EGEMENLİĞİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ VE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ
Giriş Günlük iletişimin girdabında yüzlerce farklı kavramı içerisinde barındıran binlerce cümleyi yutuyoruz. Özellikle Türkiye gibi dert zenginliği kendinden menkul bir […]
Giriş Günlük iletişimin girdabında yüzlerce farklı kavramı içerisinde barındıran binlerce cümleyi yutuyoruz. Özellikle Türkiye gibi dert zenginliği kendinden menkul bir […]
Serimizin önceki yazılarında metodun yalnızca gayeden uygulamaya gidişte değil tarifleri ve mefhumları oluştururken de kullanıldığını zikretmiştik. Bu hatırlatmanın üzerine, kabullerin
Kavramlar inceleme altına alınmadığı takdirde bazı yumuşatılmış açıklamalar, bazı mahiyeti anlaşılamayan sloganlar yüzünden masumlaşabiliyor ve zihinlerde o şekliyle yer edebiliyor.
Türk milliyetçiliği hem bir ideoloji hem de bir tutumdur. Tarihin ve kültürün yorumu olması itibarıyla Türk milliyetçiliği bir dünya görüşüdür.
Kıymetli Kardeşim Memo(Mehmet)… Bu mektubu senin şahsında bütün, Memo, Hasso, Hüsso, Yussu’lara yazıyorum. Eminim beni en iyi sen anlarsın. Gerçi
Ey Türkler! Vatanınıza ve devletinize sahip çıkınız! Çünkü Ey Türkler, vatanınız ve devletiniz elinizden çıkma çizgisinde; ağır-ağır, usul-usul, yavaş-yavaş, ceste-ceste!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörle ve teröristle müzakere edilmeyeceğini ancak mücadele edileceğini önce kendi yurttaşlarına, sonra ise bütün dünyaya pek çok
“Aslında, felsefede, Platon’dan bu yana bilinmektedir ki düşünmek ve konuşmak bir aynı şeydir ama öyle anlaşılıyor ki ‘Türkiyeliler’ bundan müstağnî
“Kişi kavmini sevmekle kınanamaz.” (Hadis-i Şerif) Giriş Mensubu olmaktan dolayı ne kadar şükretsek az kalacak kutlu Türk milletinin aziz evlatları,
Türk milliyetçiliği, her ne kadar son senelere nazaran hareketli ve yaygın görünüyorsa da henüz tatmin edici olmaktan uzaktır. Zira, büyük
Liderin Dönüşü Türkeş, 1944’te haksız yere tutuklandı. Türkçü – Turancı kimliğiyle, CHP’nin mağdur ettiği milliyetçi – muhafazakâr büyük bir kitlenin
Giriş Siyasal partilerin kuruluş kökenine ilişkin yapılan teorik çalışmalar, olgunun modernliğine dikkat çekmektedirler. XVIII. yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan Sanayi
Dünyada acı-tatlı didişme, sürtüşme, iyi-kötü macera, mücadele devam edip gidiyor. Türkiye çalkalanıp duruyor. Biz de araştırma, anlamaya çalışma, hatırlatma, çözüm
[1]Günümüzde yani din ve ubûdiyetten ziyade cins ve milliyetin hüküm sürdüğü böyle bir çağda, insan kendi soy ve milletini tanımaması,
“68 kuşağı”, “1980 öncesi” diye başlayan konuşmaları duyan gençler soruyorlar: “1980 öncesinde neler oldu?” 1960-1980 arasında yaşananlar, o tarihlerde neler