
OZAN NİHAT’A
Elinde sazınla il il gezersin
Bu işin hikmeti,sırrı ne Ozan?
Mısraları ince ince dizersin,
Bu işin hikmeti,sırrı ne Ozan?
Sazın perdesinde geziyor elin,
Her sözde doğruyu söylüyor dilin.
Söylerken nedense terliyor kelin,
Bu işin hikmeti,sırrı ne Ozan?
Sağlığın, ilhamın gelmesin göze;
Sazını, sözünü sık dinlet bize.
Aşk nedir, âşık kim, sen anlat bize;
Bu işin hikmeti,sırrı ne Ozan?
Her âşık vuslata erer mi bilmem;
Vuslat bahçesine girer mi bilmem;
Orada gülleri derer mi bilmem;
Bu işin hikmeti,sırrı ne Ozan?
OĞUZSOYLU şimdi bir güzel kursta;
Öğrenmeye âşık her bir hususta.
Aşk yolunun pîri ey Nihat Usta!
Bu işin hikmeti,sırrı ne Ozan?
HASAN KALLİMCİ
24.02.1995
YOL İMİŞ HOCAM
Emekli öğretmen, araştırmacı, yazar, şair ve ellinin üzerinde yayımlanmış çocuk kitaplarıyla ünlü olan Hasan Kallimci Bey, lütfedip sorulu bir şiir yollamıştı… Ama nasıl olduysa o şiiri dosyaya koydum ve maalesef orada unutmuşum.17 yıl sonra gördüm, Mahçubiyet içerisinde şu cevabı yazdım.
Elest-ü bezminde yazıldı yazım,
Kaderde mekânım yol imiş Hocam.
Servetim sözümdür,sermayem sazım,
Pazarda metâhım bol imiş Hocam
Dost başa bakarmış,düşman ayağa.
Kartal yuvasını yapar koyağa.
Rağbet çoktur engin yaylaya dağa.
Yücesi ezelden kel imiş Hocam.
Dostlarla muhabbet âşık işidir.
Gam keder âşığın sadık eşidir.
Aşık,aşkı için yanan kişidir.
Beşerî varlığı kül imiş Hocam.
Âşık dikeniyle gülü dermeli.
Amma kendisini Hakk’a vermeli.
Vermeli ki muradına ermeli.
Onlar hiç ölmeyen kul imiş Hocam.
İlâhi aşk ile dolmak muradım.
Yoklukta varlığı bulmak muradım.
Kalplerde yerimi almak muradım.
Bunun yolu dil ve hal imiş Hocam.
Mektubun arada kaynadı gitti.
On yedinci yılda gözüm fark etti.
OZAN NİHAT bile nerdeyse bitti.
Anladım ki ömür yel imiş Hocam…
OZAN NİHAT
Denizli, 12.11.2011
ZAMAN ALIYOR
Hasan Kallimci Bey’İn 24.02.1995’te Ozan Nihat’a yazdığı “Bu işin hikmeti, sırrı ne ozan?” redifli şiirine, Ozan Nihat 12.11.2011’de, 17 yıl sonra, cevap yazıyor. E tabi Çırak Mehmet bunu duyar da boş durur mu? Hemen fırsatı ganimet bilip ustası Ozan Nihat’a şöyle bir taşlama yazıyor:
On yedi yıl önce soru sorulmuş,
Soruyu çözmesi zaman alıyor,
On yedi senede cevap verilmiş,
Cevabı yazması zaman alıyor.
Yıllarca cevabı beklemek çile,
İlham anca gelmiş gönülden dile,
Soru ne, cevap ne, nedir mesele,
Düşünüp, süzmesi zaman alıyor.
Yıllar önce soru sormuştu biri,
Aslında çok da zor değildi soru,
Adam eski zaman Murat motoru,
Isınıp kızması zaman alıyor.
Doğrudur evvela ilham gelecek,
Adam ağa tipli keyfi olacak,
Düşünüp taşınıp, ayak bulacak,
Dörtlüğü dizmesi zaman alıyor.
Hüneri meydanda gösterir kişi,
ÇIRAK MEHMET sözde, ozanlık işi,
Jeton dört köşeli, attığım taşı
Anlayıp sezmesi zaman alıyor.
ÇIRAK MEHMET
Denizli , 05.02.2012

