Türk tarihinin çok eski zamana dayandığını elimizde bulunan sözlü ve yazılı eserlerden yola çıkarak söyleyebilmekteyiz. Yalnız Türk tarihini ayrıntılı olarak inceleyebilmemiz için bu eserlerin yeterli sayıda olması gerekir. Çünkü eserlerin az olması ve ayrıntıya yer vermemiş olması ve yanlı olarak yazılmış olması da bunun üzerinde etkili olmaktadır. Türk adına ilk defa olumsuz manada Çin kaynaklarında rastlamaktayız. Çünkü sınır komşusu olan Çin ile Türkler’in irtibatları her daim olmuştur. Bu irtibatta her iki tarafta çıkarlarını koruma peşine düşmüştür.

Türkler hakkında ilk bilgilere Hun Devleti’nin kurulmuş olması ile ulaşmaktayız. Hunlar hakkındaki bilgiler bahsettiğimiz Çin kaynaklarında yer almaktadır. Çin egemenliği altına en zayıf anlarında giren Hunlardan sonra bozkırda birden kaybolan bir Türk varlığıyla karşı karşıyayız. Bu esaret döneminde bazı Türk boylarının asimile olduğu ya da yok olduğu da bilinmektedir. Ancak Türk devlet sistemini anladığımız zaman Türk devletlerinin yıkılmadığını sadece ad değiştirip yeniden kurulmuş olduğunu görürüz. İşte Hunlardan sonra kurulan 1. ve 2.Göktürk(Köktürk) Devleti’nin birden ortaya çıkması bunu desteklemektedir.

Derin bir devlet anlayışına ve milli birlik anlayışına sahip olan Türklerin medeniyet, kültür ve yaşayış bakımından ileri seviyede olduğunu gösterir belgeler bırakmak istemeleri kadar doğal bir istek olmasa gerektir. Çünkü geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez anlayışı o zamanda hâkimdi. Tarihte kurulan Türk devletlerinin bir önemli özelliği de önemli ulaşım yollarına yakın yerlerde kurulması ve bu şekilde diğer milletlerle etkileşim kurmuş olmalarıdır. Kökü derinde bulunan bir milletin etkileşim kurması sadece konuşarak yani sözel bir biçimde olmamıştır. Bir milletin kendini anlatmak için bir takım işaretler kullanmış olması da gerekir. Çünkü işaret olsun veya adına ne dersek diyelim böylelikle kalıcılık sağlanmış olacaktır.

Türkler bu amaç doğrultusunda kendilerinin de bir kültür anlayışına sahip olduğunu bildirebilmek için ilk önce resimlerden sonra adına runik yazı dediğimiz yazı sistemi ile varlıklarını bildirmişlerdir. Ancak bu verilen örneklerde bir milli anlayış olup olmadığını söylemek zordur. Sadece var olduklarını ispat etmek amacının olduğunu söyleyebiliriz.Bu anlayış çerçevesinde zaman içerisinde ulaşım yollarının kenarlarını mesken tutan Türkler, 2.Göktürk Devleti’nin kurulması sonucunda kendi milli birliklerini tamamladıklarını devamı oldukları diğer Türk devletlerinin devlet ve millet anlayışlarını birikimleri sayesinde anlamışlardır. Zaten devletlerinin adında Türk sözünü kullanmış olmaları bile onların ne kadar ve hangi oranda millileştiklerini göstermektedir.

Göktürk(Köktürk) Devleti’nin Türk sözünü kullanmalarının yanında gök sözünü de kullanmaları onların bu milliliğe tanrı sayesinde ulaştıklarının da bir göstergesidir. Çünkü gök hem tanrı hem de gök, ulu anlamına gelmektedir. Bir bakıma insanların milli olma çabalarının temelinde aslında bir bakıma dini bir anlayışın da etkili olduğunu görmekteyiz.

Devletler tarih içinde kalıcı olmak isterler. Bu kalıcılık ise milli birlik ve beraberlik ile ancak gerçekleşir. Milliliği sağlayacak olan ise o milletin içinden çıkacak bir kimsedir. Göktürk Devleti’ni bir araya getiren İlteriş Kağan olmuştur. İlteriş Kağan’la beraber Tonyukuk’un çabaları da unutulmamalıdır. İlteriş Kağan öldükten sonra yerine geçen Bilge Kağan ve Kül Tigin Kağan zamanında artık tamamen millileşen Türkler için artık kalıcılığı sağlamak gerekecekti. Bu kalıcılık ise yazılı metinlerin bırakılması ile olacaktır.

Kalıcılık her zaman aranan bir istek olagelmiştir. Özellikle bulunduğun topraklar senin benimsediğin öz vatanınsa bu istek daha da artar. Türk tarihinde önemli dönüm noktası olan ve tarihi ipek yolu ile Orhun ırmağı arasında bulunan ve adına daha çok Orhun Abideleri denilen taş yazıtları bunlara en güzel örnek olarak dünya medeniyet ve kültüründe durmaktadır. Kalıcılığıyla bir devire ışık tutan yazıtlar bir bakıma dünya medeniyetinin sıçrama tahtasıdır.

Orhun Abideleri ile Türk dünyasının yaşayışı, savaş sanatını kullanış şekli, medeniyeti, kültürü, devlet geleneği, inanç şekilleri ve özellikle Çin’e karşı yapılan uyarıların bulunması ayrıca dikkate değer hale getirilmiştir.

Yazıtlar eğer Tonyukuk anıtını iki anıt eser olarak kabul edersek dört tanedir. Ötüken dağlarının eteklerine dikilen yazıtlardan Kültigin ve Bilge Kağan yazıtının hitabet alanında, Tonyukuk yazıtının ise hatıra türünün ilk örnekleri olarak Türk dünyası edebiyatında değerlendirmemiz gerekir.

KÜL TİGİN YAZITI

732 yılında Bilge Kağan tarafından kaplumbağa şeklindeki bir taş üzerine diktirilmiştir. Bilge Kağan’ın kardeşine duyduğu saygının bir göstergesidir. Yazıtın bulunduğu zaman bazı kısımlarının silinmiş olduğu görülmüştür.

BİLGE KAĞAN YAZITI

735 yılında oğlu tarafından diktirilmiştir. Bu yazıtta Bilge Kağan’ın sözleri yazılıdır. Bilge Kağan yazıtı bulunduğu zaman parçalanmış vaziyettedir. Tahrip olan kısım daha çok olduğu için okunması biraz zor olmuştur.

-İki yazıtın ortak özelliği tahribata uğramış olması ve yazıcısının Yolluğ Tigin olmasıdır. Her iki yazıtın etrafında yer alan heykellerin ve ballabaların dikilmesinde Çinli sanat ustalarının da çalıştığı kayıtlıdır.

TONYUKUK YAZITI

Çin’e karşı İlteriş Kağan’ın yanında yer almış olan Tonyukuk anıtı yaşlandığı zaman bizzat kendisi dikmiştir. Yazılarını kendisi yazmıştır.

KÜL TİGİN ABİDESİNDE TÜRK MİLLİ BENLİĞİ

Kültigin, İlteriş Kağan’ın küçük oğludur ve ağabeyi Bilge Kağan’dan önce ölmüştür. Abidenin güney yüzünde yazılmış olan sözleri iyi anlayabilirsek Türklük bilincinin başladığını ve yine en olgun seviyesinde olduğunu söyleyebiliriz.

Abide üzerindeki yazılarda Türk adının kullanılması bile artık milli bilincin kazandırılmaya çalışıldığını göstermektedir. Bir devlet adamının yönettiği millete hitaben o milletin adı ile seslenmesi artık milli bilincin uyandığını veya uyandırılmaya çalışıldığını gösterir.

Abidenin güney yüzünde sadece Türk adının 7 kere kullanılmış olması bile milli bir bilincin artık uyandırıldığının göstergesidir. Ayrıca yazılarda Türk milleti vurgusu yapılarak aslında milli bilincin yanında milli birliğin de sağlanması amaçlanmıştır. Çünkü milli birliğin olmadığı anda bir milletin ya da topluluğun yok olacağını yöneticilerin bildiğini ve bu öngörülerine yönelik olarak günümüzde bile güncelliğini yitirmemiş olan uyarılarını yapmışlardır. Adeta uyarılarla kendilerini tanıyamayan ve anlayamayan Türk milletinin yok olmasını önlemeye çalışmışlardır.

Milletlerin düşmanlarının sınırlarında olacağını ve sınırlarında var olan tehlikeyi nasıl önleyecekleri hakkında da uyarılar yapan kağanlar bu açıdan da milli bir bilinç ve milletleşme sürecini yöneticisi oldukları Türklere aşılamaya çalışmışlardır. Örneğin “Çin milleti ile anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor. Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra,kötü şeyleri o zaman düşünürmüş.”(Kül Tigin abidesi,Güney yüzü). Bu örnek bile bize Türk milletinin ne kadar millilik duygusuna sahip olması gerektiğini vurgulamaktadır. Uyarı niteliğinde olan sözlerle ister yönetilen olsun, isterse yöneten olsun milli birliğin ve millet olma bilincinin verdiği bilinçle hareket etmesinin ve bu bilinci bir an bile olsun unutursa başına neler geleceğinin adeta bir önsözü gibidir.

Milletlerin millet ola sürecinde bir başkent yada kutsal saydıkları bir yerden yönetilmesinin gerektiğine de vurgu yapan abidelerde kutsal sayılan Ötüken hep anılmıştır. “Bunca milleti düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur.”(Kültigin Abidesi, Güney yüzü) ve abidenin devamında “Ötüken yerinde oturup kervan, kafile gönderirsen hiçbir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen il tutacaksın”(Kültigin Abidesi, Güney yüzü).Bu örnek hitaplarda Ötüken’in ebediyete açılan bir yer olduğu hep anıla gelmiş olduğunu görmekteyiz. Milletleri millet yapan duygunun aslında bir merkezden yönetilmesinin de etkili olduğunu gösteren abide de milli bilincin oluşmasında başşehrin ve yönetimin de bu yerde olmasının etkili olacağının altı çizilmektedir.

Milli benliğin oluşmasında diğer önemli etkenin de törenin ve devlet teşkilatlanmasının da etkisi olduğunu görmekteyiz. “Pek teşkilatsız Gök Türk öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş,cesur kağan imiş. Buyruğu yine bilgili imiş, tabii, cesur imiş. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş”(Kül Tigin Abidesi,Doğu yüzü).

Abidelerin milli benlik kazandırmasında önemli olan bir yanı da milli olan ne varsa kendinden güçlü olanın kültür anlayışına doğru kayabileceğini söyleyip bu açıdan milleti uyarmasıdır. Bu şekilde davrananların sonunda milli benliğinden uzaklaşıp, kaybolduğuna dair bir belgedir. “Çin milletine beylik erkek evladı kul oldu, hanımlık kız evladı cariye oldu.Türk beyler Türk adını bıraktı.Çinli beyler Çin adını tutup,Çin kağanına itaat etmiş”(Kül Tigin Abidesi,Doğu yüzü)

Milletleşme sürecinde kendisine kut verildiğine inanan yöneticiler Türk milletini kut anlayışı etrafında toplayıp milletleştirmeye çalışmışlardır. Abidelerde yönetimin kendilerine sadece Türk’ü toplamak için tanrı tarafından verildiğini vurgusu yapılmıştır. “Yukarıda Türk tanrısı, Türk mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiş. Türk milleti yok olmasın diye babam İlteriş Kağan’ı, annem İlbilge Hatun’u göğün tepesinde tutup yukarı kaldırmış olacak.”(Kül Tigin Abidesi, Doğu yüzü)

Kül Tigin abidesinde Türk milli benliğinin oluşmasında diğer bir etken olarak sosyal devlet anlayışının etkisini görmekteyiz. Millet oluşturmak isteyen yöneticilerin aslında yönetimi altında toplananlara tüm olanakları sağlaması ile milli bilincin meydana geleceğinin bir göstergesidir bu abideler. “Tanrı bağışlasın, ilahi lütfum olduğu için, kısmetim olduğu için, ölecek halkı diriltip doyurdum. Çıplak halkı giyimli, yoksul halkı zengin kıldım; sayıca az olan halkı çoğalttım.”(Kül Tigin Abidesi, Doğu yüzü)

Kültigin abidesinde, yöneticilerin millet oluşturma ve milli bir benlik oluşturma sürecinde Göktürk Devleti’nin kurucularının olsun diğer hakanların olsun emek verdikleri tek tek anlatılmaktadır. Bir bakıma yöneticilerin hesap vermesi olarak değerlendirebileceğimiz abide, aslında bir milletin doğmasının yanında kökünün sağlamlaşmasına olanak sağlayacak her türlü ipucunun milletin kendi içerisinde olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Her satırda hemen hemen Türk milleti sözünün geçmesinin bile milli benliğin sağlanmasının önünde kilit bir nokta oynadığını söyleyebiliriz.

BİLGE KAĞAN ABİDESİNDE TÜRK MİLLİ BENLİĞİ

Bilge Kağan Abidesinde de yer alan söylemlerin hepsi Kül Tigin abidesinde de yer almaktadır. Çünkü Türk milli yönetiminde devamlılık esastır. Bu açıdan baktığımız zaman Bilge Kağan döneminde bile milli benlik oluşturmak için yoğun bir çaba harcanmış olduğunu görmekteyiz.

Abidenin daha başında Türk Bilge Hakan sözünün yer alması, yönetim altında yer alan halkın daha milli bilincin olgunluğuna ulaşamadığını veya oluşan milli bilincin kuvvetlendirilmek istenmesinin bir işaretidir.

Bilge Kağan abidesinde de milli beraberliğin sağlanmasının temel şartı olarak bir başşehrin olması gerekliliği bir kere daha vurgulanmaktadır. Yönetimin buradan yürütülmesi ile milli beraberliğin daha sağlam olacağının önemi anlatılmıştır. “Türk Hakanı Ötüken dağlarında oturur ve oradan hükmederse ülkede sıkıntı olmaz.”(Bilge Kağan Abidesi, Kuzey yüzü)

Kül Tigin abidesinin devamı niteliğinde olan abidenin milli benliği oluşturmasının yanında birliği kuvvetlendirmeye çalıştığını söylemeliyiz. Çünkü milli birlik ve beraberliğin önünde bulunan engeller aynen sıralanmıştır. Bu uyarıların dikkate alınmasını isteyen yöneticilerin amacı ise milli birlik oluşturmak olduğudur.

“Çinlilerin tatlı sözlerine ve yumuşak ipekli kumaşlarına aldanıp Türk halkı , çok sayıda öldün!Ey Türk halkı,sen mutlak öleceksin.Güneyde Çuğay dağlarına ve Töğültün ovasına yerleşeyim dersen Türk halkı mutlaka öleceksin.Orada kötü kimseler şöyle akıl verirler imiş. Çinliler uzak ise kötü hediyeler verir; yakın ise iyi hediyeler verir deyip öyle akıl verirler imiş.” (Bilge Kağan Abidesi, Kuzey yönü)

Bilge Kağan abidesinde de milli birlik ve bilinç oluşturmanın yolunun sosyal devlet anlayışından geçtiği anlatılmaktadır. Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde yönetim altında bulunanlar kendilerini daha kolay tanır ve etrafa dağılmadan birbirine sarılır. Böylece milli birlik ve bilinç oluşmuş olur anlayışını gördüğümüz abidede bunu “Halkı besleyip doyurayım diye kuzeyde Oğuz halkına doğru, doğuda Kıtay ve Tatabı halklarına doğru güneyde de Çin’e doğru on iki sefer ettim.(Bilge Kağan Abidesi,Doğu yüzü)

Bilge Kağan abidesi daha çok milli benliğin önünde engel olarak duran ve her an dağılmaya yol açacak olan iç düşmanlığa karşı uyarılar yer almaktadır. Çıkacak herhangi bir karışıklıkta oluşturulan ve güçlendirilmeye çalışılan birliğin ve millet anlayışının dağılacağına dair işaretler yer almaktadır. “Türk milleti, devletini ve yasalarını kim yıkıp bozabilir idi. Türk milleti vazgeç ve nadim ol. İtaatsizliğin yüzünden, seni besleyip doyurmuş olan hakanına ve bağımsız devletine kendin ihanet ettin ve nifak soktun. Silahlı düşman nerden gelip seni bozguna uğrattı ve dağıttı? Mızraklı düşman nerden gelip seni yurdundan sürüp kaçırttı?” (Bilge Kağan Abidesi, Doğu yüzü)

Bilge Kağan Abidesi bir bakıma Kül Tigin Abidesinin tamamlayıcısı olduğu için Türk milletinin millet olma yolunda çektiği sıkıntıların üzerine tekrar vurgu yapılmış ve bu açıdan Türk milleti bir kere daha uyarılmıştır. Doğru yolu gösterdiğini ve milli benliği oluşturmaya çalıştığını anlatan Bilge Kağan abidesi milli benlik oluşturmak için çekilen sıkıntıların aslında hepsinin amacının millet olduğunu vurgulamaktadır.

TONYUKUK ABİDESİNDE TÜRK MİLLİ BENLİĞİ

Tonyukuk Çin’e karşı isyan edenlerdendir ve İlteriş Kağan’ın yardımcısıdır. Türk milletinin zor anlarında yer alan Tonyukuk kendi yazdığı abidesinde Türk milletine millet olma yolunda önerileri sunarken bir de uyarılarını sıralamıştır. Olması gerekenin aslında milli beraberlik olduğunu vurgulamıştır.

Yönetimi ve milliliğini elinden kaybedenin yok olup gideceğini anlatan Tonyukuk bunu “Bilge Tonyukuk ben kendim Çin ilinde kılındım. Türk milleti Çine tabi idi.” (Tonyukuk Abidesi,Batı yüzü) sözü ile açıklamaktadır.Bu söz ile Türk milletinin bağımsız olmasının benlik kazanmalarında ve beraberlik içinde olmalarında etkili olacağını vurgulamaktadır.

SONUÇ

Orhun Abidelerinde millete hesap vermenin ve hitap etmenin yanında yönetimin tanrı tarafından verildiğinin anlatılması bile Türk milletinin oluşmasında etkili olmuş olduğunu söylemeliyiz. Göktürk Devleti’nin yöneticileri her konuşmasında Türk milleti sözünü kullanmış olmasının bir bakıma milli birlik ve beraberlik oluşturma süreci içinde bilinçli olarak söylendiğinin açık bir delilidir.

Türk adının, Türk milletinin adının ilk geçtiği metinler olması bakımından önemli bir yer tutan Orhun abideleri güncelliğini koruyarak şartlar değişse bile uyarıları aynı oranda devam eden bir abide olma özelliğini korumaktadır. Defalarca Türk adının kullanılması sebebiyle milli istikamete yol çizen abideler dikildiği andan bu yana Türk milli birliğini ve Türk’ün millet olma yolunda emin adımlarla ilerlemesini sağlayan metinler olası bakımından önemlidir.

KAYNAKLAR

1.Alyılmaz, Cengiz, İpek yolu ve Orhun Abideleri, A.Ü.Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi,24.Sayı, Erzurum,2004

2.Cihan, Cihat, Türk Devlet Felsefesi açısından Köktürk devletinin dış politikası, Sosyal Bilimler Dergisi, s:61,Afyon,

3.Ergin, Muharrem, Orhun Abideleri, Boğaziçi yayınları, İstanbul,2007

4.Zekeriya Batur-Gülbike Yıldırım, Orhun Abidelerinde Anlama ve Anlatma Becerileri, Turkish Studies, Ankara,2013

5.Tekin, Talat, Orhon Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara,2008