Eğitim, bir içtimaî müessesedir ve her içtimaî müessese gibi, belirli fonksiyonlara sahiptir. Eğitimin fonksiyonlarını, ekonomik, sosyal, kültürel ve politik olarak inceleyebileceğimizi daha önceden belirtmiştik. Şimdi bunları sıra ile ele alıp kısaca gözden geçirelim diyoruz.

Bilindiği üzere, ekonomik faaliyetler, üretim (istihsal), tüketim (istihlâk), değişim (mübadele) ve iş bölümü olarak tasnif edilmektedir. Bütün bu faaliyetleri yapar, organize eden insandır. İnsanlarını, millî, ilmî ve çağdaş bir eğitimden geçirebilen ülkelerde, bu faaliyetler verimli, başarılı ve güçlü olmakta, aksi halde, cemiyet ekonomik bunalımlardan ve geri kalmışlıktan kendini kurtaramamaktadır. Millî ve başarılı bir eğitim, ülkesine her konuda üretici kadrolar kazandırmanın yanında her türlü israftan kaçınan şuurlu tüketiciler, sosyal adaleti ve refahı yaygınlaştıran ve iş sahaları açan değerli müteşebbisler, milletlerarası ekonomik savaşlarda milli menfaatleri koruyabilen ve sayılabilen birinci sınıf ekonomistler de verebilmelidir. Yine, millî eğitim, insanlarını, ilmî ve çağdaş ölçme ve değerlendirme teknikleri ile tanımalı, onlar zekâlarına, istidatlarına, manevî ve fizikî güçlerine göre tasnif edebilmeli, başarılı ve gerçekçi bir eğitim ile sosyal ve ekonomik iş bölümünde en uygun yere oturabilmelidir.

Eğitim, mutlaka, milli ekonominin ihtiyaç ve hedeflerine göre teşkilâtlanmalı, Devlet Planlama Teşkilâtı ile beraber çalışarak ülkenin muhtaç olduğu «kadroların» hazırlama vazifesini yüklenmelidir. Tarım, sanayi ve hizmet sektörlerine birinci sınıf uzman teknisyen ve yardıma personel hazırlamalıdır. Hiç şüphesiz bir personelin sayısı kadar kalitesi de çok önemli olacağından, eğitim müesseselerinin talim kadrosu, programı, atölye, laboratuvar ve kitaplıkları ihtiyaca cevap verecek güçte olmalıdır. Eğitim asla ucuz bir faaliyet değildir. Ucuz tarafından temin edilmiş bir «müdür» ve bir de «mühür»den ibaret okulculuk oyunu bırakılmalıdır. Amerikalı ilim adamı Theodore W. Schultz’a göre «Eğitim müessesesi, bütünü ile bir sanayiden ibarettir. Her ne kadar okulların (bazı istisnalar dışında) kâr için organize edilen ve yönetilen teşekküller olmamaları ve öğrencilerin eğitim masraflarının tamamını taşımamaları gibi bazı hususların dikkate alınması gerekmekte ise de, eğitim harcamaları öğrencinin istikbaldeki verimliliğini ve kazancını arttırması nispetinde birer yatırım sayılmaları gerekmektedir. Bu bakımdan okullar, eğitim hizmeti istihsalinde, ihtisaslaşmış müesseseler durumundadır.»

Bu ilim adamına göre: «Öğretim müessesesi» prodüktivitenin ve buna bağlı olarak milli istihsalin arttırılmasında başlıca şu fonksiyonları ifade eder:

  1. İlmî araştırma tekniklerini geliştirmek ve öğretmek sureti ile verimliliğin artmasında rol oynayacak yeniliklerin meydana getirilmesini temin eder.
  2. Potansiyel kaabiliyetlerin keşfi ve işlenmesi fonksiyonunu ifade eder.
  3. İnsanların iktisadî büyüme ile at başı giden iş fiyatlarındaki değişmelere intibak kabiliyetlerini arttırır.
  4. Okullar, öğretim üyesi yetiştirerek, istihsal için gerekli bilgilerin nesilden

nesile intikalini temin eder.

  1. Hızla büyüyen ekonomilerde, halkın yüksek hüner ve bilgiler kazanmasını temin etmek sureti ile süratli büyümenin gerçekleşmesini sağlamak da okulların bir fonksiyonudur. (Bkz. Prof. Dr. A. Kurtkan, Eğitim Yolu ile Kalkınma Esasları, 1972,5.5455)

Bu açıklamaların ışığında şu neticeye varıyoruz: Türk-İslâm ülkücüleri eğitim faaliyetlerini, Şanlı Peygamberimizin, «Faydasız ilimden Allah’a sığınırım», ölçüsü içinde yürüterek ekonomik kalkınmanın itici gücü haline getireceklerdir.