TÜRK YILDIZLARI

5
(1)
TÜRK YILDIZLARIBeren Karaca

Konya’dan Ankara istikametine doğru yola çıktınız. Yolculuğunuzun ilk kilometrelerinde havadan gök gürültüsüne benzer bir ses işittiniz ve bunu gök gürültüsü sandınız. Ancak bu, gök gürültüsü değil; bayrağımızın rengini gökyüzüne kazıyan, havaya Türk’ün adını yazan gökyüzündeki millî takımımız Türk Yıldızları’dır. Tıpkı tek bir uçak, tek bir ruh gibi hareket ederek yediden yetmişe tüm insanları etkileyerek göğsümüzü kabartmaktadırlar. Konya 3. Ana Jet Üssü 134. Akrotim Filo’da konuşlu olan yıldızlarımızı anlatmadan önce, kuruluşuna giden süreci, yani ülkemizdeki akrotim tarihini ele alarak başlamak gerekir.

Akrotim Tarihi

Öncelikle bir akrotimden bahsetmemiz için o ülkenin hava kuvvetlerinin olması gereklidir çünkü akrotim, o ülkenin sahip olduğu hava kuvvetlerinin teknik ve insan kapasitesini, disiplinini, etkinliğini, milletin silahlı kuvvetlerine olan güven duygusunu anlatmayı, tanıtmayı ve sevdirmeyi amaçlar. Ülkemizde bu meseleler, Osmanlı Devleti’nin içte ve dışta çalkantılı olduğu, Avrupa’daki silahlanma ve sömürge yarışının Cihan Harbi’ne doğru hızla ilerlediği yıllar olan 1910’lu yıllarda ele alınmaya başlandı.

1911 yılında kurulan Türk Hava Kuvvetleri, kuruluşunun hemen ardından 1922’ye kadar sürecek savaş silsilesi içinde kendini bulur. Tam bu arada, 1914 yılında Türk Hava Kuvvetleri’nin yetiştirdiği ilk 15 pilottan olan Teğmen Fazıl Bey’in, hiçbir akrobasi eğitimi almadan, 400 metre yükseklikten vurgulu iniş yani “viril” denilen hareketi başarıyla gerçekleştirmesinin ardından ülkemizde hava akrobasisinin temelleri atılmış olur.

Teğmen Fazıl Bey’in gerçekleştirmiş olduğu akrobasi hareketi tek uçakla yapılan bir hareket iken, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra 1926 yılında Uçuş Okulu’nda Teğmen Enver Akaoğlu’nun başkanlığında oluşturulan ekiple toplu akrobasi yani akrotim çalışmalarına başlandı.

1950’li yıllarda envanterini yenileyen Türk Hava Kuvvetleri’nin, pervaneli uçaklardan jet uçaklara geçmesinin ardından, 1952 yılında ilk jet üssümüz olan Balıkesir 9. Hava Üs Komutanlığı’nda F-84 uçaklarından oluşan “Millî” adıyla ilk akrotimimiz kuruldu. 10 yıl faaliyet gösteren bu tim, gerek yurt içi gerek yurt dışında birçok gösteri icra etti.

İkinci akrotimimiz ise 1955 yılında Eskişehir 4. Hava Üs Komutanlığı’nda “Uçan Kuğular” adıyla kuruldu. F-86 uçaklarını kullanan bu tim, 10 yıl faaliyet gösterdiği sürede 1964 yılında yaptığı 9’lu ve 12’li gösterilerle havacılık tarihimizde önemli yer edindi.

Diğer akrotimlerimiz ise sırasıyla:

1957-1959 yıllarında Diyarbakır’da faaliyet gösteren “Akrep”,

1964-1966 yıllarında Merzifon’da faaliyet gösteren “Yarasalar”,

1966-1972 yıllarında Bandırma’da faaliyet gösteren “Kartal (Coşkun)”,

1971 yılında Malazgirt Zaferi’nin 900. yıl kutlamalarına özel kurulan Tim.

Görüldüğü üzere, 1952 ile 1972 yılları arasında tam altı akrotim kurulmuş ve bu süre havacılık açısından zengin geçen 20 yıl olmuştur. Ancak 1972 yılında durgunluk dönemine giren akrotimler, 1992 yılında Türk Yıldızları’nın kurulum emrinin verilmesine kadar geçen 20 yıllık sürede hiçbir faaliyette bulunmamıştır. Akrotim adına bu sessizlik, 11 Eylül 1992 tarihinde bozulmuş ve Türk Yıldızları ekibi, faaliyetlerine hâlen daha devam eden en uzun ömürlü tim olmuştur.

Ve Türk Yıldızları…

1972 yılından sonra 20 yıl sekteye uğrayan akrotim faaliyetleri, dönemin Türk Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Halis Burhan’ın direktifleri doğrultusunda, 11 Eylül 1992’de 3. Ana Jet Üs 132. Filo Komutanlığı bünyesinde bir akrotim kurulma kararı almasıyla yeniden gündeme gelmiştir. 7 Kasım 1992’de ise Türk Yıldızları adıyla kurulma emri yayımlanmış ve tim bu tarihte kurulmuştur.

Yukarıda bahsettiğimiz akrotimin kuruluş amaçlarıyla aynı gayeyi taşıyan Türk Yıldızları; silahlı kuvvetlerin gücünü gösterme, kendi pilotunu yetiştiren ülkemizin yetenek ve kabiliyetlerini temsil edip tanıtma, Türk gençliğine havacılığı sevdirme amaçlarıyla bu yola çıkmıştır. Aradan geçen 33 yılda da bunların hiçbirisinden sapmadan, ciddi ve disiplinli bir şekilde faaliyetlerine yurt içi ve yurt dışında devam etmektedir.

Timin kurulma emri verildikten sonra, gösterilerin icra edileceği uçak önem taşımaktaydı. O yıllarda Türk Hava Kuvvetleri envanterinde süpersonik, yani ses hızını aşan uçaklardan bir seçim yapılması gerekliydi. Seçenekler arasında F-4, F-16 ve o yıllarda envanterimize yeni girmiş olan NF-5 uçakları vardı. Seçilecek uçak, kol uçuşu denilen yani toplu uçuşlara ve seyircilerin coşkusunu artıracak keskin manevralara uygun olmalıydı. Bu üç uçak arasında duruma en uygun olan NF-5 seçildi ve 25 Aralık 1992 tarihinde dört adet uçakla eğitimlere başlandı.

Ancak burada değinmemiz gereken bir nokta var. Gönül isterdi ki isminde “Türk” olan bu tim, bizim milletimizin evlatlarının ürettiği uçaklarla uçarak bu gösterileri icra etsin, pilotunu temsil etmenin yanında kendi uçaklarının da neler yapabildiğini göstersin. Neyse ki bu ihtiyaca binaen 2017 yılında TUSAŞ’ın başlattığı “Hürjet” isimli proje ile hem Türk Yıldızları’nın uçak ihtiyacının hem de ileri seviye jet eğitim uçağı ihtiyacının 2027 yılında karşılanması amaçlanmaktadır. Bu noktaya değindikten sonra devam edelim.

1993 yılının Haziran ayında Ankara’da ilk gösterisini yaparak filo statüsü kazanan Yıldızlar, seçilen NF-5 uçakları üzerinde belirli değişiklik ve tasarım faaliyetlerine başladı. Bu faaliyetler kapsamında uçak üzerindeki top namluları aerodinamiği daha iyi sağlaması açısından iptal edildi, görüş kolaylığı sağlanması için uçak önündeki panel yeniden tasarlandı, gösterilerin vazgeçilmezi ve estetik görüntü ortaya çıkaran dumanları atabilmesi için kanat ucundaki yakıt depoları duman tankına dönüştürüldü ve Türk Yıldızları’nın günümüzdeki gövdesinin üst kısmında beyaz ağırlıklı, kırmızı ve gri çizgilerin; gövde altında kırmızı ağırlıklı, beyaz çizgilerin yer aldığı tasarımına boyandı. Günümüzde 10 adet NF-5 2000 ve 6 adet çift kişilik, aynı zamanda eğitim uçağı olan NF-5B 2000 uçakları bulunmaktadır.

Türk Yıldızları ekibinin kaç kişiden oluştuğuna, kimlerin pilot olarak ekipte yer alabileceğine, pozisyon ve görevlerine bakalım:

Türk Yıldızları ekibi, pilotların eğitim durumuna göre değişmekle birlikte genellikle 7 pilot, 6 kişi yer ekibi ve 38 kişi bakım personelinden oluşmaktadır. Pilotlar gösterileri icra ederken yer ekibi gösterilerin planlanması ve yerde sunulmasıyla ilgilenir. Bakım personeli ise uçakların uçuşa hazır hâle getirilmesi ve her türlü arıza ile onarımlarından sorumludur.

Bu timde pilot olarak görev alabilmek için öncelikle Türk Hava Kuvvetleri bünyesinde savaş pilotu olarak görev yapmak gerekir. Bunun için ise Hava Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra, 1.5–2 yıl arasında Çiğli Uçuş Okulu’ndan üç tip uçak türünden başarıyla geçmek ve savaş uçaklarının birinde en az 450–500 saat uçuş tecrübesi kazanmak gerekir. Ardından gönüllü olarak ekibe tayin istemelidir ki bu iş gönüllü olmadan kesinlikle yapılamaz.

Ekibe ilk katılan pilot, direkt olarak gösterilerde yer alamaz. Ne kadar uçuş tecrübesi olursa olsun, Türk Yıldızları ekibinde yaklaşık 1.5 yıl süren ciddi ve zorlu eğitim sürecinden geçmelidir. Eğitimlerini yeni bitiren pilot, ilk olarak 2, 3 veya 4 numara yani toplu uçuşlarda lider pilotun sağında, solunda veya arkasında uçarak ana pakette yer alır. Daha sonrasında solo numara, yani gösterinin en heyecanlı ve riskli görevini ifa eden pozisyonda uçar. Bu pozisyonların numarası ise 5, 6 ve 7’dir. 5 numara, solo hareketlerin lideridir. Bu pozisyonda uçan pilot, en sonunda tim lideri olmaya hak kazanır.

En kritik görev, tim liderinindir. Gösterileri yerde planlayan, havada yöneten kişidir. Toplu uçuşlarda lider hariç diğer pilotlar önlerine bakmaz, sadece lider pilota göre hareket ederler. Kritik dememizin sebebi de bu yüzdendir çünkü lider pilotun toplu uçuşlarda yapacağı bir hesaplama hatası, tüm timi tehlikeye sokabilir.

Türk Yıldızları kendi içinde iki pakete ayrılmaktadır. İlk paket ana pakettir. Bu uçuşlarda timdeki tüm pilotlar yer alır ve izleyicileri coşkulandıran, tıpkı tek bir uçak tek bir ruh gibi pasaj geçişlerinde bulunurlar. Gösteriler ana paketin geçişleriyle başlar. Geçişler bittikten sonra asıl heyecanın başladığı yer gelir, sıra solo pakete gelir. 5-6-7 numaralı uçaklar solo numaralardır ve ana paketten ayrılırlar. Ana pakette ise dört uçak kalır.

Solo hareketler izleyicilerin heyecanını tavan yaptıran, uçağın ve pilotun limitlerini zorlayan hareketlerden oluşur. Bu hareketler; bir uçağın düz, diğer uçağın ters uçması, iki uçağın yaklaşık 800 kilometre hızla birbirine doğru yaklaşarak aynı noktada birleşmesi yani kesişmesi, tek uçağın yaptığı akrobasi hareketleri, üç uçağın yan yana ilerlerken hepsinin aynı noktada birleşerek yapması ve hepimizin gönlünü fetheden, gökyüzüne üç kilometre çapında kocaman bir kalbin çizilmesi gibi hareketlerden oluşur. Gösterinin bu kısmını 5 numara, yani solo lider yönetir. Ana paketi ise tim lideri yönetmeye devam eder.

Solo paket ve ana paket ayrıldıktan sonra gösteri akışı genellikle bir solo hareket, bir ana paket hareketi şeklinde ilerler. Gösteriye dört uçakla devam eden ana paketin hareketleri ise yukarıya doğru dört uçağın açılarak gül figürünü gökyüzüne çizmeleri, değişik kol düzenlerinde yapılan geçişler, imza hareketleri olan uçakların yukarıya doğru tırmanırken yaptıkları manevra ve dumanlarıyla salyangoz figürü oluşturmaları ve hiç şüphesiz en heyecan verici kısım olan, yürekleri ağza getiren hareket olan iki uçağın biri üstte biri altta olmak üzere sağdan, diğer iki uçağın da soldan gelerek üstte ve altta kesişerek yaptıkları 4’lü kesişim hareketinden oluşmaktadır.

Tabii bahsettiğimiz bu hareketlerin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için hava durumunun müsait olması gerekir. Türk Yıldızları ekibi hava durumuna göre çeşitli gösteri paketleri hazırlamıştır. Bu gösteri paketlerinden bir ve ikincisi “yüksek” ve “alçak” gösteri paketi ismini taşır. Yani bulut alt tabanı ile yer seviyesinin 1300 ile 3000 metre arasında olduğu durumlarda hem ana paket hem de solo paket hareketleri yer alır. Buna yüksek paket ve alçak paket ismi verilmektedir. Havanın kapalı olduğu, yani bulut alt tabanı ile yer seviyesinin 300 metre olduğu duruma “flat” (düz) gösteri paketi denilmektedir ve bu pakette solo hareketler yer almayarak sadece tüm uçakların yer aldığı toplu pasaj geçişleri yapılmaktadır.

Toplu uçuşlarda iki uçak arası mesafe, pilotların kendi tabiriyle “çarpmayacak kadar yakındır.” Yani bir metredir. 30 metre yükseklikte ve yaklaşık 800 ile 1200 kilometre arası hızlarda icra edilen gösteriler, son derece riskli ve ciddi bir iş yapıldığını gözler önüne sermektedir. Bu kadar yüksek sürat ve düşük irtifada yapılacak bir saniyelik bir hata, saniyeler içinde yere vurulmayı kaçınılmaz hâle getirir.

Gösteriler sırasında pilotlarımız, yaptıkları manevralardan dolayı G kuvvetine maruz kalırlar. G kuvvetini kısaca açıklamak gerekirse, insana etki eden yerçekimi kuvvetidir. Bu kuvvet 1’den itibaren artmaya başladıkça, maruz kalınan kuvvetin katı kadar insanın kilosu oranında vücudunun her noktasına o kadar yük biner. Somutlaştırmak gerekirse; 70 kilo bir birey, 7G kuvvetine maruz kaldığı an, vücudunun her noktasına 70×7 = 490 kilo basınç biner ve vücudunun üst tarafındaki kan hızlıca altına doğru hücum eder. Buna pozitif G kuvveti denir. Uçak sağa, sola, yukarıya ve aşağıya doğru hareket ettiğinde G kuvveti çekmeye başlar. Eğer pilotun o gün kondisyonu yerinde değilse, hızlıca bilincini kaybedebilir. Bu durum, yüksek irtifada o kadar risk oluşturmasa da özellikle Türk Yıldızları gibi bu kadar düşük yükseklikte ve yüksek süratte gösteri icra eden ekip için ciddi riskler oluşturabilir.

Pozitif G’nin tam tersi ise negatif G kuvvetidir. Bu durumlar ise uçağın ters uçtuğu zaman gerçekleşir. Burada vücudun altındaki kan hızlıca üst tarafa doğru hücum ederek kılcal damar kanamalarına ve tamamen kırmızı bir görüşe yol açabilir.

Yıldızlarımız, -3 ile +7 G kuvveti arasında bir baskıya maruz kalarak gösterilerini başarılı bir şekilde icra etmektedirler.

Halka açık ilk gösterisini Ekim 1994’te Diyarbakır’da, 100. gösterisini 29 Ekim 2000 yılında Ankara’da, 8 uçaklı ilk gösterisini 2003 yılında Konya’da, 400. gösterisini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, 500. gösterisini Büyük Taarruz’un 96. yılında Afyonkarahisar’da, seyirci rekorunu ise 2001 yılında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Azadlık Meydanı’nda 1 milyon millettaşımızla kıran Türk Yıldızları; Türk milletini gökyüzünde temsil etmeye, Türk Hava Kuvvetleri pilotlarımızın beceri, cesaret ve disiplinini göstermeye 33 yıldır hız kesmeden devam etmektedir.

Yazımızı, Türk Yıldızları şehitlerimizden bahsedip kendilerini anarak bitirmek istiyoruz.

Şehitlerimiz

13 Mart 2012 tarihinde, 18 Mart Çanakkale Zaferi gösterisine hazırlanılırken o sırada eğitimlerini yeni bitirip 2 numara pozisyonunda uçacak Hava Pilot Yüzbaşı Ümit Özer’in uçağı arızalanarak düştü ve ekibin ilk şehidi oldu. Şehidimizin, kulenin “Atla!” ısrarlarına rağmen, “Bu uçakta yetim hakkı var, uçağı kurtarmayı deneyeceğim.” demesi son anlarında dahi Türk milletinin hakkını canı pahasına korumanın ne olduğunu öğretir nitelikteydi. Beş gün sonra, 18 Mart gösterisine çıkan Yıldızlar, onun numarasını boş bırakarak kanat arkadaşlarını andılar.

7 Nisan 2021’de Konya’da yapılan eğitim uçuşu sırasında, uçağı düşen Hava Pilot Yüzbaşı Burak Gençcelep, ekibin 2. şehidi oldu. Sivillere zarar vermemek için son anlarında uçağını şehrin dışına yönlendirmiş ancak kurtulamayarak şehadet şerbetini içenlerden olmuştur.

Memleketleri Samsun ve Trabzon’a defnedilen şehitlerimiz, milletinin ve Türk Yıldızları ekibinin gönlünde ebediyete kadar yaşayacaklardır. Mekânları cennet olsun.

Sevgiyle kalınız, Türk kalınız.

Bu yazı ne kadar faydalıydı?

Puan vermek için bir yıldıza tıklayın!

Ortalama puan 5 / 5. Oy sayısı: 1

Henüz oy yok! Bu yazıyı ilk siz değerlendirin.

Bu yazıyı faydalı bulduysanız...

Bizi sosyal medyada takip edin!

Bu yazının sizin için faydalı olmamasından dolayı üzgünüz!

Tell us how we can improve this post?

Yorum bırakın