Aralık 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

TÜRK TARİHİNDE ARŞİVCİLİK

Türk yönetim anlayışı çerçevesinde ve kültüründe arşivlerin büyük bir öneme sahip olduğu eskiden beri bilinmektedir. Fakat bu durum, Ortaçağ’da teşkilatlanmış ve çok değişik alfabeler kullanmış olan Uygurlara kadar uzanabilmektedir. Eski Türklerde arşivcilik hakkında ilk bilgileri içeren arkeolojik kazılar da ne yazık ki arşivcilik lehine ciddi bir veri sunamamıştır. Bu durum, kısmen bu tür çalışmaların yetersizliği ile açıklanabilirse de genel anlamıyla kayıt tutmaya dair güçlü bir kültürün ve geleneğin henüz oluşmadığı ile ifade edilebilir. Fakat Uygurlar, ticari hayatın gücüne bağlı olarak oluşturdukları medeniyet dolayısıyla kütüphaneler ve arşivler meydana getirmişlerdir. Buna dair…

Devamı
Aralık 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

MİLLÎ DİLE YABANCILAŞMA VE DİLDE ANARŞİ

Kültürler arasındaki sürtüşmeler ve kültür temasları bir bakıma zaruridir. Bunu önlemek hem mümkün hem doğru değildir. Bütün kültür değerleri gibi, dilin de zenginleşmesi, bu milletler arası kültür <<mübadelesine>>bağlıdır. Ancak, değiş tokuşların ve alışverişlerin millî dili tahrip etmesine, <<yabancı bir dilin boyunduruğuna>> sokmasına kadar varırsa, buna <<kültür emperyalizmi>> adını veririz. Ziya Gökalp’in da çok isabetle belirttiği üzere, <<milletler birbirlerinden kendilerinde müteradifi bulunmamak şartı ile kelime alabilmiştir ve alabilir. Fakat bir lisan, başka lisanlardan siga (kip) alamaz>> (Bkz. Z.Gökalp -Türkçülüğün Esasları -1977 – S.177). Gökalp, bir dilin başka bir dilden -kendinde karşılığı…

Devamı
Aralık 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

BEYAZ ZAMBAKLARDA AÇAN ÜLKÜCÜLER

Fin ülkücüleri tabirinin ne kadar doğru olup olmadığı bakış açısına göre değişmektedir. Eğer ruhunu bir ideale bağlamış kişilere ülkücü diyorsak Snelman, Thomas Gulbe, Yavernin, Okunen birer Fin ülkücüsüdür. Adı geçen kahramanları tanıyanlar bahsetmek istediğimiz kitaptan da haberdar olmuşlardır. Daha önce karşılaşmamış olanlara da dilimizin döndüğü, kalemimizin yettiği kadarıyla anlatmak isteriz. Atatürk’ün, Atsız’ın ve o dönem yaşayan aydınların hayat hikâyelerinde ortak bir nokta olduğu gibi onları diğerlerinden ayıran bir özellik de göze çarpmaktadır. Yıkılan imparatorluğun travmasını henüz üzerinden atamamış bir ulus içinde var olmaları ortak kaderleridir. Yaşadığı ortamdan yeniden diriliş için…

Devamı
Aralık 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

TÜRKÜN İSLAM YORUMU –MATURUDİLİK

Sevgili Kardeşim geçen yazımızda sorduğumuz soruyu tekrar sorarak sohbetimize başlayalım istiyorum; Türk’ün Müslümanlığında Hristiyan dünyasını bu kadar rahatsız eden ne vardı?  Ve biz bugünün Türkleri Müslümanlığımızdan neyi kaybettik de bu hallere geldik? Türk’ün İslamiyet öncesi inancının temelinde ilk yazımızda belirttiğimiz KUT ve TÖRE kavramları vardı. Tanrı yarattıklarının tamamına KUT veren varlıktı. Kut tanrısal özdü. Kut her kişide mevcut olmakla birlikte çiğdi. Kutu pişirip olgunlaştıran ve bu çerçevede ideal anlamda kişiyi kutlu yapan şey de tapmaktı. Tapmak eski Türkçe de hizmet anlamına gelirdi.  Bir kişinin yapabileceği en büyük hizmet ise adaleti…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Aralık 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

DEVLET: DEVLETİN TEORİK YAPISI VE FONKSİYONLARI HAKKINDA DENEME-4

Hayatın bir bütün olduğunu ve yaptığımız şekildeki ayırımların sırf meseleyi daha kolay ve anlaşılır vazedebilmek için olduğunu söylemiştik. İktisadi diye isimlendirdi­ğimiz beşeri faaliyetler, insanın yaşama zarureti ve nefsini tatmin ihtiyacından doğan ve aynı zamanda onun gelişmesinin vasıtasından olan münasebetlerdir. Mücerret ik­tisadi faaliyet ve imkân, ferdin gayesi için bir vasıta olduğu gibi, milletin tarihi görevi bakımından da aynı niteliktedir. Mücerret iktisadi güçlülük, ne fert, ne de millet bakı­mından müspet bir değer taşımaz; onu kıymetlendiren şey tahsis edildiği gayedir. Devletin fonksiyon sahalarını ve bu sahalardaki faaliyetlerinin hududunu gayesi tayin etmektedir. İktisadi hayat…

Devamı
Aralık 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

BİR SEN VARMIŞ BENDE

Kitaptan başımı kaldırdım. Öğrendiklerimden haz duyuyordum ve başkalarına da anlatmak istiyordum. Keşke diyordum keşke beni tek kendime bıraksalar ve ben hep böyle okusam, araştırsam, düşünsem, yazsam. Ama kenarımda akan dünya beni bırakmıyordu, bırakmayacaktı. Etrafıma bakınmaya başladım. Çalışma odamda yalnızdım. Odaya sessizlik hakimdi. Beni rahatsız eden tek şey dakikada bir öten duman alarmıydı. Ona da yavaş yavaş alışmıştım. Dinlendiğimi hissedip kitaba büyük bir hevesle tekrar dönecekken bugün antrenmanım olduğu aklıma geldi. Canım sıkıldı. Hiç gidesim yoktu. Bugün de üşengeçliğim üzerimdeydi. Biraz bekledim. Gitsem mi gitmesem mi bir türlü karar veremiyordum. Bir…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Aralık 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

İRTİCA ANLAYIŞI

İMemleketimizde çok partili rejimintatbikine başlandığı günden beri, bilhassa 1950 yılından itibaren, bazışahıslar ve teşekküller tarafından muntazam aralıklar­la adeta devri birşekilde ortaya atılan irtica iddiaları bir kere daha günün meselesi halinegetirilmek isteniyor. Bu konuda söylenenleri dikkatle takip edenler, ana hat­larıile hiç değişmeyen bir oyunun muhtelif temsillerini seyretmiş gibi oluyorlar.Oyunu tanzim edenler, sahneye koyanlar, oynatan ve oynayanlar – çok ehemmiyet­sizbazı değişiklikler bir yana bırakılırsa- hep aynı kimseler. Perde, muayyengazete­lerin en iri puntolarla verdiği, birbirine benzer başlıklarla açılır:“İrtica Hortluyor” “Bilmem falan şehirde yahut filan kasabada gericilikcereyanları başladı.” Hemen arkasından, gene muayyen başyazarlarla fıkracılarınpek…

Devamı
Aralık 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

DİN ELVERSE MEZARA BİLE DİK GÖMÜLECEK ADAM: NİHAL ATSIZ

             “Hoca! Hoca! Bu musalla taşı, musalla taşı olanda böyle er kişi görmedi!” Hüseyin Nihal Atsız’ın cenaze merasimi yapılmaktadır; imam, “Er kişi niyetine…” der ki Fethi Gemuhluoğlu’nun haykırışıyla sarsılır kalabalık. Rahmetli İrfan Fethi Üstat bu haykırışında haklıdır; hatta biz de yazımızın başlığını seçerken zerrece tereddüt etmedik. Gerçekten de ömrünü omurga nedir, nasıl bir şeydir sorularının cevabına büründürmüş dev bir şahsiyetti o. Bizim neslimiz, tevellüt gereği belli bir hafızanın takipçisi konumundadır. Bu hafıza içerisinde de bizlerin tanıdığı devler öyle hiç de azımsanacak boyutlarda değildir; ama biz Atsız Hoca gibi bir dev…

Devamı
Aralık 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

ATSIZ

İnsanlar vardır, gökteki yıldızlar gibi parlar. İnsanlar vardır çağlar ötesinden ilham alırlar. Onlar doğdukları zaman kimsenin bilmediği sırlar söylenmiştir kulaklarına. Kimse bilmiyordur, kimse duymamıştır, neler söylendiğini, belki kendileri dahi bilmiyordur ne olduğunu. Onlar hep bu dünya yolculuğunda o sırrı arar dururlar. Onları bu arayışa iten nedir bilinmez, ama onlar hep ararlar. Bu arayışın ne olduğunu kimse bilemez, bu sebepten hep yalnızlaşırlar. İşte Nihal Atsız, Osmanlının o son günlerinin mazlum çocuğu… Çok sevdiği, ihtişamla seyrettiği milletinin, diz üstüne gözleri önünde düşüşünü seyretti…                 Atsız 12 Ocak 1905 yılında İstanbul Kadıköy’de dünya’ya…

Devamı