YARIM KALAN BİR TÜRKÜ: ŞENAY AYBÜKE YALÇIN 

5
(1)
YARIM KALAN BİR TÜRKÜ: ŞENAY AYBÜKE YALÇIN Şevval Kalem

Vatan seni gelin etmiş, şen ol Aybüke, 

Bir şehit verilecekmiş, sen ol Aybüke.

Bazı türküler vardır kulağımızdan yüreğimize sızılı bir yol çizer. Bu yol pek dikenli, pek kanlıdır. Dinlerken gözyaşlarımıza hâkim olamayız; kırılır, incinir, çiçekler gibi solanları hatırlarız. Yüreğimizde hissettiğimiz bu derin sızıyı zihnimize işleyebilirsek işte o zaman türkünün hakkını verebiliriz.

Yarım kalan bir türküyü çığırmak, belki de ağıtını yakmak, soldurulan gonca gülümüzü, başta öğrencileri olmak üzere muhabbetiyle herkesin gönlüne taht kuran bülbül sesli öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ı anlamak, anlatmak niyetiyle… 

3 Eylül 1994 yılında Ankara’da dünyaya gelen Şenay Aybüke’nin ailesi aslen Çorum Osmancıklıdır. Annesi Zehra Yalçın ve babası Sadık Yalçın millî – manevî hassasiyetleri yüksek bir çift olmakla beraber evlatlarına da bu hisleri aşılamışlardır. Zehra Hanım Azerbaycan’da yaşanan Hocalı Soykırımı’nı anlatan bir çizgi filmde Aybüke isimli bir kız çocuğunun şehit olmasından epey etkilenmiştir. Dünyaya getireceği kızının ismini Aybüke koymak konusunda çok ısrar etmiştir. Anneciğinin yüreğine daha doğmadan düşmüştür sanki şehit Aybüke… Babaannesinin ismi olan Şenay’ı babasının isteği üzerine Aybüke’nin yanına eklemişlerdir. Bu çiftin bir de erkek çocukları olmuş ve ismini Atıf Aybars koymuşlardır.  

Şenay Aybüke hareketli, neşe dolu bir çocukluk geçirmiş, müziğe olan ilgisi çok erken yaşlarda kendini göstermiştir. Henüz ilkokul yıllarında arkadaşlarını ikna ederek koro kurmak istemiş, müzik öğretmeninin desteği ve yardımıyla Etimesgut İlkokulunda müzik ve dans korosu kurmuşlardır. Ortaokuldan sonra, Körfez Anadolu Lisesinden mezun olmuş, bu dönemde Edremit Kültür ve Sanat Derneğinde halk müziği, ses ve şan dersleri almıştır. Körfez Âşıklar Derneğinin bünyesine katılmış, amatör olarak burada halk müziği ile ilgilenmiştir. Lise eğitimini sayısal alanda tamamlamış olmasına rağmen müziğe olan aşkı ile katıldığı yetenek sınavını başarıyla geçmiş, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesine yerleşmiştir. Eğitim süresince birçok enstrüman çalmayı öğrenmiş, arkadaşları ile 100 Ses korosuna katılmış kendini geliştirmeyi hiç bırakmamıştır. O, Türk milletine müziği ile fayda sağlayacak, ahlakı ile örnek nesilleri notaların içinde yetiştirecek, duyulmayan kısık seslerin gür sesi olacak, ülkenin en doğusundan en batısına kadar sesiyle yüreklere dokunacaktır.

Okulu tatile girince boş durmak istememiş ve hep merak ettiği izci gruplarına katılmış burada da aktif rol almıştır. İzci lideri, şehidimiz için “Büyükle büyük, küçükle küçük olmayı bilirdi. Kimin ne sıkıntısı varsa hemen yardım ederdi.” demiştir. Çanakkale şehitleri anısına yapılan yürüyüş ve anmalarda iki kere bulunmuş, sırtında “Dedeciğim ben geldim.” yazılı kırmızı yeleği, kınalı saçlarının üzerine taktığı kabalağı ve göğsündeki iman aşkı ile şehitlikte sabahlayan kamp ekibinin içinde bulunmuştur. Bu ekibe herkesin katılamıyor oluşu onun ısrarını pekiştirmiş, izci lideri bu yoğun ısrarlara dayanamayıp ona müsaade etmiştir. Şehit dedeleri Şenay Aybüke’yi çok sevmiş olmalılar ki dört sene sonra yanlarına almak istemişler…

Üniversiteyi bitirdikten sonra sınava giren Şenay Aybüke, Batman’ın Kozluk ilçesinde bulunan Çok Programlı Anadolu Lisesine müzik öğretmeni olarak atanmıştır. “Öğretmen oldum ben” diyerek sevincini sosyal medyada paylaşmıştır. Dönemin şartları Yalçın’ın ailesini korkutmaya yetiyor, kızlarını bir başına göndermek istemiyorlardır. Terör faaliyetleri onlarca öğretmenin canını almış, yüzlerce haneye ateş düşürmüş, yürekleri yakmıştır. Babasının gitmeyip seneye atama bekleyebileceği söylemesi üzerine Şenay Aybüke ‘’Oradaki çocukların da eğitime ihtiyacı var. Bugün devlete, millete cephe alıcı art niyetli yerlerde olabilirler. Bunları önlemek için bizlerin gitmesi lazım. Biz ellerinden tutmazsak başka kişiler ellerinden tutar, farklı yerlere götürür. Müzik ile kendimizi kabul ettireceğiz.’’ demiştir.  

Eğitim dönemi başladığı vakit okulda ne bir müzik sınıfı ne de enstrüman vardır. Önce okul müdürü ile konuşan Aybüke Öğretmen’e müzik sınıfının olmadığı söylenerek bir depo gösterilmiştir. Henüz on beş günlük öğretmenliğine rağmen bütün cesareti ile dönemin Kozluk Kaymakamı Orhan Aktürk ile konuşmaya gitmiştir. Kaymakam Bey’e durumu izah ederek projesini anlatmış, yardım etmesini istemiştir. Gerekli alan hazırlandıktan sonra yardım edeceğinin sözünü veren Aktürk, sözünü tutmuş ve gereken yardımı yapmıştır.  Şenay Aybüke Öğretmen’imiz duvarının boyasını, temizliğini tek başına yapmış, depoyu öğrencileri için müzik atölyesine dönüştürmüştür. Her ay aldığı maaşından biriktirerek yeni bir enstrüman almıştır. Okulun pansiyonunda kalmasının vesilesiyle öğrencileri ile bütün gün vakit geçirmiş, onlara farklı enstrümanlar çalmayı öğretmiştir. Aynı dönem Batman Üniversitesinde yüksek lisans eğitimine başlamıştır. Ancak maalesef Türk milletine faydalı geçirdiği bu ömrü çok uzun sürmeyecek ve yedi ay sonra, öğrencilerine karnelerini dağıtmasının ardından okuldan ayrılmak için üç arkadaşı ile bindikleri araçtan bir daha inemeyecektir.  

O dönem Kozluk Belediye Başkanı devlet yanlısı olması sebebiyle tehditlere maruz bırakılmış, birkaç suikasttan de kıl payı kurtulmuştur. Zira önceki belediye başkanları PKK terör örgütü ve HDP destekli siyasetçilerden oluşmaktaydılar. Askerlere destek sağlayan esnaflar öldürülmüş, öğretmen ve memurlar takip edilmiş, peşlerine adamlar takılmıştır.

Birtakım hain; devletin varlığının göstergesi olan hiçbir mesleğe ve insana tahammülleri olmayan PKK terör örgütüne, o gün Belediye Başkanı’nın makam aracının geçeceği yolu bildirmiş, başka bir suikastın planını yapmıştır. Bu suikast doğrultusunda PKK’lı teröristler bir taksi gasp etmiş, Belediye Başkanı geçerken de taksiden inerek makam aracına doğru ateş etmeye başlamıştır. Makam aracının şoförü yaptığı bir manevra ile açılan ateşin hedefinden çıkmış fakat ateş kesilmemiştir. Zaten makam aracında şoförden başka kimse de yoktur. Aybüke Öğretmen ve arkadaşlarının içinde bulunduğu araç ise o esnada yakında bulundukları için mermilerin hedefi olmuştur. Aracın hâkimiyetini kaybedip elektrik direğine çarpmışlardır. Ağır yaralanan Aybüke Öğretmen, Kozluk Devlet Hastanesine kaldırılmış, yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamamış ve şehadete ermiştir.  

Terörün kıydığı ne ilk ne de son candır Aybüke Öğretmen…

1979 yılında öğrencilerinin gözü önünde yedi kurşunla hayattan koparılan Mehmet Saygıgüder, PKK terör örgütünün şehit ettiği ilk öğretmen olarak kayıtlara geçmiştir. Diyarbakır Çavuşlu köyünde henüz 25 günlük öğrenmenken kapısına gelen teröristler tarafından babasıyla beraber şehit edilen Neşe Alten, kızları ile kurşuna dizilen Bayram ve Yasemin Tekin, Buminhan Temizkan, Ali İhsan Çetinkaya, Rüstem Şen, 33 askerimiz ve beş meslektaşı ile şehit olan Birol İrfan Aşkar, Elif Livan, Nuriye Ak, Nesrin Ünügür, Necmettin Yılmaz ve sayfalarca sürecek, satırlarca yazılacak yüzlerce öğretmen… Hepsi vazifesini en iyi şekilde yerine getirmek için memleketin her karış toprağı bizimdir diyerek çıktılar yola. Ailelerini arkalarında bıraktılar, yetişmekte olan nesillere aile olabilmek için. 

PKK terör örgütü 2024 yılına kadar 383 öğretmeni şehit etmiştir. 383 öğretmen demek, 383.000 öğrenci demek, sıfırları gittikçe artan ve okuyamayacağımız sayılar silsilesince Türk milletinin manevî kayıpları demektir. Düşünelim; Aybüke Öğretmen yaşasaydı, bugün yüzlerce öğrenciyi mezun etmiş olacaktı. Mezun ettiği öğrenciler ülkenin bambaşka üniversitelerinde, bambaşka alanlarda çalışacaktı. Milletinin faydasına üretim yapan mühendisler, bütün dünyaya Türk mûsikîsini tanıtan mûsikîşinaslar, dermansız hastalıkların ilacını bulan doktorlar, adaletli olan hukukçular, milletinin derdi ile dertlenen bakanlar, vekiller, Türk milletinin ahlakı ile ahlaklanmış, evladını milleti için yetiştiren anneler, babalar yetiştirecekti. Fakat bunların hiçbirini yapamadan şehit edildi. Koca bir nesil tek bir öğretmenin yokluğu ile katledildi. Yüzlerce öğretmenin şehit edildiğini düşündüğümüzde, katledilen nesilleri hesaplamak mümkün değil.

Bu nesil katili, eğitim düşmanı, cani örgüt bugünlerde mazlum ve mağdur bir halkın savunucu mekanizması olarak nitelendirilmeye çalışılıyor. Teröristbaşı olan müsvedde, lider olarak anılıyor, Gazi Meclis’in itibarı, haysiyeti yok ediliyor. Öğretmenlerin, kundaktaki bebeklerin, Mehmetçiklerin katilini savunuyorlar. Bu da yetmiyor ayağına gidiyorlar. Hançeri sırtımıza sapladıkları yetmiyor, bir de onu döndürüyorlar, milletin canı ne kadar acıtılırsa o kadar acıtılıyor. Bu hazin olaylar aklıma şu mısraları getiriyor: 

Önümüzde dalkavukluk, meddahlık edenleri, 

Şimdi iyi tanı, gör neymiş hünerleri… 

Mütefekkirler echel, realistler yalancı, 

Hayret! Dünkü yabancı, bugün bu handa hancı… 

Memleketin bu hâli ile bir distopyayı andırıyor değil mi? Asıl distopyayı size söyleyeyim: Türk gençliği olarak tepkimizi ortaya koymazsak, unutursak ve unutturursak yaşanacaklardır. Yeniden Aybükeler yetiştiremezsek üzerinde nefes alabileceğimiz bir toprağın olmayacak olmasıdır. Şehit haberleri verildiğinde günümüzün hüzünlü geçmemesi, ekranda İmralı Heyeti’nin konuşulduğu sırada altyazı ile beş saniye şehitlerimizin isimlerinin geçip gitmesidir. Kültürümüzle uzaktan yakından hiçbir bağı olmayan unsurlar ile hayatımızı devam ettirmektir.

İlmi, irfanı ile cihana ün salan Türk milletini yine medeniyetlerin en üstüne çıkaracak Aybükeler olacak mıyız? Vaziyet ne olursa olsun, “Hak yoktur vazife vardır” düşüncesi ile hareket eden Necmettinler olacak mıyız? Tarih öğretmeni olacakken tarih yazan “Bu mücadeleyi 20 kişi kalsak da 30 kişi kalsak da bu şerefsizlere, vatan hainlerine karşı yürüteceğiz Allah’ın izniyle. Bunu da herkes bilsin, mücadelemizden yılmayacağız…’’ diye haykıran Fıratlar olacak mıyız? Bütün bu ışığa rağmen kör numarası yapan gözlerin kör kurşunlarına hedef olacak binlerce Aybüke’miz var mı?

Pîrimiz Hz. Ali’nin ‘’Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.’’ sözünden yola çıkalım: Şehit edilen öğretmenlerimize borcumuzu ödemek için yüz yıllarca çalışsak yine de yetmeyecek değil mi? Onlar bizden; hürriyet için doğan, hürriyet için yaşayan, hürriyet için ölen nesiller olmamızı bekliyorlar. Bizden Aybüke olmamızı, Neşe olmamızı, Fırat olmamızı bekliyorlar. Peki biz olmak için ne bekliyoruz, daha ne olmasını bekliyoruz? Eğer beklemeye, günümüzü gün etmeye ve olup bitenlere karşı körebe oynamaya devam edersek ne olacak biliyor musunuz? Kürsüden seslenen yalancı beylerle birlikte aciz ölümlerimize dek esfel-i safilinde kalır ruhumuz. Çünkü onlar zaten ahsen-i takvim üzere göçüp gittiler… 

Aybüke Öğretmen gençliğinin baharında, henüz 22 yaşında, dünyaya gözlerini yummuş, al bayraklı tabutu ve başına örtmek nasip olmayan duvağı ile ebediyete uğurlanmış, memleketi Osmancık’a defnedilmiştir. Ardında yüzlerce öğrenci, acılı bir aile, öğretmenine sahip çıkamamış, teröre kurban vermiş bir Türk devleti ve yüreğimizi yaralayan türküler bırakmıştır.

Aybüke Öğretmen’imizin arkadaşı “Biri şarkı söylemesini istediğinde Mağusa Limanı’nı söylerdi, çok severdi.” demiştir. Bu yazıyı gül goncası, ay yüzlü öğretmenimizin en sevdiği türkü ile bitirmek isterim. Şehit öğretmenlerimize, daha öğretmen olmadan üniversite koridorlarında şehit edilen öğretmen adaylarına ve mesleğini hakkı ilen yapan, gönüllerinde nesil yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize selam olsun. Nice Aybükelere, Necmettinlere, Neşelere, Fıratlara… 

Bıraktıkları emanete sahip çıkabilme temennisi ve nicesini yetiştirme umudu ile şehitlerimizin ruhları şâd, mekânları cennet olsun… 

Mağusa Limanı limandır, liman, 

Beni öldürenlerde yoktur din, iman.  

Uyan Ali’m uyan, uyanmaz oldun,

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun. 

KAYNAKÇA 

1) Yeni Şafak, Tabuta Sığmayanlar: Şenay Aybüke Yalçın, 80. Bölüm, 2019, https://www.youtube.com/watch?v=Ybeb4xcPAXw, Erişim Tarihi: 14.12.2025

2) Şenay Aybüke Yalçın, ÖğretmenİZ Dergisi, MEB. Sayı:4, Eylül 2024.

3) Sözcü Gazetesi, Şehit Öğretmen Aybüke Yalçın Unutulmadı, 9 Haziran 2020. https://www.sozcu.com.tr/sehit-ogretmen-aybuke-yalcin-unutulmadi-wp5864352, Erişim Tarihi: 14.12.2025

4) Anadolu Ajansı, Şehadetinin Üzerinden 8 Yıl Geçen Aybüke Öğretmen Anılıyor, 10 Haziran 2025. https://www.aa.com.tr/tr/yasam/sehadetinin-uzerinden-8-yil-gecen-aybuke-ogretmen-aniliyor/3592069#, Erişim Tarihi: 14.12.2025

5) Altınalana, A. (2024). Cumhuriyet Döneminde Şehit Edilen Öğretmenlerin Ruhsal Liderlik Rolü Üzerine Bir Değerlendirme. Uluslararası Liderlik Çalışmaları Dergisi: Kuram ve Uygulama, 7(2), 66-88

Bu yazı ne kadar faydalıydı?

Puan vermek için bir yıldıza tıklayın!

Ortalama puan 5 / 5. Oy sayısı: 1

Henüz oy yok! Bu yazıyı ilk siz değerlendirin.

Bu yazıyı faydalı bulduysanız...

Bizi sosyal medyada takip edin!

Bu yazının sizin için faydalı olmamasından dolayı üzgünüz!

Tell us how we can improve this post?

Yorum bırakın