MEHMED EMİN RESULZADE’NİN GÖZÜNDEN İRAN İNKILABI

0
(0)
MEHMED EMİN RESULZADE’NİN GÖZÜNDEN İRAN İNKILABISenan Kazımoğlu

Bu yazının kaleme alındığı günlerde dünya gündemini en çok meşgul eden haberlerin başında hiç şüphesiz İran geliyordu. İran’da 2025 yılı Aralık ayı sonunda başlayan sokak gösterileri kısa sürede ülkenin birçok bölgesine yayılmıştı. İlk etapta ekonomik kaygılarla başlayan bu gösterilere ABD ve İsrail’in sokağa açık destek vermesi, meseleyi küresel bir boyuta taşıdı.

İran’da rejim değişikliği tartışmaları yapılırken, özellikle Batı medyasının parlatmaya çalıştığı ve batı tarafından desteklenen bir isim öne çıkarılmaktadır. Bu kişi, 1925 yılında Kacarları[1] devirerek İran’da Pehlevi Hanedanı’nı kuran Rıza Şah Pehlevi’nin torunu; 1979 İslam Devrimi ile devrilerek ülkeden kaçan Muhammed Rıza Şah Pehlevi’nin oğlu olan Rıza Pehlevi’dir.

İran’ın karmaşık etnik yapıya sahip olması ve her grubun farklı amaçlar taşımasına rağmen, özellikle Farsların bir kısmının Rıza Pehlevi’yi desteklemesi dikkat çekicidir. Bizim ele alacağımız konu ise Azerbaycan Devleti’nin kurucusu Mehmed Emin Resulzade’nin, 1925 yılında Türk Kacar Hanedanlığı’nın devrilerek İran’da Pehlevi Hanedanı’nın kurulmasına ve İran’daki inkılap meselesine bakışıdır.

Resulzade’nin bu konudaki görüşleri, Halk gazetesinde yaklaşık yirmi gün arayla yayımlanan iki yazısında açıkça görülmektedir. Bu yazılar, bugüne ışık tütması açısından özellikle dikkat çekicidir. Sözü uzatmadan konuya geçelim.

Mehmed Emin Resulzade’nin ilk yazısı, “İran’daki Tebeddülat (Değişim) ve İran Türkleri” başlığını taşımaktadır. Bu yazıda Resulzade, İran’da Kacar Hanedanı’nın devrilerek yerine Pehlevi yönetiminin getirilmesini ele alır. Yazıyı üç ana başlık altında inceler: Rıza Pehlevi’nin muhtemel şah oluşu, İran’da millet kavramının henüz teşekkül etmemiş olması ve iktidarın Kacarlardan Rıza Pehlevi’ye geçiş sürecinde konar-göçer Türklerle şehirli Türkler arasındaki düşünce ayrılıkları.

Yazının giriş bölümünde Resulzade, Pehlevi’nin yeni İran şahı ilan edildiğine dair haberlerin yayıldığını, ancak daha sonra kendisinin şah değil geçici hükümet reisi olacağının söylendiğini belirtir. Buna rağmen Resulzade, henüz resmen ilan edilmemiş olsa da Rıza Pehlevi’nin yeni şah olacağını öngörerek şu tespitte bulunur:

“İran’daki inkılabın yalnız bir sülale tebeddülünden (değişimden) ibaret kalacağını tahmin edebiliriz.”

Resulzade ayrıca, önceki yıllarda cumhuriyet sloganlarıyla Kacarlara karşı ayaklanan kesimlerin bu kez farklı bir söylemle ortaya çıktıklarını ve “Cengiz ve Moğol neslinden gelen yabancı bir sülaleyi mukaddes Pişdadiyan (İran Hanedanlığı) tahtından düşürmeye” muvaffak olduklarını ifade eder. Ancak burada kullanılan bu ifadenin, bizzat Tebriz’de faaliyet gösteren Azerbaycan Millî Uyanış Komisyonu tarafından yayımlanan bir bildiriden alındığını özellikle vurgular.

Resulzade’ye göre bunun iki temel sebebi vardır. Birincisi, şehir hayatında yaşayan ve özellikle burjuva kesime mensup olanların fikir dünyasını, yaşadıkları toplumun düşünce yapısı ve tarihsel hedeflerinin şekillendirmesidir. Nüfusunun büyük çoğunluğunu Türklerin oluşturmasına rağmen, Türk aydınlarının zamanla duygusal ve kültürel olarak Farslaşmış olduklarını belirtir.

Resulzade’nin dikkat çektiği bir diğer husus ise, aslen Türk olan Tebriz’in Türk bir hanedan yerine Pehlevi’yi tercih etmesinin sebebinin ırkî değil, tamamen toplumsal ve sınıfsal nedenler olduğudur. Kacar Hanedanı’nı destekleyen yerel feodal unsurlara karşı, ticaretle uğraşan Tebriz burjuvazisinin Pehlevi tarafında yer alması Resulzade’ye göre son derece doğaldır.

Bunun yanında Resulzade’nin de aktardığına göre, Pehlevi Farsları kendi yanına çekmek için “İran tahtında yabancı oturamaz!” propagandasını kullansa da özellikle şehirli Türkler arasında millî bilincin yeterince oturmadığı açıkça görülmektedir. İran’ın çeşitli büyük şehirlerinden Pehlevi’ye gönderilen bildirilerde, Pehlevi’nin tahta çıkması istenirken bu talepler “İran Milleti”, “Kazvin Milleti”, “Tahran Milleti” gibi ifadelerle dile getirilmiştir.

Resulzade burada kullanılan “millet” kelimesinin, İran kamuoyunda çoğu zaman ırk anlamından ziyade ahali veya toplum manasında kullanıldığını belirtir. Bunun sebebini ise İran’da milletleşme sürecinin henüz tamamlanmamış olmasına ve toplum içerisinde feodal yapıların hâlâ güçlü olmasına bağlar.

Bu nedenlerle Resulzade, İran’daki konar-göçer Türk unsurların Kacar Hanedanı’nı desteklemesine karşılık; şehirli Türklerin, kendi ırkından olmamasına rağmen, sınıfsal çıkarlarına hizmet edeceğini düşündükleri Pehlevi’yi desteklediklerini ifade eder.

Resulzade, yazısının sonunda bu değişimin İran için gerçek bir fayda sağlayacağına şüpheyle yaklaşır. Zira Resulzade’ye göre demokrasi, şahısların değişmesi ile değil, sistemin değişmesiyle mümkündür. Nitekim zaman, bu tespitte Resulzade’yi haklı çıkarmıştır.

Resulzade’nin İran inkılabı konusundaki bir diğer yazısı ise “Neden Türkiye Cumhuriyet Oldu da İran Olamadı?” başlığıyla yayımlanmıştır. Önceki yazının devamı mahiyetindeki bu metinde Resulzade, ilk olarak İran’daki Meşrutiyet Hareketi ile Türkiye’dekini karşılaştırır ve olayların birbirine yakın tarihlerde meydana geldiğini ifade eder.

Ancak Resulzade’ye göre Türkiye, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Sevr Antlaşması’nı reddederek, güçlü bir lider etrafında birleşmiş; topyekûn bir mücadele vererek büyük bir zafer kazanmıştır. Ayrıca bu mücadelenin yalnızca dış düşmana karşı değil, ülkeyi çöküşün eşiğine getiren iç unsurlara karşı da verildiğini ve bu sayede Cumhuriyet’in kurulduğunu belirtir.

Türkiye’nin bu başarısının bölgede büyük yankı uyandırdığını ifade eden Resulzade, bu etkinin İran’da da hissedildiğini; ancak İran’daki toplumsal yapının Türkiye’den çok farklı olması nedeniyle İran’daki inkılabın yalnızca bir hanedan değişikliğiyle sınırlı kaldığını vurgular. Nitekim İran’da yaşanan süreç, Kacar Şahlığı’nın Pehlevi Şahlığı ile yer değiştirmesinden öteye geçememiştir.

Resulzade’ye göre bunun temel sebebi İran’daki güçlü feodal yapıdır. Türkiye’de İran’daki kadar güçlü bir feodal düzen bulunmadığını belirten Resulzade, yalnızca Doğu Anadolu’da bu tür yapıların mevcut olduğunu ve Cumhuriyet’e karşı en büyük muhalefetin de bu bölgelerden çıktığını ifade eder.

Bunun yanı sıra Resulzade, Türkiye’de Cumhuriyet’in kurulmasını güçlü bir merkezi yapıya ve düzenli bir ordu sistemine bağlar. Devleti yöneten askerî kadroların Cumhuriyet ilkelerine bağlı olduğunu, hatta devrimden önce dahi bu değerleri benimsediklerini vurgular. Buna karşılık İran’da, daha önce de belirtildiği gibi, feodal yapıların hâlâ son derece güçlü olduğu ifade edilir.

Bu feodal yapılar yalnızca toprak ağalarıyla sınırlı değildir; aynı zamanda güçlü bir dinî otoriteyi de bünyesinde barındırmaktadır. Resulzade’ye göre bu dinî otorite öylesine güçlüdür ki, yalnızca Rıza Şah değil, özgürlük ve cumhuriyet taraftarları da bu yapılarla hesaplaşmak zorundadır.

Her ne kadar Rıza Şah güçlü bir ordu ve burjuvazi oluştursa da iktidarı ele geçirdiğinde feodal yapılarla uzlaşmayı tercih etmiş; Cumhuriyet’i ilan etmek yerine kendi hanedanlığını tesis etmiştir.

Resulzade yazısını şu tespitle tamamlar: Türkiye’de saltanatı ayakta tutan güçlü bir feodal sınıf bulunmadığı için Cumhuriyet ilan edilebilmiş; İran’da ise toplumsal yapı buna elverişli olmadığı için inkılap yalnızca bir hanedan değişikliğiyle sonuçlanmıştır.

Bu tespitlerin üzerinden yüz yıl geçti. Tebriz ve Güney Azerbaycan Türkleri arasında, Resulzade’nin işaret ettiğinin aksine, bugün millî bilincin büyük ölçüde yerleşmiş olduğunu görmek mümkündür. Ancak İran devleti genelinde Resulzade’nin yüz yıl önce dile getirdiği sorunların hâlâ geçerliliğini koruduğu da açıkça ortadadır. Geleceğin neler getireceğini ise hep birlikte yaşayarak göreceğiz.


[1] Her ne kadar bu hanedanın ismi Türkiye’de “Kaçar” olarak yazılsa da biz bunu doğru yazılışının aslına sadık kalınarak “Kacar” şeklinde olmasını uyun buluyoruz.

Bu yazı ne kadar faydalıydı?

Puan vermek için bir yıldıza tıklayın!

Ortalama puan 0 / 5. Oy sayısı: 0

Henüz oy yok! Bu yazıyı ilk siz değerlendirin.

Bu yazıyı faydalı bulduysanız...

Bizi sosyal medyada takip edin!

Bu yazının sizin için faydalı olmamasından dolayı üzgünüz!

Tell us how we can improve this post?

Yorum bırakın