Nietzsche zâhitlerin idealinden bahsederken bundan mahrum olan hayvan–adamın mânâsızlığını belirtir. “İnsan niçin yaşıyor?” suali, “asetik” idealden mahrum olanlar için cevapsızdır. Bunlar insan kaderinin peşinde şu ümitsiz nakaratın çınladığını duyarlar: “Nâfile!” İdealsiz insanı “Büyük bir boşluk çeviriyor, bu insan kendisini teyit etmeyi, tefsir etmeyi, ikrar etmeyi bilmiyor, hayatın mânâsı problemi önünde ıstırap çekiyor.” Fakat bu idealsiz adamın en büyük meselesi ıstırabın kendisi değildir. “O, daha ziyâde niçin ıstırap çekmeli? sualine cevap verememenin azabı içindedir. Hayvanların en cesuru ve ıstıraplara en dayanıklısı insan, ıstıraptan ıstırap olduğu için kaçmaz. Hatta onu arar bile; elverir ki varlığının hikmeti ve bu ıstırabın sebebi kendisine gösterilsin.” Fakat zâhitlerin ideali sâyesinde “Istırap îzah edilmiş oluyor, büyük boşluk doluyor, her türlü nihilizm üstüne kapılar kapanıyor. Hayatın bu tefsiri, hiç şüphesiz yeni bir ıstırap getiriyor; eskisinden daha derin, daha mahrem, daha zehirli, daha öldürücü bir ıstırap çünkü bir hatanın cezâsı yerine geçiyor…” Fakat bütün bunlara rağmen selâmet de getiriyor çünkü artık insanın bir mânâsı var, artık “Rüzgârın kovduğu bir yaprak, tesadüfün zeki bir oyuncağı, mânâsız bir varlık değil; artık bir şeyler isteyebiliyor” ve böylece insanın irâdesi, “Hiç olmazsa irâde kurtulmuş oluyor. Beşerî ve daha ziyâde ‘hayvanî’ ve en ziyâde ‘maddî’ olan her şeye karşı zâhitlerin bu kini; şanslardan hatta akıldan, bu nefret; saâdetten ve güzellikten, bu korku; görünüş, değişme, oluş, ölüm, ceht, hatta arzu dolan her şeyden, bu kaçmak arzusu; bütün bunlar, anlamaya cesaret edelim, bir yok olma irâdesi, hayata bir düşmanlık, hayatın esaslı şartlarını kabulden çekinmeyi ifâde eder fakat bu hiç olmazsa bir irâdedir ve öyle kalacaktır. İnsan yokluğun irâdesine sâhip olmayı, hiçbir şey isteyememeye dâima tercih ediyor.”

Nietzsche bu satırları yazdığı zaman (1887), milliyetçilik henüz bir akîde haline gelmemiş olduğu için, geçen asırları dolduran ascétique=zühdî idealin yerine millî idealin geçmeye namzet olduğunu bilmiyordu. Bugün uçak ve denizaltı kahramanlarının, savaş meydanlarında vurulanların ölünceye kadar yüreklerini dolduran ve çarptıran mânâ, ferdin cüce varlığından duyulan tiksinti içinde, milleti yaşatmak için, insanın – canına varıncaya kadar – nefsine ait bütün kıymetleri topyekûn fedâ etmeye hazır olması irâdesidir. Bu irâde bütünün selâmeti ve ebedîliği uğruna ferdin kendine kıymakta, şehveti gölgede bırakan bir keyif duymasından ileri geliyor. Ve bu irâde, öylesine bir millî ideal hamlesi ki taşıyanını ölüme bile fırlatıp atsa, peşinden büyük milletler ve medeniyetler yükseltiyor. Buna inanmayan ve kendisinde bu kahraman yapısı bulunmayan asker, ana vatan kıyılarından binlerce mil uzakta, denizin yüz metre derinliğinde, ciğerini sun’î balon havasıyla şişirerek, bir düşman gemisini torpillemek aşkıyla nefsine ait bütün tadları ve onun hülâsasından başka bir şey olmayan canını tehlikeye atmaz; ordunun daha az tehlikeli hizmetlerine koşar. Çünkü insan, Sophokles’in cümleleriyle “Karanlık denizlerin üzerinde, fırtınalı lodos rüzgârlarıyla kabaran dalgaları aşarak, gürültüler arasında yoluna giden insan”, “Toprağı, bu ebedî ve yorgunluk bilmeyen Tanrı’yı bile yoran, kuvvetli atların çektiği sapanı dolaştırarak her sene onun bağrını altüst eden insan”, “Şu çok bilmiş insan, gamsız kuş sürülerini, ormandaki yırtıcı hayvanları, denizdeki türlü mahlûkları ipten örülmüş ağlarla tuzağa düşüren insan”, “Dağın yabanî hayvanı zekâsıyla yola getiren ve atın yeleli başına koşum ve kimseye râm olmayan dağ boğasının boynuna boyunduruk geçiren insan”, Nietzsche’nin dediği gibi ıstıraptan da, tehlikeden de, ölümden de kaçmaz; elverir ki ona bu fedâkârlığının ulvî sebebi îzah edilsin. İnsan ki hayvanların en cesuru, insan ki Allah’a en yakın kul, en yaratıcı ve en kahraman, okyanusların dibine iner ve stratosferlerin üstüne fırlar, yaşatmak için yaşar ve yaşatmak için ölür. Fakat ona ekmek ve ideal veriniz, ekmek ve ideal, ideal, ideal!

KAYNAKÇA

Peyami Safa, Eğitim Gençlik Üniversite, Sayfa:189