Üçok koluna mensup olan Yüreğir boyu, Oğuz Kağan’ın oğlu Dağ Han soyundan gelen, aynı zamanda Türk’ün şanlı târihî seyri içerisinde bulunan bir özelliğine de atıf niteliği taşıyan, kelime îtibâriyle “Sürekli iş gören, düzen tutan” anlamına gelmektedir. Damgaları üç ok ve bir yaydan oluşmaktadır. Bu simge genelde Oğuzların yabgu ifâdesidir ki Kağan ve Hakan unvanlarından daha eski bir anlamı bünyesinde taşır.  Yüreğir boyu, aynı zamanda Üçok kolundan yabgu çıkartan tek boydur. Kâşgarlı Mahmud ve Fahreddin Mübârek Şah eserlerinde Yüreğir boyundan bahsederken üreğir/ürekir ifâdelerini de kullanmışlardır. ‘Y’ sesinin düşürülmesiyle de kendilerini bu şekilde yer yer târif eden Yüreğir boyunun bu şekildeki ismini Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yerleşim adı olarak da görmekteyiz. Genel özelliklerinden devam edecek olursak bilindiği gibi Türklerin önemli törenlerinde yine diğer Oğuz boylarının da farklılıklar göstermesi sebebiyle şölenlerde yemek payı(ülüş) Yüreğir boyunda “uca” olduğunu görüyoruz. Açılım îtibâriyle uca, koyunun kalça kısmıdır. Ongunları ise “uc” adında bir kuş olup yine kartalgillerdendir. Aynı zamanda çaka kuşu olarak da bilinir. A. v. Le Coq, bu kuşu şöyle tanımlar: “Atmaca türünden bir kuş. Kendi türü kırgıdan daha küçüktür. Tüyleri kahverengimsidir. Göğsü beyazla karışıktır, ayakları kükürt sarısıdır. Gözünün irisi açık mavidir.” Yüreğir boyunun kışlağı olan bölge Adana’nın Seyhan-Ceyhan ırmakları arasındaki verimli yöredir. Faruk Sümer’in Oğuzlar adlı eserinde de anlattığı üzere Yüreğir boyu, târihte Üçok boylarının başı olarak her dâim ön planda kendi yerini göstermiştir. Üçokların hâkim boyu olarak bilinen Yüreğir boyu, Ermeni krallarının idâre ettiği Kilikya’nın Memlûkler tarafından alınmasında kalabalık Türkmenlerin başında olup mücâdele vermiştir. Çukurova’nın fethine katılmış olan başta Yüreğir boyu olmak üzere Kınık, Bayındır ve Salurlar da savaşa katılmış ve daha sonrasında artık bu bölgede yaşamaya başlamıştır. Nihâî sonuç olarak 761(1360) yılında Adana ve Tarsus şehirleri Memlûkler tarafından Ermeniler ‘den alınmıştır. O zamanlarda Yüreğirlerin başında Ramazan Bey, daha sonra onun vefatı üzerine oğlu İbrahim Bey o târihlerde yalnız Yüreğirlerin değil, Çukurova’daki bütün Türkmenlerin Başbuğu olarak vasıflanıyordu. Böylece on iki yıl Adana vâlisi olarak kaldı ve Ramazanoğulları Beyliği kuruldu. Ceyhan kasabasının doğusunda ise yoğunluklu olarak Kınıklar yaşamaktaydı. Türklerin bir arada oluşları târihte her dâim düşman tarafından bir tehlike olarak bilinmiştir. Türklerin teşkîlâtlı olarak birbirine yakın durmaları hâlihazırdaki güçlerine târih seyri içerisinden baktığımızda daha da güç vermiştir. Bu sebeple beylikler arasında her dâim nifak tohumları saçılmaya başlanmış özellikle bu dönemde Kınık boyu ve Yüreğir arasında bunu görmekteyiz. 783(1381-1382) yılında Haleb vâlisi olan Yel-Boğa, Memlûk hâkimiyetine son verileceği endişesiyle Kınıklar ve Yüreğirlerin bu yıllarda arasını açmaya çalışmış fakat beklediği bir netîce çıkmamakla birlikte yine de tahrîbata uğratmıştır. Tüm bunların farkına varan İbrahim Bey, Karamanoğlu Alaaddin Ali Bey ile ittifak ederek Memlûk vâlisini sıkıştırmaya başlamıştır. Bunun üzerine Yel Boğa büyük bir güçle Çukurova’ya girdi. Bu esnada yapılan bir plan üzerine İbrahim Bey, Sis vâlisinin eline düştü. Bu hâdisenin üzerine Yel Boğa dönüşte Türkmenlerin saldırısına uğradı böylece Memlûk ordusu zarara uğradı. İbrahim Bey’ den sonra tahta geçen Ahmed Bey zamanında artık beylikler huzurla bir arada yaşamış, sular durulmuştur. Memlûkler de güçlenince varlıklarını Osmanlı’ya kadar sürdürmüşlerdir. En önemli ticârî faâliyetleri olan çiftçilik, bu dönemde daha çok zenginleşmiştir. Osmanlı hâkimiyetiyle birlikte Yüreğir ve Kınıklar beyliklerini kaybetmişlerdir. İskân politikası bu mânâda hem ileride oluşacak ayrılıkları, kışkırtmaları veyâhut bölünmüşlükleri engellemiş âdeta bir bütünlük halînde, tüm boyları birbiriyle yaşanılır kılmıştır ki günümüzde genel îtibâriyle kimse boyunun nereden geldiğini net hatlarla bilemez. Bu bir nevî millî bütünlüğümüzü pekiştirici bir rol oynamıştır. Bizim boyları tek tek yazıp incelemeye almamız milletimizin kalesi görevini üstlenen millî kültürümüz ve târihî seyirin şekillenmesindeki rollerini vermek adınadır. Yüreğir boyu nezdinde târihimizde önemli rol oynayan Ramazanoğulları’nı gördük. Ayrıca Yüreğir boyu Kınık boyunun vârisi pozisyonunda olmuştur. Çünkü Yüreğir boyu Kınık boyunun Çukurova’daki mühim siyasî rolünün bir hatırası olarak bilinmiştir. Yine Faruk Sümer’e göre Yüreğirlerin Anadolu’da yaygın bilinmesinin sebebi Osmanlı’ya katılan son boy olduğudur. Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnamesi’nden hareketle Tarsus kapısı dışında yer alan bir Bektâşî tekkesi, Kurban Baba Tekkesi’dir. Bir de köprünün doğu tarafında olduğu bilinen Cafer Baba Tekkesi meşhurdur. Cafer Baba Tekkesi aslında târihî bir savaşın izlerini bu topraklara kadar getirmesiyle dikkat çekicidir. 1516 senesinde Mısır seferi için Osmanlı ordusunun arasına Ramazanoğulları da katılmıştır. Mahmud Bey önderliğinde savaşa katılmışlardır. Savaşta ölen Mahmud Bey’in na’şını Haleb’e gönderen Yavuz Sultan Selim Han, Ramazanoğulları Beyliği’nin başına Halil Bey’in oğlu Kubat Bey’i tâyin etti. Velhâsıl Cafer Baba Tekkesi Adana ili, Yüreğir ilçesinde yer almakla birlikte Hindu Tekkesi olarak da bilinir. Evliya Çelebi ünlü Seyahatnamesi’nde bu tekkeyi İmâm-i Rabbânî’nin müritleri olarak tanımlanmıştır. Biz de târihî seyir içerisinde Mısır fethine katılmalarından dolayı gittiği her yerde dinimizi de yaydığımıza ve etkilediğimize, oralarda bulunan Müslümanların dolaylı olarak bu topraklara geri döndüğü kanaatindeyim. Türk’ün ayak bastığı her toprak yalnız fetih için kalmayıp tüm kimliğiyle uzanıp vardığı gerek yurt tuttuğu gerekse sâdece varlığını gösterdiği toprakları şahsiyet halîne getirmeyi hedeflemiş bir millet olmuşuzdur.

 

Not 1) Âşık Paşazâde, Sultan II. Bâyezid zamanındaki Osmanlı- Memlûk savaşları münâsebetiyle, o zaman Mısır hâkimiyetindeki Çukurova’yı, Memlûklerin Türkmenlerin elinden nasıl gasbettiklerini şöyle rivâyet etmektedir:

“Ânı beyân eder kim, bu Adana, Tarsus ve Misis ve Gülek ve Alnakşın kimlerindi ve kimler fethetti ve Mısırlu bunlara neyledi? Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah Gazi Rum’a gelüp Caber kal ‘asının önünde ne oldu, işittin. Kim göçer evler etrafa dağıldılar. Üç-Ok’un oğlu [Yüreğir] ve Kosun Varsak ve Kara İsâ ve Özer ve Gündüz ve Kuştemir ve bu altı kişi göçleriyle geldiler, Çukurova’ya geldiler. Yüreğir baş oldu bunlara, geldiler. Misis’i aldılar ve Tarsus’u dahi aldılar ve bu şehirlerin kâfiri Ermeni idi, bunlardan ahidle aldılar. Yüreğir öldü, oğlu Ramazan kaldı. Ramazan, Kosun’a Eserkef’i kışla verdi. Ve Gülek’de Bereme ‘deki Tekfurbeli’ni yaylak verdi. Kara İsâ’ya Midilli’yi kışla verdi. Ve Gülek’de Tekfur Belini ve Alnakşî yaylak verdi. Ve Kuştemir’e Tarsus’u kışla verdi ve Bulgar dağın yayla verdi. [Özer’e Payas’ı, İskenderun’u kışla, Çün [Çon] Dağı’nı yaylak verdi] Ve Gündüz’e Sis’i kışla verdi, Sis Dağı’nı yaylak verdi. Ve Ramazan kendi Adana’yı taht edindi. Ve bu bâkî kalan beyler buna tâbi oldular. Yaylaların yayladılar ve kışlaların dahi kışladılar. Nice yıllar yaylaların. Kosun Varsak’ın ve Gülek kal‘asın kendüye taptırdı(tâbi kıldı), kâfirlerini içinden çıkarmadı. Kara İsâ Alnakşı taptırdılar. Kal‘adan Ramazan Misis’i taptırdı, kâfirin kal‘adan çıkarmadı. Ramazan öldü, oğlu İbrahim kaldı ve bir nice oğlu bile. Elhâsıl bu mezkûr beyler öldüler, her biri birini tuttular ve her biri baş çekti oturdu, başlı başına beylik etti. Tâ Mısır’da Sultan Şeyh sultan olunca. O kim sultan [oldu], Özer (kitapta Üzeyr)’in bir oğlu kardeşlerinden kaçtı, Haleb’e vardı. Mısır sultanına haber gönderdiler kim, Özer oğlu Dâvud aydur kim: “Sultanım himmet etsin, Özer ilini sultanıma alıvereyim” der deyu. Sultan, Haleb beyine emretti. Azîm leşker cem’ ettiler, Davud’la vardılar, Özer vilâyetini fethettiler, Dâvud’a verdiler. Özer ili Mısırlı elinde oldu. Vilâyet-i Özer’i bir nice bölük ettiler, subaşılık, Özer oğullarının bâkîsine bahş ettiler. Andan sonra Gündüz oğluna il veriler. Gündüz, oğlanlarından kaçtı, Mısır’a vardı. Ayas kal‘asın Mısır’a verdiler. Mısırlı içine kul kodu. An-dan sonra Ramazanlu’ya il verdiler. Ramazanlu’dan İbrahim Bey kaçtı Mısır’a vardı. Mısırlu ana leşker verdi. Geldi Adana’ya, kardaşlarını koğdu. Mısırlu kal‘asına kul kodu. Kuştemir oğlu Sis’i Mısırlıya verdi. Mısır dahi evvelki bey oğlanların tiz tiz azlettiler ve birbirine beylik verdi rüşvetlen. Bu sebebten beyleri yoksul oldu. Âhir, Gülek’i kula verdiler.” (4)

Not 2) El sanatları noktasında Osmanlı’nın etkisinde kalan Ramazanoğulları, yaptığı mîmârîyle de Adana’da halâ canlılığını korumaktadır. Özellikle mîmârîde, taş işçiliğinde ünlü olup genelde işletmenin yanında kabartma daha çok göze çarpmaktadır. Selçuklu mîmârîsi karakterinde yapılmış olması 16. yüzyılda küçük bir beylik halînde bulunan Ramazanoğulları’nın burada önce küçük bir mescit yaptırdığı fakat daha sonra beyliğin büyümesi ve mescidin yeterli gelmemesi üzere daha geniş bir inşâ yapılıp bugünkü halîni almıştır. Medreselerin mîmârîsi ise çok meşhur bir yapıyla donatılmış olup Çukurova Üniversitesi’nde de bunu görmekteyiz. 1360 yılında yapılan Adana Ulu Cami, Adana Hasan Ağa Cami’si, Adana Kemeraltı Cami’si ve Ceyhan Kurtkulağı Köyü Cami’si gibi bâzı mahallî eserleri etkilemiştir. Tüm bu yapıtlar, Türk’ün medeniyet algısını da gözler önüne sermektedir ki mîmârî yapı tam donanımlı şekildedir. Ve belirli yerlerde Üçok sembolü yer almaktadır ki Yüreğir boyu yaşamıştır.

Not 3) Sayın Prof. Dr. Turgut Tok hocamız Denizli ve yöresinde Oğuz boylarının tespit edilebilen oymak, aşîret ve cemâatler üzerine yazdığı bir araştırma yazısında Yüreğir boyunu; Kütüklü / Kütükler, Çelikler / Çellikler, Beşli / Beşler, Kayapınarlı, Çağırgan / Çağırgan olarak sınıflandırmıştır.

Anadolu’daki Yerleşim Yerleri:

Yüreğil Afyon-Dazkırı
Yüreğil Afyon-Emirdağ
Üreğil Ankara-Beypazarı-Uruş
Yüreğil Ankara (semt adı)
Yüreğil (Menderesboğazı) Balıkesir-Sındırgı
Yeniyüreğil Bilecik-Bozüyük-Dodurga
Yüreğil Burdur-Bucak-Kızılkaya
Yeşilköy (Yüreğil Burdur-Tefenni
Üreğil Bursa-Orhangazi
Yüreğil Yüreyil) Denizli-Acıpayam

Yüreğil Denizli Serinhisar
Dilek (Öregel) Giresun-Şebinkarahisar
Karademir Giresun-Tirebolu
Yüreğil Kayseri-Güneşli
Eskiyüreğil (Atikyüreğil) Kütahya-Köpüören
Oluklu (İregül) Ordu-Fatsa
Öreğil (Üreğil) Sivas-Hafik
Büyükyüreğil Sivas-Şarkışla
Küçükyüreğil Sivas-Şarkışla

KAYNAKÇA

(1)Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinden Adana’daki Eserler, Ayşe Ersay Yüksel

(2)Faruk Sümer- Oğuzlar

(3)İslam Ansiklopedisi- Yüreğir Boyu

(4) Oğuzlar: Dilleri, Tarihleri ve Kültürleri  5. Uluslararası Türkiyat Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri,

Mustafa ALKAN Yüreğirler syf. 431(Âşıkpaşazâde, 1332, ss. 225-226; F.Sümer, 1952, s. 331; F.Sümer, 1963, ss. 33-35)

Turgut TOK Denizli ve Yöresinde Oğuz Yerleşimine Dair Bazı Tespitler syf. 617

Zühal ÖLMEZ Ebulgazi ’ye Göre Oğuz Boylarının Damgaları ve Kuşları syf.729

(5)Ramazanoğulları Beyliğinin Kuruluşu, Fatma Akkuş Yiğit