AZERBAYCAN’DA ÇAY GELENEĞİ

5
(3)
AZERBAYCAN’DA ÇAY GELENEĞİSenan Kazımoğlu

Yazıya geçmeden önce çayınızı hazırlamanız ve öyle okumaya başlamanız tavsiye edilir.

Derler ki Hoca Ahmet Yesevi sıcak bir günde Çin sınırında bulunan Hitay bölgesine gitmiş. Yolda karşılaştığı bir Türk, eşinin doğum yaptığını ve çok zorlandığını söylemiş. Adam, Hoca Ahmet Yesevi’den doğumun kolay olması için dua etmesini istemiş. Neticede, Hoca Ahmet Yesevi dua etmiş ve doğum kolaylaşmış. Eşinin rahat doğum yaptığını gören adam sevinerek Hoca Ahmet Yesevi’ye teşekkür etmek amacıyla çay ikram etmiş. Çayı içen Hoca Ahmet Yesevi harareti ve yorgunluğu geçtiği için bir rahatlama hissetmiş. Pîr-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi’nin çay o kadar hoşuna gitmiş ki elini açarak şöyle dua etmiş:

“Ya Rabbi, sen çaya revaç ver. Bizi sevenler içsin ve nasiplensin.”

Bu menkıbeyle ilgili anlamı aynı kalan farklı rivayetler olsa da derler ki Türkistan’da ve Türkler arasında çayın yaygınlaşması bundan sonra başlamış. Aynı şekilde, ustalarından çayı alan Yesevi dervişleri bu lezzeti gittikleri her yere taşımışlar. Fakat bu gelenek Türkistan’da korunmasına rağmen batıya yöneldikçe zaman içerisinde unutulmuş. Tabii ki tamamen unutulmuş değil, hâlâ yaşatan yerler var. Buna en iyi örnek olarak Azerbaycan’ı gösterebiliriz.

Kahve geleneğinin olmadığı Azerbaycan, dünyada en fazla çay tüketen ülkeler arasındadır. Öyle ki Azerbaycan’da çay üzerine yazılmış türküler, şarkılar, şiirler, tekerlemeler, mâniler ve deyimler vardır.

Bu sözleri doğrular nitelikte, geçenlerde Azerbaycan sosyal medya kullanıcıları tarafından paylaşılan bir arşiv videosu dikkat çekti. Videoda, Barış Manço’nun Azerbaycan’a yaptığı bir ziyarette bir çayevine misafir olması ve Azerbaycan’ın çay geleneğinden bahsetmesi yer alıyordu. Barış Manço, Azerbaycan Türklerine ait şu tekerlemeyi söylüyor:

“Çayın biri gaydadır (kuraldır), ikisi cana faydadır, üçü nestir (uğursuzdur), dördü bestir (yeterlidir), çıktın beşe, vur on beşe, çay nedir, say nedir?”

(Bazılarına göre bu tekerlemenin üçüncü ve dördüncü kısımları “üçüncüsü ter getirir, dördüncüsü dem getirir” şeklindedir.)

Masadaki çayla beraber tüketilen tatlılara, şekerlere ve reçellere de değinen Barış Manço, sözlerini şu şekilde noktalıyor:

“Bana öyle geliyor ki Azerbaycan sofrasında çay bahane, maksat sohbet, maksat muhabbet.”

Barış Manço’nun da ifade ettiği gibi Azerbaycan’da yılın dört mevsimi ve günün her saatinde içilen çay, sadece bir içecek değil, bir gelenektir. Muhabbete ve sohbete vesiledir. Peki, bu kadar özene bezene anlattığım Azerbaycan çay geleneği nasıldır? Azerbaycan Türkleri çayı nasıl içerler?

Bu konuya geçmeden önce, kısaca Azerbaycan’da çay ile ilgili teknik bilgilere göz atalım.

Azerbaycan’da eskiden beri çayın varlığına dair bilgiler bulunsa da bugün kullandığımız modern siyah çay bitkisinin ülkede yetiştirilmesi ilk defa 1912 yılında yapılmıştır. İlk çay fidanı, Türkiye’de iklimi daha çok Mersin ve Antalya’ya benzeyen Lenkeran bölgesinde toprağa ekilmiştir. Azerbaycan’da ilk çay fabrikasının kuruluş tarihi ise 1937’dir.

Günümüzde Azerbaycan, çay ihtiyacının tamamını kendi topraklarından karşılamakla beraber yurt dışına da ihraç etmektedir.

Azerbaycan çay geleneğine gelince, Azerbaycan’da sofraya çay ile oturulup çay ile kalkılır. Yani, misafir gelince önce çay gelir, sonra yemekler yenilir, en sonunda ise yine çay içilir. Azerbaycan Türklerinde çaya şeker atma geleneği yoktur. Çayın içine şeker sadece toz şeker olarak iki yerde kullanılır. Bunların birincisi kahvaltıda, diğeri ise kız istemede. Kahve geleneği olmadığı için kız istemeleri çayla beraber yapılır. Kız isteme çayı da özel olarak kendine özgü anlamlar yüklü olacak şekilde hazırlanır. Çay, özel bir usulle bardağın alt tarafı beyaz, üst tarafı ise siyah çay olacak şekilde hazırlanır. Eğer kızı verirlerse, çay şekerli olur ve bu şekilde gelir. Erkek tarafı ise dualar eşliğinde çayı karıştırarak normal çay kıvamına getirir.

Genellikle biz çay içerken kullanılacak şekeri kenardan temin etmeyi severiz. Çayı esasen kıtlama şekerle içeriz. Ancak misafir oturmalarında, bayram günlerinde, bazen de normal zamanlarda çayın yanında özel tatlılar, çerezler, çikolatalar ve en önemlisi çeşitli meyvelerden yapılan reçeller de hazır bulunur. Özellikle reçel konusunda Azerbaycan hassastır. Aklınıza gelecek tüm meyvelerden, hatta meyvelerden başka karpuz, ceviz, gül, patlıcan gibi ürünlerden de reçel yaparız. Reçelde dikkat edilecek en önemli mesele, reçel yapılan malzemelerin tane bütünlüğünü korumasıdır. Yani, örneğin çilekten reçel yapılacaksa çileğin meyvesi diri olarak kalmalı, asla karıştırılmamalı ya da ezilmemelidir. Şayet böyle yapılmazsa ya o reçel atılır ya da aile içinde yenir. Çünkü Azerbaycan’da bu hoş karşılanmaz, evin hanımı asla o reçeli misafir önüne çıkarmaz.

Azerbaycan çayları genel olarak 3-5 dakikadan fazla demlenmez. Demlenirse çay acı olur. Azerbaycan Türkleri, çayı çoğunlukla açık içmeyi severler. Ancak bunun yanında, demli içmeyi sevenler de vardır. Azerbaycan çaylarının bir diğer özelliği de hoş kokulu ve aromalı olmasıdır. Azerbaycan Türkleri çayda en çok tercih ettikleri aromalar arasında bergamot, kekik ve karanfil bulunmaktadır. Ayrıca Azerbaycan’da çayın yanında limon da çok yaygın bir şekilde kullanılır. Bizler limonu sadece çay içerken kullanırız. Bunun dışında salatalar veya yemeklere limon sıkma geleneği yoktur.

Yukarıda saydığım çay ile ilgili geleneklere, misafirlikte, normal ev oturmalarında hatta sıradan bir çay evinde karşılaşabilirsiniz. Normal evlerde eskiden çaylar semaverle yapılırken şimdilerde sadece özel misafirler için semaver yakılır. Günümüzde daha yaygın olarak çay, Türkiye’deki gibi çaydanlık ve demlikte gelir. Ancak Türkiye’den farklı olarak Azerbaycan’da çay evlerinde çaylar bardak olarak değil, çaydanlık olarak gelir. Çaylar her yerde, normal su bardağına benzeyen bir bardak veya Türkiye’deki “ince belli” bardak olarak bilinen çay bardağında servis edilir. Bu bardağa Azerbaycan’da armuda benzediği için “armudu stekan (bardak)” denir.

Kısacası bizde çay içecekten ziyade bir gelenek, bir yaşam tarzıdır. Ancak bunun yanında da sosyalleşmeye, muhabbete ve sohbete bahanedir. Değerlerimizi yaşamak ve yaşatmak dileğiyle…

Bu yazı ne kadar faydalıydı?

Puan vermek için bir yıldıza tıklayın!

Ortalama puan 5 / 5. Oy sayısı: 3

Henüz oy yok! Bu yazıyı ilk siz değerlendirin.

Bu yazıyı faydalı bulduysanız...

Bizi sosyal medyada takip edin!

Bu yazının sizin için faydalı olmamasından dolayı üzgünüz!

Tell us how we can improve this post?

Yorum bırakın