Türk İstiklâl Savaşı’nın olmazsa olmaz komutanlarından biriydi Kâzım Karabekir Paşa. Mustafa Kemal için istenen tutuklama kararını tanımaması belki de dönüm noktalarından biriydi kurtuluş mücâdelemizin. Daha da ötesi kongrenin toplanması, Mustafa Kemal’i kongreye başkan seçtirmesi ve elinde bulunan orduyla Millî Mücâdele’ye katılması belki de bir milletin kaderini değiştirdi.

Millî Mücâdele liderlerinden biri olan Kâzım Karabekir, 1882 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Gittiği askerî okullardan mezun olduğu târihlerde ülkesi her yanından sarılmış ve her geçen gün güç kaybediyordu. Bir şeyler yapmak için çırpınan Kâzım Karabekir, arkadaşı Enver Paşa ile birlikte 1907 yılında İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin Manastır şubesinin kurulmasını sağladı. Etkin bir tavır sergileyen Karabekir, 1912 yılında Balkan Savaşlarına katıldı.

Dünyanın savaşa sürüklendiği günlerde görevli olarak Paris’te bulunan Karabekir Paşa, durumun ciddiyetini anlayınca İstanbul’a geri döndü ve Genelkurmay’da İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yapmaya başladı. 1. Dünya Savaşı patlamış ve Osmanlı Devleti de savaşın tam ortasındaydı. Çanakkale’ye yüklenen düşman kuvvetlerini durdurmak için Karabekir Paşa da Çanakkale’deydi. Düşman kuvvetlerinin çok ağır saldırılarına kahramanca direnen Karabekir ve askerleri âdeta Türk’ün gücünü tüm dünyaya gösteriyordu. Asker olarak, silah olarak çok ama çok fazla olan düşman kuvvetleri, karşılarında zafere imân etmiş Karabekir ve askerlerini bulmuştu. Yaklaşık dört ay boyunca kahramanca direnen Türk askeri Çanakkale’yi geçilmez kılanlardı. Çanakkale Savaşı’nın ardından Miralay rütbesine yükseldi.  2 Mart 1919 târihinde ise Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanlığı’na atandı. Târihe özellikle vurgu yapmak istiyorum.  Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasına az bir süre kala Kâzım Karabekir, belki de en olması gereken yerdeydi.

Gazi Mustafa Kemal Paşa, Padişah’ın kendisine verdiği emri yerine getirmeyerek Millî Mücâdele ateşini yakmak üzere Anadolu’ya geçmişti. Bu sırada Kâzım Karabekir Paşa’ya bir telgraf geldi. İstanbul Hükûmeti, Mustafa Kemal Paşa’nın tutuklanmasını istiyordu. Kızı Timsal Karabekir, geçtiğimiz yıl geldiği Denizli’de o anı şu şekilde anlatmıştı:

“Mustafa Kemal Paşa, konakta beklerken babam Kâzım Karabekir bir bölük süvâri ile geliyor. Mustafa Kemal Paşa düşünceli, ne yapacağını kestiremiyor. Kâzım Karabekir’e gelen tutuklama emrinden de haberdar. Rauf Orbay anılarında, “Mustafa Kemal Paşa bir an için sarardı” diye yazar. Bu sırada Kâzım Karabekir içeri girer. Sivil Olan Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına geçer. Asker selamını verir ve “Paşam, dün olduğu gibi bugün de tüm Kolordumla emrinizdeyim. Sizi koruması için bir bölük asker getirdim.” der.  İkisi yaşlı gözlerle birbirlerine sarılırlar. O gün Türk’ün kaderi değişmiştir. O gün o konakta Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli atılmıştır.’’

 

Türk Milleti’ne güvenerek yola çıkan bu muhteşem kadro önce Rus Çarlığı’nın elinde olan; Sarıkamış, Kars, Ardahan, Artvin ve Batum’u kurtararak Türkiye’nin doğu sınırlarını çizdi. Ermenilerin Rusya’yı arkasına alarak doğu topraklarından parça koparma çalışmalarını da gerek askerî gerek diplomatik yollardan çözen de yine Kâzım Karabekir Paşa idi.

Türk Millî Mücâdelesi’nin en önemli taşlarından olan Karabekir Paşa, Millî Mücâdele sırasında tüm gücüyle sürekli ön plandaydı. Askerî kariyerinde nice başarılar olan Karabekir Paşa’yı Gazi Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta şu şekilde anlatıyor: “Kâzım Karabekir Paşa ve adamları Kurtuluş Savaşı’nda canları pahasına savaşarak gâlip geldiler. Bu gâlibiyet sadece onların değil bütün Türk Milleti’nin gâlibiyetidir.”

Gerçekten de öyleydi. Yaşadıklarını detaylıca yazan Karabekir Paşa, Erzurum’a girdiğinde gördüklerini şöyle anlatıyor: “Erzurum’a o kadar yaklaştım ki insanlar beni karşılıyor. Dişlerini görecek mesafedeyim. Gülüyorlardı. Biraz daha yaklaştığım zaman ortada bir gayri tabiîlik hissettim. Hiçbiri kımıldamıyordu. Daha da yaklaştığım zaman dehşetle gördüm ki her biri canlı canlı birer kazığa oturtulmuştu ızdıraptan kasılmıştı çehreler ve öyle can vermişlerdi. Allah benim gözümün gördüklerini, dünya üzerinde hiçbir göze göstermesin.”

İnsânî yönüyle de ön plana çıkan Karabekir Paşa, Ermeni mezâlimi sonucu yetim kalan binlerce çocuğa da sahip çıktı. Kolordunun imkânlarını kullanarak yetimler için Sanayi Mektebi, Leylî Eytâm İbtidâî Mektebi, Erzurum Ana Mektebi, İş Ocağı, Sıhhiye Mektebi, Sarıkamış Askerî İdâdîsi ve Sarıkamış Ana Mektebi gibi eğitim kurumlarını açtı. Burada çocuklarla özel ilgilenilirken, sanatkâr olan çocukların bir kısmı kolorduda bırakılıyor, diğerlerinin dışarıda iş bulmasına yardım ediliyordu.

Muhteşem bir askerlik dönemi geçiren Karabekir Paşa’nın siyâsî hayatı çok zorlu geçti. Edirne Milletvekili sıfatı ile 30 Ekim’de meclise giren Karabekir Paşa İzmir İktisat Kongresi’ne de başkanlık yaptı. 21 Kasım 1923 târihinde “Millî Mücâdelemizde Sîyâsi ve Savaş Yararlılığı” görülenlere verilen kırmızı ve yeşil şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirildi.  Bir süre sonra meydana gelen görüş ayrılıkları nedeniyle CHP’ den istifâ eden Karabekir Paşa, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurucuları arasında yer aldı ve bir süre sonra da bu partinin genel başkanı oldu. Şeyh Said İsyanı bahane edilerek tüm muhâlif gazetelerle birlikte bu parti kapatılırken görüş ayrılıkları da giderek arttı. O kadar ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik İzmir sûikastı girişimi nedeniyle tutuklanıp îdamla yargılansa da daha sonra herhangi bir delil olmadığı için berâat etti.

1927 yılından sonra biraz da zorunlu olarak inzivâya çekilen Karabekir Paşa, muhâlifler listesinin her zaman başında yer aldı ve gözetim altında tutuldu. Zor yıllar geçiren Karabekir Paşa, Atatürk’ün vefatının ardından yeniden milletvekili seçilerek meclise girdi ve meclis başkanlığı yaptı.

Bu önemli Türk büyüğü, 26 Ocak 1948 târihinde 66 yaşında iken geçirdiği bir kalp krizi sonucu Ankara’da hayatını kaybetti. Türk İstiklâl Savaşımızda Mustafa Kemal Paşa’ya verdiği asker selâmı ve “Ben ve kolordum emrinizdeyim.” cümlesiyle belki de bir milletin kaderini değiştiren Karabekir Paşa’yı rahmet ve minnete anıyoruz.

Son sözü kızı Timsal Karabekir’e bırakıyorum: “1946 yılında Kâzım Karabekir, Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanıdır. 1946 yılında Ruslar; Türklerden, Kars ve Ardahan’ı istiyorlar. Radyo spikerinin sesi hala kulağımdadır: ‘Kâzım Karabekir meclis kürsüsünde kılıcını kınında oynattı. Boğazlar Türk’ün boğazı, Kars, Ardahan bel kemiğidir. Verecek bir karış toprağımız yok.’ dedi. Halâ kulağımdadır.’’