Varlığının şuuruna erkenden varan milletimiz, binlerce yıldır meşru haklarının müdafaasından şartlar ve imkânlar ne olursa olsun vazgeçmemiş, hayatını doğrudan ya da dolaylı işgal etme girişiminde bulunanlara boyun eğmeden şerefiyle hayat sürmüştür. Milletler ailesinin her bir üyesinin de huzur ve refah içerisinde yaşamasını istemekle birlikte, cihanda özlenen nizamın gerçekleşmesi için tarih boyunca mücadele etmiş, ekonomik, siyasi, kültürel ve askeri yönden zayıf olan milletleri sömürerek güçlenenlere insan gibi yaşamaları için dersler vermiştir. Bunlardan gerekli çıkarımı yapamayanlar olduğu gibi, idrak etse dahi işine gelmediği için asırlardır aynı hedefleri istikametinde, kullandıkları vasıtalarda değişimler yaparak günümüze değin zulmetmeye devam edenler olmuştur. Sürüklenilen uçurumdan düşmek istemeyenler kendi milletinin öz kaynaklarına dayanarak inşa edecekleri her şeylerini kesintiye mahal vermeden etkili kullanmalı, topyekûn bir mücadeleye korkmadan girişmelidir. Bizlerin bu cesareti gösterme iştiyakımızı, Türk’ün tarih sahnesinde yüzlerce defa oynadığı rollerin ve hafızalarımıza kazınan kahramanlıkların oluşturduğu da bir gerçek. Bu düşüncelerden hareketle var olmak için başka yol bilmeyen köksüz sömürücü zihniyet yine büyük bir tarihi tecrübeye sahip Türk milletini hedef seçip dönüştürmeye, özüne, köklerine aykırı fikir sistemlerini dayatmaya çalışarak, güzel gözüken rüyaların kölesi haline sokmak için her yolu denemekte… Bu olanları görüp, bünyemizde tahribata yol açacak yanlışlıkların yapılmamasını ikaz ederek önüne geçmeye çalışan, milletine derin bir sevgiyle bağlı olmanın verdiği mensubiyet şuuruyla gaflete düşmeden olanları sezinleyen, bu ortam karşısında insanımızı da uyuduğu uykudan uyandırmak için ortaya atılan yiğitlerden bir yiğidi, İlhan Egemen Darendelioğlu’nu anlatacağız.

Darendelioğlu’nun milli değerlere bağlı Türkmen ailesi, 19.yy da Sivas Vilayeti merkez sancağına bağlı olan Darende’den Mersin’in Tarsus ilçesine gelmiş, 1921 yılında ise Kürkçüler köyünde İlhan Bey doğmuştur. Soyadı kanunu ile aldıkları ‘Egemen’ yerine ailesinin Darende’den gelmiş olmasından dolayı mahkemeye başvurup Darendelioğlu soyadını almıştır. İlkokulu köyünde ortaokulu Tarsus’ta okumuş liseyi ise Adana’da bitirmiştir. Sonrasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’ne kaydını yaptırmıştır. Adana Kız Lisesi’ni bitirmiş olan Lütfiye Hanım ile evlenmiş, ikisi erkek biri kız üç çocukları olmuştur. Doğup büyüdüğü dönemdeki memleketin şartları, Hatay’ın ülke sınırlarına dâhil olması sürecindeki ki olaylar ve Atatürk’ün Hatay için “Kırk asırlık Türk yurdu esir kalamaz!” diyerek verdiği mücadele onun zihninde yer ederek milliyetçi kimliğinin oluşmasında etkili olmuştur. Milli şuurunu ortaya çıkaran bu hadiselerle birlikte yazının devamında göreceğiz ki bir aksiyon adamı olarak hayatını vatana, millete düşman olan kişi ve fikirleri tespit edip onlarla mücadele ederek geçirmiştir. Sadece milletin menfaatlerini sözle dile getirmeyip aynı zamanda gerçekleşmeleri için mücadelenin de esas olduğunu düşünerek daha lise öğrencisi iken Adana’da Toprak isimli edebiyat-sanat dergisi çıkarmaya başlamış, milliyetçi teşkilatların programlarında görevler almış, gazete ve dergi köşelerinde yazıları basılmış, tiyatro ve sinema salonlarındaki faaliyetlerde aktif katılım göstermiştir. Türk Milliyetçiliği’ne gönül vermiş yazarlardan hocalardan etkilenmiş, üniversiteli gençler tarafından kurulan Türk Kültür Çalışmaları Derneği’nde faaliyet yürütmüştür. Darendelioğlu 1944 Mayıs ayı başlarında ‘Solcu Şairler Antolojisi’ adıyla bir broşür yayınlamış bu broşürde edebiyat sanat kisvesi altında komünizm propagandası yapan şairleri gün yüzüne çıkarmıştır. Bu mükemmel çalışmayı “kesinlikle Turancılar yapmış” olmalıdır diyerekten broşürleri toplayarak Sabahattin Ali-ATSIZ davası kapsamında 23 yaşındaki Darendelioğlu, ilgililer tarafından nezarete alınmış bir müddet sonra serbest bırakılmıştır. Bu gibi durumlar olsa dahi Türkiye üzerinde yabancı odakların menfaatleri için oyun kuranlara, milli kültürümüzü yozlaştırmaya meyledenlere, menfi hareketlerle milliyetçileri suçlayanlara karşı hak bildiğini hiçbir zaman söylemekten de geri kalmamıştır. Mütevazı, ağır başlı, alçakgönüllü, sakin, ahlak sahibi kişiliğiyle herkes tarafından sevilmekle beraber Türk milletine yapılan herhangi bir çirkin, yalan ya da iftirada ateşli hitabet üslubuyla sözünü sakınmadan söyleyiverir bir anda sert bir havanın tesirinde bırakıverirdi. Kitap okuma, araştırma yapma, bildiklerini herkese anlatma aşkının had safhada olduğu Darendelioğlu’nun bir dönem Yeni Bozkurtlar dergisi çıkarttığını, Türkçe öğretmenliği yaptığını, ardından vatan vazifesini yedek subay olarak yaptığını biliyoruz. Askerden geldikten sonra teskin olmayan ruhuyla gençken bir süre çıkarıp yarıda bırakmak zorunda kaldığı Toprak dergisini devam ettirme düşüncesiyle İstanbul’da basın hayatına atılmış, Beyazıt Karakol Sokağı’nda Toprak Matbaası’nı kurmuş ve Toprak dergisini milli ve manevi değerleri işleyen ‘aylık ülkü dergisi’ olarak yayınlamaya başlamıştır. Arif Nihat Asya, Tahsin Ünal, Erol Güngör, Nejdet Sançar, Zeki Velidi Togan, İbrahim Kafesoğlu gibi geniş bir yazar ve şair kadrosuyla yayıncılığa devam etmekle birlikte zaman zaman yazı bulmakta zorlandığı dönemlerde olmuştur. Tarihe notlar düşen Yeni Ufuk dergisi ekibinin de çok iyi bildiği gibi, imkânlar ölçüsünde en iyi hizmet için zorluklarla kesintisiz mücadele etme azmi milliyetçi mecmuaların en uzun ömürlülerinden olan Toprak dergisi yayın ekibinde de vardır. Toprak dergisi küçük boy bir dergi olarak çıkmaya başlamasına rağmen şartlar nispetince boyutları, yazar kadrosu, sayfa kalitesi artıp azalmış, kâğıt sıkıntısı çekmiş, lakin İlhan Bey’in şehit edilmesine kadar çıkartılmış, milliyetçilerin kalesi vasfını üzerinde taşımıştır. Yazar, araştırmacı  ve aynı zamanda sarı basın kartına sahip gazeteci olan Darendelioğlu gazeteciliğin para için yapılabilecek bir meslek olmadığını, sorumluluklarının çok yüksek olduğunu sürekli dile getirmiştir. Ortadoğu, Hergün gibi gazetelerde başyazarlık yapmış, Türk’e Doğru Tanrıdağ, Milli Yol, Milli Hareket, Milli Işık gibi milliyetçi dergilerde de yazılar yazmıştır. Yazılarının muhtevasında, yaşadığı dönemin memleket sorunlarının neler olduğunu, nasıl çözümleneceğini ve kökü dışarda olan fikirlerden istifade etmenin elzem olduğunu ve bunun yollarının aranması gerektiğini propaganda etmiştir. Aşağılık duygusuna kapılmış zihniyetlerin faaliyetlerini, gizlemek istedikleri art niyetlerini, temsilcilerini, örgütlerinin kimler tarafından kurulduğunu, bağlantılarını halkın anlayacağı bir üslupla tek tek anlatmıştır. Bizi biz yapan değerlere bağlılığımızı yok etmek için sinsice çabalayan, ucundan girdiği toplumu parçalamadan çıkmayan komünizmin ne olduğunu, kullandıkları ilgi çekici maskeleri düşürerek emperyalizmin özelliklerini ve bünyesinde neler barındırdığını açıkça maşeri vicdana sunmuştur. Dergi yayıncılığı ve dergi-gazete yazarlığının haricinde Toprak yayınları adı altında; Türk Milliyetçileri’nin Kalemiyle Atatürk, Türk Milliyetçiliği Tarihinde Büyük Kavga, Nazım Hikmet Vatan Şairi mi? Vatan Haini mi?, Devrim Nedir?, Ecevit Marksist mi?, Türkiye’de Komünist Hareketleri 1-2, Türkiye’de Milliyetçilik Hareketleri isimli kitaplar yazmış, araştırmalardan elde ettiği oldukça fazla dökümanı tasnif ederek yayınlamış, özellikle şahsiyetlerini oluşturma çağında olan gençlerin sapkın fikirlerden etkilenmesini önlemeye çalışmıştır. Yazdığı kitaplar herkes tarafından okunmakla birlikte ayrıca komünistlerin de en çok aradıkları, okumak istedikleri kitaplar oluyordu. Yazımızın başında da değindiğimiz gibi hiçbir zaman düşmanı eksilmeyen milletimizin o yıllardaki kılık değiştirmiş yeni düşmanı olan komünizmi Darendelioğlu “tarihimizin en büyük düşmanı” sayıyordu. Her yerde ihtilaller yapan komünistlerin milletimizin bütün kutsallarını istismar ederek yakıp yıkacağını, bunu engellemek için milliyetçi dernek ve teşkilatların hızlıca çalışmalar yapması gerektiğini savunmuştur. Bu minvalde çalışmalar yapması gerektiğini düşündüğü, hatta kendisinin de bir dönem bulunduğu Milli Türk Talebe Birliği’nin özellikle 1960’dan sonra artık asli vazifesini ifa edemez duruma gelmesi ve “Komünistler bizim namaz kılmayan kardeşlerimizdir” diyerek meseleyi idrak edemeyen pasif kimselerin yönetiminde idare edilir hale gelmesi, milliyetçileri oradan uzaklaştırmıştır. Bu atmosferde Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği kurulmuş, 1950 yıllarından başlayarak teşkilatlanıp komünizmle tek bir cephe etrafında mücadele etmek için şubeler açan derneğin 1960’da kapanan İstanbul şubesinin 1964 yılında açılma yetkisi Darendelioğlu’na verilmiştir. Komünizmle fikri mücadeleyi kendine görev sayan TKMD çıkardığı Mücadele isimli dergiyle kuruluş gayesini, fikirlerini, komünistlerin yeraltı ve yer üstü çalışmalarını halka duyurmuş, icraatlarını tüzüğünde belirtilen ilkelere dayanarak yürütmüştür. Darendelioğlu 1965 yılında derneğin şube sayısını yüz on şubeye çıkarmıştır. TKMD’de iki dönem Genel Başkanlığa seçilmiş, Türkiye’nin dört bir tarafında mütemadiyen düzenlediği konferanslarla, yürüyüşlerle, mitinglerle halkın bu tehlikeye karşı uyanmasının gerekliliğini anlatmıştır. Darendelioğlu 1967’de İzmir’de yapılan kurultayda Başkanlıktan çekilmiştir. Yeni seçilen İdare Heyeti’nin aynı MTTB’de olduğu gibi istikamet kayması yaşayarak “Tezimiz İslam’dır” “Komünistlerin asıl düşmanlığı İslam’adır” düsturuyla hareket etmesi sonucu yapı giderek dağılma sürecine girmiştir. Rahmetli Dündar Taşer TKMD hakkında “Büyük iddialarla ortaya çıkmış, bir miktar nutuk ve konferans vermiş, sonra AP paraleline girmiş daha sonra da hükümet emrine tabi olmuştur. Kendi kendine kendisi içindir.” değerlendirmesini yapmıştır. Darendelioğlu’nun komünizmle mücadele faaliyetleri herkes tarafından tanınmasına ve takip edilmesine yol açarken Adalet Partisi de kendisini 1969 seçimlerinde İstanbul’dan milletvekili adayı yapmak isteğini bildirmiş, kendisi de Meclis’te olunca memleket için daha faydalı işlere imza atacağı inancıyla teklifi kabul edip seçimlere girmiş ve sonucunda kazanıp Milletvekili olmuştur. TBMM arşivinde ve meclis tutanaklarında bulunan konuşmalarında görüldüğü üzere milletimiz için elzem gördüğü, kimsenin cesaret gösterip konuşamadığı konularda belagatiyle dikkatleri toplayarak yine uyuyan şuurları uyandırmaya çalışmıştır. Özellikle gündem dışında konuşmak için söz alıp kürsüden zalimlerin zulmü altında inleyen millettaşlarımızın yıllardır kanayan yaralarına merhem olabilmek için teklifler sunmuş, partilileri harekete geçirmeye çalışmıştır. Bir taraftan bulundukları makamın icabını yapmaktan aciz kişileri gördükçe, türlü menfaat ilişkileriyle birbirlerine bağladıkları sarmalı çözememenin ıstırabını duymuş, diğer taraftan yapılan hiçbir eylemin samimi bir inanç doğrultusunda olmadığını, şahsi çıkarı olmadan adım atmayan milletvekillerini müşahede etmiş “Bizim için milletvekili sıfatı gelip geçicidir. Bizim asli sıfatımız mezara kadar namuslu yaşamaktır. Biz o asli vazife içindeyiz.” diyerek tavizsiz mücadelesini devam ettirmiştir. Dönemin bitmesi için sabreden Darendelioğlu tek başına hiçbir şey yapamamanın üzüntüsüyle mecliste sık sık gidip Başbuğ Alparslan Türkeş’in yanına oturuyor, sohbet ettikçe hayatının sonuna kadar sürecek beraberliği inşa ediyordu. AP Genel Başkanlığı için partide yaşanan dedikodular, fitne kokan hareketler, politikaların milliyetçilikle uzaktan yakından alakasının olmaması Darendelioğlu’nu bunaltmış ve bu durumdan mustarip olan 72 milletvekiliyle (72’ler hareketi) birlikte ayrılıp Demokratik Parti’yi kurmuşlardır. Orada da düşündüğü gibi faydalı işler yapamadığını görerek 1975’te istifa etmiştir. Türk milletinin kalkınmasının çarelerini yabancıların himayesine girmekte arayanlarla, toprak matbaasında verdiği mücadeleyi tüm bu yoğun hayatın arasında sürdürmeye çalışmış, lakin vekillik döneminde girdiği borçlar sebebiyle üst üste gelen sıkıntılara ek olarak haciz gelmesi sonucu 1977 seçimlerinde MHP  İstanbul Milletvekili adaylığı teklifini kabul edememiştir. Bu sürecin sonunda MHP İstanbul Yönetim Kurulu’nda Recep Haşatlı’nın yanında görev almıştır. Hiçbir vakit aklından çıkarmadığı, varlığını millet varlığına borçlu olma inancı, amansız giriştiği mücadele sahalarında ona güç katarak milletin kimliğini ve kişiliğini kaybetme tehlikesini önlemede yol aldırmıştır. Türk’ün kalemiyle baş edemeyen hainler, çıkardıkları yayınlarda türlü iftiralar atarak suçladıkları ağabeylerimizin öldürülmeleri için hedef tahtasına oturtmuşlardır. Her şeyiyle bu vatanın öz evlatlarını dönüştürmeye niyet edenler, karşılarında kaya gibi duran kadroları görünce afallamışlar,  pozisyonlarına göre ölüm listeleri hazırlamışlardır. Bütün koruma isteklerini geri çeviren Darendelioğlu gibi İl Başkanı Recep Haşatlı da işinden evine dönerken arabasından indiği sırada 17 yaşındaki oğluyla birlikte suikasta uğrayıp şehit düşmüştü. Her gün şehit haberleriyle uyanılan günlerde, MHP Kadın Kolları Başkanı olan hanımefendi yapılan toplantı da şehitlerimiz için mevlit okutulmasını teklif etmiş, Darendelioğlu ise Beyazıt Cami imamını tanıdığını, kendisinin bizzat ilgileneceğini söyledikten sonra ertesi hafta Çarşamba gününü mevlit okunması için ayarlamıştır. Eli kanlı komünistler, “faşistlerin lideri”, “yaşanılan olayların sorumlusu” diye itham ettikleri İlhan Ağabeyimizi, 19 Kasım 1979 Pazartesi günü, sıfırdan inşa ettiği, Türk fikir hayatında yaptıklarıyla iz bırakan Toprak mecmuasından çıkıp arabasına doğru gittiği sırada pusuya düşürmüşler, 9 mm çapında kurşun atan silahlarla çapraz ateşe almak suretiyle çok sevdiği toprağa düşürmüşler, şehit etmişlerdir. Ve o büyük Türk’ün tarihteki kahramanlıklarının o dönemdeki temsilcisi ve koruyucusu olan Darendelioğlu’nun Çarşamba günü aslında kendisi için mevlit hazırladığını görüyoruz. Beyazıt camisinden kaldırılan cenazesi Kürkçüler köyüne defnedilmiştir. Bir ömür boyunca Türk milletinin mankurtlaşmaması, dili başka, yüreği başka, fikri başka kimselerden medet ummadan kendisinin şuuruna varması uğruna çırpınmış, büyük bir Türk Milliyetçisi olarak son nefesini vermiştir. Bütün şehitlerimizin ruhları şad olsun! Yaşasın Büyük Türk Milleti! Yaşasın Büyük Türklük Ülküsü!  Aziz ruhlarına El Fatiha…

Kaynakça:

YILDIZ, Selim.(2013) Güneyli Yiğit İlhan Egemen Darendelioğlu ve Siyasi Mücadelesi, Ankara:Berikan

Toprak Dergisi,

İlhan Egemen Darendelioğlu Belgeseli,(28 Mayıs 2013), https://www.youtube.com/watch?v=WgWrQ9URZDc