRENLERDİR

Sultan Murat Hân o gün derin düşünceler içindeydi. Düşüncesi ne Hânlığındandı ne Hakanlığındandı; düşüncesi Ulusundan da değildi. Daha dün kadar yakın bir geçmişte bir aşiret olan Uç Beyliği, bir büyük ulus olma yolunu zorluyor, Rumeli’nde ve Anadolu’da çığlaşıyordu. Şimdiden Avrupalı, korkulu düşler görüyor, Anadolu’nun şurasında burasında hüküm süren beyler huzursuzlaşıyor, yerinde tedirgin oluyorlardı. Düzenli bir ordunun temeli atılmış, Sultan Murat Hân’ın parası her yanda geçer olmuştu. Duâlar büyüklüğünde huzur, niyazlar genişliğinde mutluluk Sultan Murat Hân’ın ülkesinden dört bir yana taşıyordu. Sultan Murat Hân’ın bayrağı adalet ve hürriyet üzre dalgalanıyordu.                …

Devamı
Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

ÜLKÜCÜNÜN İMANI

Gönüle düşenin izinde; bir nefer, bir nefes, bir damla kan olduğum gün yemin ettim! Adaletin yerini bulup hakkın tecelli etmesine yemin ettim; bir ülkü meşalesi olup yanmaya, yanıp da yarınların karanlığını aydınlatmaya, aydınlatıp da ışığa boğmaya yemin ettim. Ülkücülüğü saat gibi, yelek gibi, ceket gibi görmeyi; görüp de giymeyi sadece şahsıma, erliğime, yiğitliğime değil; dostlarıma, aileme, mensubiyet duyduğum topluluğa, inandığım davaya yakıştıramam. Ben davamı; kalbim gibi, gözüm gibi, gözbebeğim gibi görüp ona uygun yaşamakta ve yaşatmakta karar kıldım. Karar kıldığım vakit de vebalimin “imanı ortaya koyacak kadar” olduğunu biliyordum. Bir…

Devamı
Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

BİR BAŞKA ALEMDEYMİŞİZ GİBİ

                Her şey çok güzel başlayıp çok güzel ilerledi. Türk, Hunlar devrinde karakterini ortaya koydu, bundan sonra yolunun nasıl şekilleneceğinin ip uçlarını gösterdi. Adı Türk olan ilk devletiyle de bu karakterinin kilidini kapatıp anahtarını okyanusa attı. Artık bu karakterin silinmeyeceğini gösterdi ve sıkı sıkıya saldığı köklerini gök kubbenin altındaki her noktaya geçirmek  üzere yola çıktı.                 Türk, adaletiyle, stratejik zekasıyla, nizam-ı alem ülküsüyle, demiri eriten kuvvetiyle, dik duruşuyla, hürriyet aşkıyla, askeri dehasıyla vücut bulup atının sırtına atladı. İnsanlığın son peygamberinin müjdelediği, yeryüzünün en mükemmel dini at sırtındaki bu Türkün vücuduna…

Devamı
Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

SEYYİD AHMET ARVASİ’Yİ ANLAYABİLMEK

‘‘ Evet, İslamiyet, milli hüviyetimizi koruyarak, bizi âlemşümul bir davetle bağrına basarak her iki dünyada mutlu kılmak istemektedir. Barış budur.  ’’ ‘‘ İslam dünyasını esir almak isteyen şer kuvvetlerin ilk hedefi Türk devleti ve Türk milleti olmuştur. ’’                                                                                                                                              Seyyid Ahmet ARVASİ                 Toplumların her dönem adları yaşayan tarihi ve manevi şahsiyetleri bulunmaktadır. Bu manevi şahsiyetlerin, milletlerin yollarını aydınlatacak derecede onlara eserler bıraktıklarını yaşayarak görmekteyiz. Aralık ayında Akif gibi Arvasi gibi değerlerini bedenen kaybeden milletimizin aslında en önemli kayıpları onların unutulması ve idrak edilememesi ile başlar. Akif bu konuda biraz…

Devamı
Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

“Yeni Ufuk” Üzerine Bir Sohbet

Ankara’da üniversite öğrencisi bir grup genç, ele ele tutuşup bir çember oluşturmuşlar; arkadaşlık, dostluk, ülküdaşlık yakınlığını yaşamanın yanı sıra kendilerini yetiştirme, geliştirme çabasıyla sürekli uğraşıyorlar. Okuyacakları kitaplardan, katılacakları kültür programlarına ve sohbetlere kadar ortak arayış ve gayret içindeler. Bizim aziz dostumuz Ahmet Hoca’yı da hem rehber, hem dert babası, hem yol açıcı pehlivan olarak önlerine almışlar; daraldıkları veya tıkandıkları yerde ona sarılıyorlar. (Gençlerimizin ne kadar akıllı – ve cingöz – oldukları buradan anlaşılıyor…) Zaman zaman bu gençlerimizin sohbet halkasına katıldığımız oluyor. Daha doğrusu bizi kıstırıyorlar. Eh, bizim gibileri bulunca ne…

Devamı
Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

MEŞVERET SOFRASINDAN MÜŞAVERE KAŞIKLAMAK

İnsan… Her bir ‘’ol’’ emrinin içinde, oluşun ve yenileşmenin verdiği değişimle büyümekte, olgunlaşmakta velhasıl yaşamaktadır. Her bir anın fotoğraf kareleri gibi yan yana gelerek oluşturduğu zaman telakkisi içinde bunalımlar, çırpınışlar, sevinçler, hüzünler, hasret ve vuslatlar yaşamaktadır. Üç boyutlu maddeler aleminde, kendisine lütfedilmiş mekanlar içinde gel-gitleri ile hürriyet peşinde koşmaktadır ve tabiri caizse kendisini aramaktadır. Duyularıyla fark ettiği her meta ve kavrama kendinden mana vermekte, onu kendi süzgecinden geçirmekte ve anlamaya çalışmaktadır. İnsan, duyularıyla fark ettiğini idrak etmeye, yani; “metaya kendinden değerler atfederek’’ idrakine almaya çalışmaktadır. İdrak ettiğini, şuurun demir parmaklıklarına…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

GÖK BAYRAK

Biraz basit, bir hayli bayat ama yine de ünlü bir, bir söz vardır “Renkler ve zevkler münakaşa edilemez.” Kimin, nerede, ne zaman ve hangi sebeple söylediği pek belli değilse veya ben bilmiyorsam da çok münasip bir söz. Herhalde zevklerinden ve sevdiği renklerden ötürü hiç kimsenin kınanamayacağı, hiç kimseden niye zevklerin böyle veya niçin şu renkleri seviyorsun diye, hesap sorulamayacağı manasına geliyor. Aslında, zevkler ve renkler konusundaki tercihler diktatörlükle idare edilen ülkelerde bile suç sayılmaz. Nerede kaldı, düşünceleri ve şüphesiz duyguları açıklama hürriyetinin fazlası ile mevcut bulunduğu Türkiye’mizde suç sayılsın. İşte…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

ROMANTİZME DAİR

              Aşk imiş her ne varsa âlemde               İlim bir kil’ü kal imiş ancak…                 Gençlerin, hatta benim yaşımdakilerin bile ağzından, romantizmi küçümseyen sözler işitiliyor. Alt yapı bezirgânlarının kesif propagandası ciddi edalı, çok sürümlü gazetelerin köşesinden âlimane açılan yaylım ateşi birçok kimseyi etkiliyor.                 Bir iktisattır tutturuldu, o hale geldi ki iktisattan başka her şey değersizdir. İktisat deyince de yalnız “Marksist” iktisat bilimseldir. Başkaları mânâsız lâflardır. Üstelik bu söz kalabalığının propagandacıları da ya hukukçu, ya gazeteci! Yani hiç biri iktisatçı değil. İktisatçıdan başkası doğruyu bilemediğine göre, bu zevat mademki iktisatçı…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Ocak 2016 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2016 

SOSYAL ORGANİZASYON

Aşırı hürriyetçi eğilimler ister istemez <<ferdiyetçiliği>> kışkırtmıştır. <<Liberal>> düşünceler ve akımlar, gittikçe <<toplumun çözülmesi>> neticesini vermiş ve bu durum bütün dünyada, reaksiyon olarak çeşitli renkte <<toplumcu>> akımların doğmasına vesile olmuştur. Bu toplumcu akımlar dinî, millî, ırkçı, sınıfçı, maneviyatçı, maddeci, radikal demokratik… olma iddiası altında değişik gruplarda değişik biçimlerde ortaya konmuştur.                 Hürriyetçilik, <<şahsiyetlerin>> doğup güçlenmesi için ne kadar zaruri ise, toplumların çözülüp dağılmasına vesile olacak ölçüde <<istismar>> edilmesi de o kadar büyük tehlikedir. Sosyal kontrolün zayıfladığı, sosyal normların geçersiz kaldığı bir vasatta, devleti idare edenlerin işleri güçleşir, polis ve jandarmanın…

Devamı