Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

MÜMTAZ TURHAN’DA GARPLILAŞMA MESELESİNİN KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ BAĞLAMINDA 21. YÜZYILA YANSIMALARI

ÖZET yüzyıl, Osmanlı Devleti için her saniyesi kaygı ve umudun kaynağı olan lakin saatin ters yönünde işlemeye başlayan bir zaman diliminin, ilk evresidir. Nitekim 17. yüzyıldan itibaren düşüşe geçen Osmanlı Devleti’ne nispeten 19. yüzyılın Batı’sı, zıt yönde bir ivmeyle harekete geçmiştir. Batı’da siyasi değişmelerin yanı sıra, matematik, fizik, kimya, astronomi alanlarındaki gelişmeler; dahası demiryolu, telgraf, buharlı makine gibi bazı araçların kullanılmaya başlanması Osmanlı Devleti’ni derinden etkilemeye yetmiştir. Bu etki, sonraki yüzyılları takiben devam ederek “batılılaşma, muasırlaşma, garplılaşma, çağdaşlaşma, modernleşme” gibi kavramlarla Türk aydının gündeminden düşmemiştir. Öyle ki “Batılılaşma Sorunu”  üç…

Devamı
Abide Şahsiyetlerden Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

İLİM NEDİR VE İLİMDEN BEKLEDİKLERİMİZ

İlim, bir bakıma <<objektif gerçeği>> aramak demektir. Objektiflik ise, insanların hislerini, eşya ve olaylara bulaştırmadan, doğrudan doğruya tabiatta veya cemiyette cereyan eden gelişmeleri veya laboratuarda hazırlanan durumları, bizzat onlardan gelen <<veriler>> ile açıklaması demektir. Eğer ilim adamı, objektif olamıyorsa, yaptığı şeye ilim denmez. İlim, <<objektif gerçeği>> aramanın yanında, hangi sahada çalışırsa çalışsın o, kesin veya ihtimali <<determinizm>> aramak zorundadır. Yani, belli şartlar altında belli sebeplerin, belli neticeler verdiği hususunda kesin veya yaklaşık bir münasebet yakalamalıdır. İlim <<kanuncu>>dur. Münferit hâdiseleri, belli prensiplere bağlamadıkça rahat edemez. İlim için ideal olan, umumi ve…

Devamı
Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

PSİKOLOJİK SAVAŞ VE BİZ

Her geçen gün takvimden bir yaprak dökülürken dünya düzeninde de yılların getirdiği bir değişiklik gözlenmektedir. Dünya milletler arasında bitmek tükenmek bilmeyen bir savaş alanıdır. Değişen düzen savaş alanlarını da farklı mecralara taşımakta gecikmemiştir. Dün top, tüfek ve kılıçla kazanılan zaferler bugün bir siber saldırının ganimeti olabilmektedir. Cephede ne yaptığını cephe gerisinden tahmin etmek psikolojik savaş tekniklerini uygulamaktaki hünerlerle doğru orantılıdır. Muharebe sahasında sıkılan kurşunun yerini söz ve propaganda almış, milletler kozlarını kitle iletişim araçları, beyazperde, moda gibi çağdaş hamlelerle birbirlerini kültürel egemenlik sahaları içine çekerek kendilerine benzetmek, bir nebze olsun…

Devamı
Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

BİLİM, DİN VE TÜRKÇÜLÜK

Bugüne kadar hazırlanan çalışmalarda bilim ve din çoğunlukla birbiriyle zıt noktalara konumlandırılmış iki kavram olarak karşımıza çıkar. “Bilim varsa din yoktur, din varsa bilim yoktur” tezlerine karşılık bilim ve dinin bir arada incelendiği çalışmalar nispeten azınlıktadır. Türk fikir hayatının bilgelerinden ve Türk milliyetçiliğinin yetiştirdiği en önemli aydınlardan biri olan Prof. Dr. İskender Öksüz, bilim ve din kavramlarına Türkçülük akımını da dâhil ederek Türk milletinin karşısına yine önemli bir yapı taşı ile çıkmıştır. Meydana getirdiği eserleriyle ve bilimsel yayınlarıyla yalnızca milliyetçi topluluk için değil, Türkiye Cumhuriyeti için ne kadar önemli bir…

Devamı
Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ’IN BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ ROMANINDA TÜRK KÜLTÜRÜNÜN İZLERİ

Bozkurtların Ölümü,  Hüseyin Nihal Atsız’ın Maltepe’de 13 Nisan 1946’da tamamladığı Göktürk Kağanlığı tarihinden bir bölümü ve Kür Şad Destanı’nı anlattığı tarihi romanıdır. Bozkurtların Ölümü Hüseyin Nihal Atsız’ın en önemli romanlarının başında gelmektedir.  Yayımlandığı ilk günden bugüne kadar etkisinden hiçbir şey eksilmemiştir. Bugünde büyük bir okunma oranına sahip olduğu aşikârdır. Belirttiğimiz gibi, Bozkurtların Ölümü tarihi Göktürkler dönemini konu alan tarihi bir romandır. Romanda Türk tarihi ve kültürü, Çin ile ilişkiler, din anlayışı, bozkır yaşamı v.b. hususlarda önemli bilgiler bulunması dikkat çekmektedir. Tarihçi kimliği olan Atsız bu vasfını romana sonuna kadar yansıtmıştır.…

Devamı
Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ GÖNÜLSÜZLÜĞÜMÜZ

Toprak, insanı emer. İnsanı kendine katar. İnsan da toprağıyla anlam kazanır, bu anlamla da anlamlandırır. İnsanın toprakla münasebeti, ona kattıklarıyla mümkündür. İnsanın toprakla ortaklığı, duyguları iledir. Coğrafya’dan Vatan’a dönüşen öykümüz, insanın anlam ve değer öyküsüdür. Coğrafya, insanın anlamlandırmasıyla vatanlaşır. İnsanın doğduğu yer ile ölmek istediği yer arasındaki bağlantı, onun vatanını ve vatan tasavvurunu gösterir. Yahya Kemal’in Üsküp ve İstanbul’u gibi, Ahmet Hamdi’nin Beş Şehir’i gibi, Nevzat Kösoğlu’nun İspir’i gibi, Mitat Enç’in Antep’i, Emir Kalkan’ın Kayseri’si, Cengiz Dağcı’nın Kırım’ı, Orhan Okay’ın Balat’ı, Ahmet Yüksel Özemre’nin Üsküdar’ı gibi… Hepsinde dikkatimizi çeken, o…

Devamı
Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

TARİH VATANDIR

Bir toplumun gelişmişlik seviyesini gösteren çeşitli temel unsurlar vardır. Bu unsurlar toplumu bilinçli hale getiren meziyetlerdir. Topluma bilinç niteliği kazandıran bu temel unsurlar içersinde en önemlilerinden biri, tarih bilincidir. Tarih bilincinden yoksun bir toplumun gelişmiş toplum olduğu düşünülemez. Türk toplumu ve tarih ilişkisine geçmeden evvel, tarih toplumlar için neden önemlidir ve toplumları neden gelişmişlik seviyesine yükseltir önce buna bakmamız gerekiyor. Tarih, aynı zamanda milletlerin milli kimliğini oluşturan hasletlerden biridir. Tarihi olmayan, ortak hatıra mirası bulunmayan bir topluluğa, millet denilemez. Bununla beraber, sadece bir tarihe sahip olmakta milletler için yeterli değildir.…

Devamı
Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

DÜNDAR TAŞER

Türk Milliyetçiliğinin aksiyoner hale gelmesinde çok önemli katkıları olan Dündar Taşer, 15 Mayıs 1925 tarihinde Gaziantep’te doğmuştur. Aile tarihlerine göre Taşerler; Yavuz Sultan Selim Han zamanında, Tatvan’dan Anadolu’ya gelmiş ve yerleşmiş Misk Bey’inin devamı olarak bilinmektedir. Dündar Taşer’in ailesi çiftçilik ve öğretmenlik ile geçimini sağlamaktadır. Geçmişine bağlı olan aile, ata yadigârı çiftlikte işlerin kötü gitmesinden dolayı öğretmenliği bırakıp tamamen çiftçiliğe yönelmişleridir. Annesi Aliye Hanım’ın içindeki eğitimcilik ruhu sönmemiş ve oğluna 4 yaşında okumayı ve yazmayı öretmiştir. Dündar Taşer küçük yaşta evdeki ansiklopedileri okuyarak okuma alışkanlığı kazanmıştır. Gelecekte kendisine yapılacak “tarih…

Devamı
Haziran 2018 Yeni Ufuk Dergisi Yeni Ufuk Dergisi 2018 

FENÂ Fİ’D-DEVLE VE’L-MİLLE KAVRAMINI ANLAMAK YA DA ENTELEKTÜEL BİR SAVAŞÇI OLARAK DÜNDAR TAŞER

Ülkücü literatürde ince bir meydan okumanın da ifadesi olan bir argüman vardır: “Taşer’i bilmeyen davasını ne bilir…” Sitemle karışık bu yargının doğuşu, Türk milliyetçiliğinin yapılacak değil, öğrenilecek bir şey olduğuna inananların Dündar Taşer’i gün geçtikçe daha iyi anlamasından sonra olmuştur. O’nu bir yazıyla yâd edebilecek kadar dâhi anlayabilmenin büyüklüğünden şüphemiz olmadığından birkaç kelâm etmeyi yerinde bulduk. Peki, nedir Dündar Taşer’i bilmekteki bu önem yahut davayı bilmekle kurulan doğru orantıdaki değer? Aslında hiç karmaşık değil; bilimsel bir muhakeme gücü ve iman esasları ile Türk milliyetçiliği ülküsüne adanmış bir hayatın izleri sürüldüğünde…

Devamı