RUSYA İŞGALİNDEKİ KIRIM’DA BALALARINI BEKLEYEN ANNELER

0
(0)
RUSYA İŞGALİNDEKİ KIRIM’DA BALALARINI BEKLEYEN ANNELERNurten Camcı Bay

Tarihî Türk yurdu Kırım’ın Şubat 2014 tarihinde Rusya tarafından işgal edilmesinden sonra işgalcilerce gece yarısından sonra baskın yapılarak aranan, ardından evlatları gözaltına alınıp tutuklanan anneler, dua ve ümit ile evlatlarını bekliyorlar. Bu anneler, yasa dışı tutuklanan ve çok uzun yıllar hapse mahkûm edilen evlatları yine yasa dışı olarak Rusya’nın çok uzak hapishanelerine nakledildikleri için onlara hasretler. Sabrederek, ayakta kalarak torunlarına, gelin kızlarına destek olmaya çalışıyorlar.

Kırım Türklerinin Rusların zulmü altında verdikleri var olma mücadelesini, Kırım’ı eserlerinde anlatan büyük yazarımız rahmetli Cengiz Dağcı; “Biz kahraman değiliz. Kahraman olanlar, on yıllarca sonra vatanlarına dönüp çadırlarda, bataklıklarda yaşayarak tekrar o vatanı, o mukaddes toprağı vatan edinenlerdir.” diyerek gerçek kahramanların, 40-45 yıl sonra büyük mücadele vererek vatana kavuşup çok zor şartlarda Kırım’da yaşamaya başlayan kardeşlerimiz olduğunu ifade etmiş. Cengiz Dağcı bugünleri görseydi, vatan Kırım’a yerleşip yaşamaya başlarken yine Rusya’nın işgaline uğrayan, Rusya esaretindeki evlatlarına kavuşmayı bekleyen anneleri görse ne yazardı acaba? Büyük yazarımız, o annelerin ne büyük kahraman olduklarını en iyi şekilde anlatırdı mutlaka.

Bahçesaray’da yaşayan Lilya Seyitumer’in üç evladı Rusya esaretinde. İki evladını, 32 yaşındaki Seyitumer’i ve 28 yaşındaki Osman’ı, işgalciler 11 Mart 2020 tarihinde gece yarısı ev baskını ve aramanın ardından götürdüler. Kasım 2020’de evlatları yasa dışı olarak Kırım’dan çıkarılıp Rusya hapishanesine nakledildiler. Ekim 2021’de işgalci mahkeme oğlu Seyitumer’i 17 yıl, diğer oğlu Osman’ı 14 yıl hapsetti. Şimdi, Osman ve Seyitumer Kırım’a 1.928 km uzaklıktaki Vladimir kentindeki cezaevindeler. Lilya Hanım’ın küçük oğlu, tarihçi, “Kırım Dayanışması” ve “Kırım Çocukluğu’nun aktivisti” 24 yaşındaki Abdülmecit de 4 Ağustos 2023’de uydurma gerekçelerle götürülerek gözaltına alındı, evinde 40 günlük bebeği ile eşi Amina kaldı. Şimdi Rusya’nın Rostov hapishanesinde olan Abdülmecit’in gözaltı süresi ise her üç ayda bir uzatılmakta. Lilya Hanım’ın kardeşi Rüstem Seyitmemet de siyasi tutuklu, hapishanede kalp krizi geçirdi hastaneye kaldırılarak ameliyat edildi, sağlığı iyi değil.

Balalarını bekleyen Lilya Hanım’ın ailesi, bütün Kırım Türkleri gibi Stalin canisi tarafından 18 Mayıs 1944’de Kırım’dan sürgün edildi. Lilya Hanım ve eşi ünlü tarihçi Şükrü Seyitumer Özbekistan’da doğmuşlar, ailelerinin sürgün edildiği Semerkand bölgesindeki köyde komşu olarak yaşamışlar, aynı okulda okumuşlar. Özbekistan’da, Öğretmen Lilya Hanım ve Semerkant Devlet Üniversitesi mezunu tarihçi Şükrü Seyitumer evlendiler. İlk çocukları Seyitumer, 1988 tarihinde Özbekistan’da doğdu. Küçücük çocukları ile çok uzun yıllar sonra sürgün edildikleri vatan Kırım’a dönebildiler. Vatana kavuşmaktan mutlu Seyitumer ailesine 1992 tarihinde Osman ve 1999 yılında Abdülmecit’in katılması ile mutlulukları daha da arttı.

Tarihçi Şükrü Seyitumer, uzun yıllar boyunca Hansaray Müzesi’nin arşiv bölümünde müdür olarak çalıştı. Kırım’daki camilerin tarihini araştırıyor, Kırım tarihine ait bir dizi bilim araştırmalarının yazıyordu. Eski Fotoğraflarda Kırım Camileri kitabını da hazırlamıştı. Ancak, 11 Mart 2020 tarihindeki baskında evde bulunan tüm telefon, bilgisayar ve flaş belleklere el konuldu. Maalesef Tarihçi Şükrü Seyitumer’in bütün çalışmalarına el konuldu.

Lilya Hanım’ın çocuklarının üçü de onlara sürgünün dehşeti hakkında çok şeyler anlatan büyükanneleri Fatma’nın anılarıyla büyümüşler, Büyükbabaları, Bahçesaray’da Tahtalı Camisi’nin imam – hatibi olan Mustafa Murtaza’nın ve 1938 yılında karşı devrimci faaliyetler nedeniyle kurşuna dizilen büyük dedelerinin hatırasını hep anmışlar. Sovyetlerin suçlamasına göre Tahtalı Camisi’nin imamı olan büyükbaba “Türkiye’nin Kırım’ı işgal etmesini istiyordu.” SSCB’nin çöküşünden sonra 1991 yılında büyükbabaları Mustafa Murtaza’nın itibarı iade edilmiş. Lilya Hanım, oğullarının da dedeleri gibi aynı zulmü yaşayacağını hiç tahmin edemezdi.

Lilya Hanım, çocuklarının Kırım’dan yüzlerce kilometre uzaktaki Rostov’daki mahkemelerine hep gitti. Oğullarına verilen cezaları duyunca şok oldu. “Verilen ağır cezaları duyduğumda benim için zaman durdu. Masum çocuklarıma bakıp durdum, onlara yardım etmek için hiçbir şey yapamayacağım gerçeği kalbimi paramparça etti.” diyor Lilya Hanım. Hapishanedeki üç çocuğu için de en zoru ailelerini görememek, çocuklarını büyütememek, büyüme süreçlerini ve eşsiz anları onlarla paylaşamamak.

“Evlatlarını daima bekleyenlerin yaşadıkları zorluklara rağmen oğullarımızın masum olduğunu bilerek hayatımıza devam etmeye çalışıyoruz… Artık tek sevincimiz var: torunlarımız. Ama torunlarımız babalarının ilgisi olmadan ve alakasından yoksun büyüyorlar. Oğullarım tüm bu sınavların geçici olduğundan ve mutlaka olumlu bir sonuçla biteceğinden eminler. Aramızda mesafeler olsa da kalbimiz ve ruhumuzla her zaman onların yanındayız” diyor Anne Lilya Seyitumerova.

Emel Kırım Vakfı olarak katıldığımız “Kırım Sürgünü’nün 80. Yılında ‘Daima Bekleyeceğim, Balam!’ Fotoğraf Sergisi” projesinde oğulları Rusya esaretinde olan annelerden 16’sının fotoğrafları yer almıştı. “Daima Bekleyeceğim, Balam!” fotoğraf albümünde yer alan annelerden biri de Lilya Seyitumer’di. Emel Kırım Vakfı olarak düzenlediğimiz “Daima Bekleyeceğim, Balam!” konferansı ve fotoğraf sergisini İstanbul, Gebze, Ankara, Eskişehir’de gerçekleştirdik. Bu konferanslara, gazeteci, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan yardımcısı iken Rus işgalcilerin tutukladığı Narıman Celal de katılmıştı. 17 yıl hapse mahkûm edilen Celal, Kırım’a 5.330 km uzakta Minusinsk Hapishanesi’nde iken “esir takası” ile esaretten kurtulmuş ve bir süre sonra da Emel Kırım Vakfı konferanslarına katılmıştı. Ukrayna Cumhurbaşkanı tarafından Narıman Celal daha sonra Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi olarak görevlendirildi.

Rusya işgalindeki Kırım’daki siyasi tutuklular, insan hakları aktivistlerine göre hiçbir suç işlemediği halde işgalcilerin yaptıkları insan hakkı ihlallerini duyuran, Rus yetkilileri eleştiren, Kırım Tatarlarına yapılan baskılara karşı memnuniyetsizliğini ifade eden gazeteciler, aktivistler, din adamlarıdır.

Kırım Tatar Kaynak Merkezi verilerine göre, 17 Aralık 2025 itibarıyla siyasi tutuklu ve baskı altında olan kişi sayısı 487’ye yükseldi. Bu kişilerden 273’ünün Kırım Tatarı olduğu belirtildi. İşgal altındaki Kırım’da 2017-2025 yıllarında en az 7.167 insan hakkı ihlali vakası kaydedildi.

Büyük Türkçü, fikir adamı, eğitimci, yazar-yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’nın, “Milletini seviyorsan elinden gelen işle başla” dediği gibi bizler de elimizden gelenle başlayıp öncelikle zulüm altındaki kardeşlerimizin yanında olacağız, onların seslerini duyurmaya çalışacağız.

Bu yazı ne kadar faydalıydı?

Puan vermek için bir yıldıza tıklayın!

Ortalama puan 0 / 5. Oy sayısı: 0

Henüz oy yok! Bu yazıyı ilk siz değerlendirin.

Bu yazıyı faydalı bulduysanız...

Bizi sosyal medyada takip edin!

Bu yazının sizin için faydalı olmamasından dolayı üzgünüz!

Tell us how we can improve this post?

Yorum bırakın