KIRKLAR CEMİ: ALEVİ İNANÇ SİSTEMİNDE MİT, İBADET VE İÇTİMAİ TEŞKİLATLANMA – 2

0
(0)
KIRKLAR CEMİ: ALEVİ İNANÇ SİSTEMİNDE MİT, İBADET VE İÇTİMAİ TEŞKİLATLANMA – 2Muharrem Turgut

On İki Hizmet ve Sembolik Yapı

Alevi-Bektaşî inanç geleneğinde cem erkânı, On İki Hizmet üzerine kuruludur ve bu hizmetler yerine getirilmeden cem tamamlanmış kabul edilmez. On İki Hizmet, yalnızca ritüelin işleyişini sağlayan görevler bütünü değil Alevi inanç sisteminin teolojik, ahlaki ve sembolik yapısını görünür kılan kurucu unsurlardır. Her bir hizmet, hem On İki İmam’ı temsilen dinî bir anlam taşır hem de Kırklar Meclisi’nde icra edildiğine inanılan hizmetlerin günümüzdeki sembolik devamı olarak kabul edilir. Bu yönüyle On İki Hizmet, geçmişle bugün arasında süreklilik sağlayan ritüel bir bağ niteliği taşımaktadır.

Cem erkânında yerine getirilen bu hizmetler şunlardır: Pir/Dede, Rehber, Gözcü, Çerağcı, Zakir, Süpürgeci, Meydancı, Niyazcı, İbrikçi, Kapıcı, Peyikçi ve Sakacı. Bu görevlerin her biri, cem meydanının düzenini ve manevî atmosferini tesis etmeye yöneliktir. Pir ya da dede, erkânın yürütücüsü ve yolun temsilcisidir; rehber, taliplerin yol bilgisiyle donatılmasını sağlar; gözcü, meydanın düzenini ve erkânın usulüne uygun icrasını gözetir. Bu yapı, cem erkânının başıboş bir toplanma değil, belirli bir erkân ve disiplin içinde icra edilen kutsal bir düzen olduğunu göstermektedir.

On İki Hizmet’in sembolik anlamları, cem erkânının derinlikli yapısını daha da belirgin hâle getirir. Çerağın uyandırılması, ilahi nurun ve hakikatin cem meydanında tecelli edişini simgeler. Çerağ, yalnızca fiziksel bir ışık kaynağı değil Hakk’ın nurunun, bilginin ve idrakin sembolüdür. Zakir tarafından icra edilen nefesler ve deyişler, sözlü geleneğin cem meydanında canlı tutulmasını sağlar; bu yönüyle zakir, hem hafıza hem de irfan taşıyıcısıdır. Süpürgeci ve meydancı, yalnızca mekânı değil sembolik olarak gönülleri ve meydanı arındırma görevini üstlenirler.

Cem erkânının en dikkat çekici unsurlarından biri olan semah, On İki Hizmet’in anlam dünyasını tamamlayan sembolik bir ritüeldir. Semah dönüşü, kozmik devranı; yani evrendeki süreklilik, döngüsellik ve birlik fikrini temsil eder. Eski Türklerin evren tasavvurunun bir tezahürünü semahta görmüş oluruz. Canların birlikte ve uyum içinde dönmesi, bireysel varoluşun cem içinde anlam kazandığını ve tevhidin bedensel bir ifade biçimine dönüştüğünü gösterir. Bu yönüyle semah, Alevilikte inancın yalnızca sözle değil, bedenle ve hareketle de ifade edildiğini ortaya koymaktadır.

Lokma paylaşımı ise On İki Hizmet’in içtimai boyutunu en açık biçimde yansıtan uygulamalardan biridir. Lokma, cem meydanında eşitlik ve rızalık esasına göre paylaştırılır; kimseye ayrıcalık tanınmaz. Bu paylaşım, Alevi topluluklarında dayanışma ve kardeşliğin somutlaşmış hâlidir. Lokmanın rızasız yenmemesi, cem erkânının ahlaki temelini oluşturur ve cem meydanının yalnızca ibadet alanı değil aynı zamanda içtimai adaletin sembolik sahnesi olduğunu gösterir.

Sonuç olarak On İki Hizmet, cem erkânını ayakta tutan teknik görevler olmanın ötesinde, Alevi inanç sisteminin sembolik dilini oluşturan temel yapı taşlarıdır. Bu hizmetler aracılığıyla Kırklar Meclisi anlatısı her cem erkânında yeniden canlanmakta; tevhit, rızalık ve eşitlik ilkeleri yeniden üretilmektedir. Böylece cem erkânı, geçmişin kutsal anlatılarını bugünün içtimai ve ahlaki pratiğiyle buluşturan canlı bir inanç alanı olarak varlığını sürdürmekte ve bir düzen var etmektedir.

Cem İbadetinin Sosyolojik İşlevi

Kırklar Cemi anlatısının en mühim yönlerinden biri, Alevi topluluklarında yalnızca dinî bir referans noktası değil aynı zamanda içtimai teşkilatlanmanın modeli olarak işlev görmesidir. Cem erkânı, inanç ile sosyal hayat arasındaki sınırları ortadan kaldıran bir yapıya sahiptir. Bu yönüyle cem, bireyin yalnızca Tanrı ile ilişkisini düzenleyen bir ibadet biçimi değil topluluğun kendi iç düzenini, ahlaki sınırlarını ve birlik bilincini tesis eden kurucu bir mekanizma olarak karşımıza çıkar.

Cem meydanı, Alevi topluluklarında çok yönlü bir işlev üstlenir. Bu meydan; küskünlerin barıştırıldığı, içtimai problemlerin çözüldüğü, ahlaki denetimin sağlandığı ve ikrarın sınandığı bir uzlaşı alanıdır. Ceme dargın girilememesi, rızalık alınmadan erkânın başlatılamaması, bireyin yalnızca kendi vicdanına değil; topluluğun ortak vicdanına karşı da sorumlu olduğunu gösterir. Bu durum, cem ritüelinin soyut bir ibadet anlayışından ziyade, somut ve işlevsel bir toplum düzeni kurma amacı taşıdığını ortaya koymaktadır.

Bu sosyolojik yapı, aynı zamanda Türk milletinin tarihi olarak güçlü olan teşkilatçı karakteriyle doğrudan ilişkilidir. Türk toplulukları, tarih boyunca yalnızca devlet kurma yeteneğiyle değil aynı zamanda küçük ölçekli topluluklar içinde dahi düzen, hiyerarşi ve iş bölümü oluşturma becerisiyle dikkat çekmiştir. Boy teşkilatı, oba düzeni, toy ve kurultay geleneği, Türklerin sosyal hayatı rastlantıya bırakmayan bir anlayış geliştirdiğini göstermektedir. Cem erkânı ve Kırklar Cemi anlatısı da bu teşkilatçı zihniyetin, inanç alanındaki yansıması olarak değerlendirilebilir.

Cem erkânındaki görev dağılımı ve On İki Hizmet sistemi, bu teşkilatçı yapının açık bir göstergesidir. Her canın bir görevi vardır; erkân başıboş değildir, herkes yerini, sorumluluğunu ve haddini bilir. Bu yapı, bireyi pasif hâle getiren bir otorite anlayışından ziyade sorumluluk temelinde işleyen kolektif bir düzen ortaya koyar. Cem meydanında herkes eşittir ancak bu eşitlik düzensizlik anlamına gelmez. Aksine eşitlik, görev bilinci ve rıza temelinde kurulan bir düzenle tamamlanır. Bu anlayış, Türk içtimai yapısının tarihi sürekliliği açısından dikkat çekici bir örnek teşkil etmektedir.

Cem ibadetinin sosyolojik işlevi, bireyi topluluk içinde yok eden değil topluluk içinde anlamlandıran bir yapı kurmasıyla daha da belirginleşir. Alevilikte birey, cem içinde kimliğin kaybetmez; aksine ikrarıyla, duruşuyla ve ahlaki sorumluluğuyla görünür hâle gelir. Cem meydanı, bireyin hem kendisiyle hem de toplumla yüzleştiği bir ahlak sahnesidir. Bu yönüyle cem, modern anlamda bir “sosyal kontrol” mekanizmasından çok, gönüllülük ve rızalık esasına dayanan bir toplumsal denge sistemi olarak işlev görür.

Sonuç olarak cem ritüeli, Alevi topluluklarında dinî hayatın merkezinde yer almakla birlikte, Türk milletinin tarihî teşkilatçı yönünü yansıtan güçlü bir sosyolojik yapı sunmaktadır. Kırklar Cemi anlatısıyla beslenen bu erkân, içtimai birlikteliği, ahlaki düzeni ve kolektif sorumluluk bilincini canlı tutan bir mekanizma olarak işlev görmektedir. Bu yönüyle cem, yalnızca bir ibadet alanı değil Türk-İslam irfan geleneği içinde şekillenmiş, toplum kurucu bir değerler sistemi olarak değerlendirilmeyi hak etmektedir.

Sonuç

Bu çalışma, Alevi inanç sisteminin merkezî anlatılarından biri olan Kırklar Cemi’ni; mitolojik, ritüel ve içtimai boyutlarıyla ele alarak bu anlatının yalnızca inançla ilgili bir sembol değil aynı zamanda içtimai düzen kurucu bir model olduğunu ortaya koymayı amaçlamıştır. İnceleme sonucunda görülmüştür ki Kırklar Cemi, Alevilikte cem erkânının meşruiyet kaynağı olmasının ötesinde, Türk-İslam irfanının tarihi sürekliliğini ve Türk milletinin teşkilatçı karakterini yansıtan kurucu bir bilinç alanı oluşturmaktadır.

Kırklar Cemi anlatısı, tarihî bir olayın birebir aktarımından ziyade Alevi inanç sisteminin temel ilkelerini sembolik bir dil aracılığıyla görünür kılan kurucu bir mit niteliği taşımaktadır. Bu mit, tevhidi yalnızca metafizik bir ilke olarak değil içtimai birlik, eşitlik ve rızalık temelinde örgütlenen bir hayat anlayışı olarak sunmaktadır. “Bir can kırk beden” öğretisi, bireysel varoluşun cem içinde anlam kazandığı, benliğin ise içtimai sorumluluk bilinciyle terbiye edildiği bir dünya görüşünü yansıtmaktadır.

Bu yönüyle Kırklar Cemi, Türk düşünce geleneğinde kadimden beri var olan kolektif bilinç, dayanışma ve ortak irade anlayışıyla doğrudan ilişkilidir. Türk milletinin tarih boyunca toy, kurultay ve oba düzeni etrafında şekillenen içtimai teşkilatlanma tecrübesi; Alevi cem erkânında ve Kırklar Meclisi anlatısında inanç düzleminde yeniden anlam kazanmıştır. Cem meydanı, tıpkı eski Türk toylarında olduğu gibi bireylerin eşit söz hakkına sahip olduğu, rızalığın esas alındığı ve içtimai barışın tesis edildiği bir uzlaşı alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Cem erkânının On İki Hizmet sistemi etrafında düzenlenmiş olması, bu teşkilatçı zihniyetin en açık göstergelerinden biridir. Her hizmetin belirli bir sorumluluk alanına sahip olması, cem meydanında düzenin ve ahengin korunmasını sağlamaktadır. Bu yapı, eşitlik ile disiplini, özgürlük ile sorumluluğu aynı potada eriten bir içtimai düzen anlayışını yansıtır. Türk milletinin tarihî tecrübesinde görülen “herkesin vazifeli olduğu ama kimsenin imtiyazlı olmadığı” adaletli anlayış, cem erkânında sembolik ve ritüel bir forma bürünmüştür.

Kırklar Cemi anlatısının Türk tasavvuf geleneğiyle kurduğu bağ da bu çalışmanın önemli bulguları arasındadır. Orta Asya Türk inanç dünyasında kam eşliğinde icra edilen ibadet erkân erkânları ile cem erkânı arasındaki benzerlikler, Aleviliğin Anadolu’da ortaya çıkmış kopuk bir yapı olmadığını; aksine Türkistan’dan taşınan irfan ve inanç birikiminin İslamî çerçevede yeniden yorumlanmış bir devamı olduğunu göstermektedir. Bu süreklilik, Ahmed Yesevi irfanı ile başlayan ve Anadolu’da Hacı Bektaş Veli etrafında teşekkül eden Türk tasavvuf anlayışının, Alevilikte cem erkânı ve Kırklar Cemi anlatısı aracılığıyla canlı tutulduğunu ortaya koymaktadır.

Sosyolojik açıdan değerlendirildiğinde cem ibadeti, bireyi topluluk içinde silikleştiren değil topluluk içinde sorumluluk ve ahlak bilinciyle donatan bir yapı sunmaktadır. Cem meydanı, yazılı hukuktan ziyade ahlaki töreye dayalı bir içtimai denetim alanıdır. Bu durum, Türk milletinin tarihî olarak hukuk ve düzeni yalnızca formel kurallarla değil töre, ahlak ve rıza temelinde tesis etme eğiliminin Alevi inanç pratiğindeki yansımasıdır. Kırklar Cemi anlatısı, bu töre bilincinin kutsal bir sembol hâline gelmiş biçimi olarak işlev görmektedir.

Sonuç olarak Kırklar Cemi, Alevilikte yalnızca geçmişte yaşandığına inanılan bir menkıbenin hatırası değil her cem erkânında yeniden üretilen, yaşayan ve toplumsal birlikteliği pekiştiren kurucu bir anlatıdır. Bu anlatı, Türk milletinin teşkilatçı ruhunu, eşitlikçi ahlak anlayışını ve kolektif sorumluluk bilincini inanç düzleminde yeniden inşa etmektedir. Kırklar Cemi’nin doğru biçimde kavranması, Aleviliğin yalnızca bir inanç sistemi olarak değil Türk-İslam irfanı içinde şekillenmiş, toplum kurucu ve düzen üretici bir değerler bütünü olarak anlaşılmasına önemli katkılar sunmaktadır.

KAYNAKÇA

(1)Coşkun, Gamze. Alevilikte Cem Ve Semah’ın Kaynağı Olarak Görülen Miraç Hadisesi Ve Kırklar Cemi. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi,  103.

(2)Rençber Fevzi, Alevi Geleneğinde “Cem Evinin” Tarihsel Kökeni, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, Şubat 2012.

(3)İmam Cafer-i Sadık.  Buyruk (S. Aytekin, Haz.). Gözden Geçirilmiş Baskı. Kapı Yayınları, 2012.

(4)Sezgin Abdülkadir, ​Alevilik Deyince, Burak Yayınları, 2001

Bu yazı ne kadar faydalıydı?

Puan vermek için bir yıldıza tıklayın!

Ortalama puan 0 / 5. Oy sayısı: 0

Henüz oy yok! Bu yazıyı ilk siz değerlendirin.

Bu yazıyı faydalı bulduysanız...

Bizi sosyal medyada takip edin!

Bu yazının sizin için faydalı olmamasından dolayı üzgünüz!

Tell us how we can improve this post?

Yorum bırakın