Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

VAKIFLAR, VAKIFNAMELER VE PADİŞAHLARIN VAKIFLARLA İLGİLİ DUA VE BEDDUALARI

Vakıflar, yüzyıllar boyunca din, dil, ırk farkı düşünmeden, hiçbir canlı ayrımı yapmaksızın herkese gönül veren, sevgi sunan, fertler arasında onurlu bir yardımlaşma ve dayanışma yoluyla hayrattan, hayrata, hayrattan hayata köprü olarak hizmet gayesiyle kurulmuş olan müesseselerdir. Vakıf kelimesi İslami bir kelimedir, çoğulu evkaf ve vukuftur. Vakıf yapana vakıf, vakf edilen şeye mevkuf denir. Vakıf kurumunun sözlük anlamı hapsetmek ve alıkoymak olan habs veya hubs gibi kelimelerden oluşmuştur. Vakıf bir malı veya ekonomik değeri olan bir şeyi özel mülkiyetten çıkararak, insanların kişisel veya toplumsal alanda ortaya çıkan muhtelif ihtiyaçlarının yerine getirilmesi…

Devamı
Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

ÜLKÜCÜLÜĞÜN KÜLTÜR VE İNANÇ KAYNAKLARI – 3

Ülkücü; Allah’ın emir ve yasaklarını; Kur’an-ı Azîmüşşan’dan, Kur’an tefsirini Vâni Mehmed Efendi’den, Şeyh Serasti’den, Elmalılı Hamdi Yazır vb. Şanı yüce Peygamberimizin hadislerini; Kütüb-i Sitte’den İslam’ın cihanşümul çağrılarını; Veda Hutbesinden Maturidiyye Akaidi’ni Nureddin es-Sabuni’den Maturidilik’i Sönmez Kutlu’dan İlmihal’i Seyyid Ahmed Arvasi’den, Ömer Nasuhi Bilmen ’den Hz. Peygamber’in Hadislerinde Türkleri Zekeriya Kitapçı’dan Divanı Lugât’it-Türk’ü; Kaşgarlı Mahmud’dan Kaside’yi; Nefi’den, Nabi’den, Şeyh Galip Dede’den Kutadgu Bilig’i (Kutlu Olma Bilgisi’ni); Yusuf Has Hacip’ten Devlet ve Aile Ahlakını; Kınalızade Ali Efendi’den Hz. Resulullah’a duyulan sonsuz sevgiyi; Fuzuli’nin Su Kasidesi’nden Süleyman Çelebi’nin Mevlid’inden Arif Nihat Asya’nın Naat’ından…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

UZUN SAPLI KAŞIKLAR

Vaktin birinde, Kerkük şehrinde bir adam yaşıyordu. Kerkük, Büyük Türkiye İmparatorluğu’nun Güney Doğusunda bir cep gibi sarılmış bir liva merkeziydi ve Kerküklü adam serseriydi; şehirde öyle biliniyordu. Ve herkes, bu adama şaşırıyordu. Okumuş yazmış adamdı, eli kalem tutan cinstendi. Oturup bir mecliste konuşmaya başladı mı sohbetine can dayanmazdı. Onu böyle konuşurken görenler, hele bir de sohbetinin sırrına erenler, bu adamın o adam olduğuna dünyada inanmazdı. Uykusu yoktu; duru yok, durağı yoktu. Kimi şurada görünür;  gönlünce, gönlünün yettiğince yaşardı. Kimi orada görünür; keyfince, keyfinin yettiğince yaşardı. Bir zamanlar babasının, Kerkük’ün en…

Devamı
Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

RUHİ KILIÇKIRAN’DAN FIRAT ÇAKIROĞLU’NA ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER

 Milliyetçi-Ülkücü dava, ‘’ nefer ‘’ mertebesine erişmek için mücadele etmiş nice yiğitlerin öyküleri ile doludur. O destansı öykülerin kahramanları, bu kutlu yolda nefer olmayı birçok dünya makamından üstün tutan ülkü devleridir. Kolay değildir dava neferi olmak. Zira insanın küçük kıyameti olan ölüm bile farklıdır nefer için. Neferlik mertebesi ve neferlerdeki inanç, azim ve teslimiyet,  dava adamının vücudunda öyle vuku bulmuştur ki; bu mertebedeki dava adamı ölüm anını bile ‘’ Canana ‘’ kavuşmak diye bilir. Şeb-i Aruz’a gülerek gider, sevinerek gider. Hatta geride kalan karındaşlarına bile nazire yapar, ‘’ şimdi hepinizin…

Devamı
Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

MİLLİYET VE İSLÂMİYET

İslamiyet, milliyetçiliği reddetmez. Buna karşı milliyetçilik de, İslamiyet’in ilahi bir nizam oluşunu ve insanlık âlemine getirdiği yüksek değerleri inkâr yoluna sapmaz. Bu hüküm, diğerlerinden daha büyük bir ölçüde, Türk milliyetçiliği açısından bilhassa doğrudur. Böylece İslamiyet ve milliyetçilik, hiçbir çatışmaya mecbur kalmadan, birbirleriyle münasebetlerinde herhangi bir çelişmeye düşme­den tam bir ahenk içinde yürümek imkânlarına sahiptirler. Yine de İslamiyet adı­na ortaya çıkan bazı kimselerin, milliyetçiliği bölücü ve zararlı bir fikir gibi tanıt­tıklarını, diğer taraftan milliyetçilik adına konuşan bazı kimselerin de İslamiyet’e karşı cephe aldıklarını unutmak mümkün değildir; fakat siyaset tarafından bes­lenen aykırı…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

MİLLİYETÇİLİĞİMİZİN ’’TOPLUMCULUĞU” NE İFADE EDER?

Milliyetçi-Toplumculuğumuz, kasıtlı bir şekilde yorumlanmakta ve zaman za­man çeşitli fikir, doktrin ve hareketlerle aynı şeymiş gibi gösterilmek istenmektedir. Bazen ona sosyalizm damgasını vuranlar çıktığı gibi, onu Nazizm ve faşizmle bir tutanlar da çıkmaktadır. Biz bu yazımızda, Türk millî kaynağından ilhamını alan milliyetçi toplumculuğun, sosyalizmden, Nazizm ve Faşizmden farklı, bambaşka mahiyette olduğunu göstermeğe çalışacağız. Komünizm, Sosyalizm ve Sosyal Demokrasi Karşısında Toplumculuğumuz: Sombart, sosyalizm kelimesinin ilk defa “içtimai mesele” anlamında İtalya’da kullanıldığını söyler. Bu ilk şekli ile kullanılan sosyalizm, cemiyet endişesi manası­na gelerek, bir “toplumcu” vasıf gösterebilir. 1847’de sosyalizmin bu türlüsünden bahseden…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

MEDENİYETLER, MİLLÎ YAPILARA GÖRE ÇEŞİTLENİR

       Birbirinin tıpkısı iki millet mevcut olmadığı gibi, birbirinin aynı iki medeniyet de yoktur. Milli medeniyetleri, ortak yönlerine göre tasnif etmeye kalkıştığınız zaman asla unutmayacağınız ölçü bu olmalıdır.         Medeniyetler, bir diğerinden <ham madde> , seviye, ölçü ve tekniklerin inceliği ve getirdiği <âlemşümul> (üniversal) mesaj itibarı ile ayrılırlar.          Her medeniyetin ham maddesi, milletin, belli zaman ve mekânlar içinden geçerken geliştirdiği, kazandığı ve elde ettiği <milli kültür malzemesidir>. Maddi ve manevî bütün unsurları ile beraber bu kültür malzemesi, milletin, tarihin içinden süzüp getirdiği <milli tecrübelerinden>ibarettir. Her millet, medeniyetini kurarken ve…

Devamı
Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

KELAMA KÜSMÜŞ KALEM

Sor Haluk sor! Bana da sor gök kubbeyi başıma yıkan meseleyi.  Kapı içeriden kilitli, rüzgâr ne yandan esse nevi şahsına münhasır. Ucuz pazarlarda huzursuz benim deli ruhum. Maksadını izahat etmeyi bile beceremeyen bir nesli sor! Rüzgâr ne yandan esse ciğerimizi yakıyor. O da biliyor, akşama sofra tam takır. Birde tellal mı çağırsak yanı başımıza. Hani bağırsa şöyle fütursuzca, “Yağma var koşun!” Koşunya! Koşun ama akşama sofra tam takır. Ne kaldı ki muhabbete gönlünü kapamış insanoğlundan geriye? Onlarca çeşit yemek var buyurun; tıka basa doyurun midenizi, ruhu aç acizler! Koşun yağma…

Devamı
Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

Globalleşme Çağında Milliyetçilik Ne Olacak?

“Globalleşme karşısında milliyetçiliğin geleceği var mı?” Böyle çok derin gibi görünüp de aslında pek fazla anlam taşımayan klişeler neye yarar? Meselâ, altını aynı boşlukta lâflarla doldurursanız, akşamdan kalma bir köşe yazarının fıkrası oluverir… Milliyetçilik mesleğinde 45 yılı devirdim. Çok şey değişti gerçekten. 45 yıl önce söylense inanmayacağımız gelişmeler oldu. Ama bazı şeyler de hiç mi hiç değişmedi. Bunlardan biri “…çağında milliyetçiliğe ne olacak?” sorusu. (Bir başkası da, “Türk olmayan Müslümanlar Müslüman olmayan Türk denize düşse hangisini kurtarırsın?” 45 yıldır yüzme öğrenemedi bu kabiliyetsizler.) “…çağında milliyetçiliğe ne olacak?” Sorunun başına çeşitli…

Devamı
Mart 2017 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2017 

BABALAR VE OĞULLARI

Barış Manço’ya ve bütün babalara… Susan bir babanın konuşmaya çalışan oğluyum. Babamın sırları ile dolu hayatında çocukluğumdan hatırladığım tek isim, Barış Manço. Babamın bana anlattığı ne bir siyasetçi var, ne bir futbolcu ne de bir ünlü isim. Çocukluğumdan bildiğim bir şey var ise babamla, o da Barış Manço’dur. Beni tanıyanlar bilirler, uslu bir çocuğumdur. Oysa babamın yanındaki haytalıklarım bir hayli fazla. Sevdiğim insanların yanında şımarıklığımı da yine tanıyanlar bileceklerdir. Şimdi niye mi bu kadar şımarıyorum? Bu yazıyı yazarken, sürekli babamı hatırlayışımdan sanırım. Ama öyle edeplice, öyle anlamlı bir şımarıklık bu.…

Devamı