Tarihi Pers emperyalizmi, tarih boyunca ülkemize iki koldan geliştirilen bir kültür emperyalizmi ile girmeye çalışmaktadır. Birincisi Farsça ile ikincisi siyasi mezhepçilik yaparak, milli, ilmi ve şuurlu bir eğitim politikası ile bu harekete karşı çıkılmadığı ve bu politika sosyal, kültürel, ekonomik ve politik destek ve planlarla takviye edilmediği için, maalesef tahribat çok büyük olmuştur. Böylece hastalanan bünyeye çeşitli renkteki emperyalist güçler, kolayca bir mikrop gibi sızma imkânını bulmuşlardır. Bugün ülkemizde karşılaştığımız “Kürtçülük problemi” böylece doğmuş bulunmaktadır. Yara henüz lokaldir, geniş halk tabakasına mal olmamıştır. Daha çok güya tahsil yaptırdığımız ve eğitimden geçirdiğimiz küçük bir zümrenin tahrikleri biçimindedir.

Doğu Anadolu’da yaşayan kardeşlerimiz hem Müslüman hem de özbeöz Oğuz çocukları oldukları halde, emperyalizmin tahribatı ile – buna karşı milli ve ilmi tedbirler alınmadığı için- zorla yabancılaştırılmışlardır yahut öyle gösterilmişlerdir. Kürtlerin bir Türk boyu olduğu ilmi olarak ispatlanmıştır. Bu konuda, ilim adamlarının elinde kesin ve müşahhas belgeler vardır. Bilhassa Yenisey’de yapılan kazılar ve çıkarılan mezar taşları bu konuda artık şüpheye yer bırakmamıştır. Kürt ilhanı Alp Urungu’nun mezar taşı, bugün Orta Asya’da bulunmaktadır ve kitabesi Türkçe’dir

Ancak, hemen belirtelim ki bugün Doğu Anadolu’da yaşayan kardeşlerimiz, bu Kürt boyundan bile değildirler, doğrudan doğruya Oğuz çocuklarıdır. Selçuk Bey, Alparslan, Osman ve Orhan Beyler ne kadar Türk iseler onlar da o kadar Türk’türler, Karakoyunlu’durlar, Akkoyunlu’durlar, Göçer ve Yürüktürler. Nitekim Doğu Anadolu toprakları kazıldıkça yerden ak ve kara koyun heykelleri çıkıp durmaktadır. Bunu anlamak için Van Bölge Müzesini gezmek yeter. Doğu Anadolu insanının yaşayışı, zevkleri, töreleri, yemekleri, destan ve hikayeleri hep Türk’tür. Dili Farsça’nın tesiri ile bozulmasına rağmen bir Orta Asya Türk’ü gibi geline üke, çadıra kon der. Aşiret ve aşiret reislerinin adları çok defa tarihi Türkçedir. Buraya gelmişken bu konuda Van eski milletvekili merhum İbrahim Arvas’ın bir hatırasını nakletmek isterim. Diyor ki: “ Bendeniz Şemdinan Kaymakamı iken, Gerdi aşireti reisi Oğuz Bey’e sordum: Bu ad Türk adıdır, sana nereden gelmiş? Cevaben dedi ki: Bendeniz yirmi birinci Oğuz’um; bizdeki anane, baba, kendi çocuğuna kendi babasının adını verir ve böylece müteselsilen devam eder.” İbrahim Arvas, yazısını şöyle bitirir: “Maalesef Oğuz Bey bir kelime Türkçe bilmiyordu. Amcası Kılıç Bey ve Koç Bey kabilesinin reisi Mehmed Emin de böyle idi.

Binaenaleyh, heyet-i umumiyesi Türk olan bu muazzam kütleyi, Türk harsı ile yetiştirmek ve Türk dilini öğreterek vaziyeti asliyesine irca etmek idare amirlerimize düşen büyük vazifedir.”(Bkz. İbrahim Arvas- Tarihi Hakikatler- 1964, Ankara )

Gerçekten de Doğu Anadolu’da yolun gitmediği, mektebin girmediği yerlere daha çok Fars dili kısmen de Arap dili girmiş, Türk kültür ve dilini yenik düşürmüş ve Oğuz Beyler Kürtleşmiştir. Aksine yol ve mektep ulaştırabildiğimiz Doğu Anadolu havzaları Türklüklerini korumuş bulunmaktadırlar.

Bugün çeşitli renkteki emperyalist güçler, ülkemizdeki bu durumu istismar etmekte Türk milletini ve devletini bölmek için kahpece oyunlar tezgâhlamaktadır. Bütün bu oyunlar, tertipler ve iftiralar gerçekler karşısında yenilmeye mahkûmdur.

Türk İslam Ülküsü 1, Sayfa 233-234