Çok defa bir adamı methederken, başta onun dürüst, namuslu adam olduğunu söyleriz. Namuslu olmak bir vazife, bir tabiî hal değildir de bir meziyet midir? Bunu soranlar az değildir. Birçok normal vasıflar için de aynı: Ahmet Bey namuslu adamdır da Mehmet Bey, Hasan Bey, Hüseyin Bey namussuz mu? Ahmet Bey akıllı adamdır da ötekiler deli mi? Ahmet Bey’in gözü açıktır da başkalarının gözü kör mü? Bu tabiî vasıfları meziyet gibi sıralamak şunu söylemeye benziyor:

– Ahmet Bey bulunmaz adamdır: Kaşı gözü vardır, ağzı burnu vardır, elleri ayakları vardır.

Körler memleketinde şaşıların kral olduğunu söyleyen Fransız atasözü gibi, bu tabiî vasıflar, körler arasında, dilsizler arasında, kötürümler arasında müstesna değer kazanır. Türkiye bir namussuzlar memleketi, bir akılsızlar memleketi, bir dikkatsizler memleketi midir? Elbette değildir ama bu normal vasıflara sahip insanlar belki amme hizmeti kadrolarında azalmaktadır.

Bilhassa namus bahsinde acı düşüncelere dalıyoruz. Ahlâkî ve manevî cephede savaştığımız zaman, ahlâk bahsinden hoşlanmadıkları görülen devrimbazların gözünde geri zihniyet mümessilleriyiz. Sanki ileri zihniyet karaborsacılığın, yalancılığın, fuhuşun ve zinanın müdafasını emrediyor.

Bu böyle devam ettikçe namuslu adamlar da parmakla gösterilecek ve övünecektirler. Bu takdir, yine de namusun değerlendirildiğine işaret ve hayra alâmettir. Maddeci ve keyifçi bir devrim anlayışı genç ruhların köklerini kemirmeye devam ederse, yakın bir gelecekte şu sözleri duyabiliriz:

– Bırak o enayiyi. Namuslu, vicdanlı herifin biridir o.

KAYNAKÇA

Peyami SAFA, Eğitim, Üniversite,Gençlik, Sayfa:95