GALİP ERDEM İLE SOHBET – 2
İnsan bazen sığınmak ister. Bir yere sığınmak, bir kişiye sığınmak, sığınmak işte. Daha fazla düşünmek istemez. Çünkü yeterince düşünmüştür ve […]
İnsan bazen sığınmak ister. Bir yere sığınmak, bir kişiye sığınmak, sığınmak işte. Daha fazla düşünmek istemez. Çünkü yeterince düşünmüştür ve […]
İstanbul Oy Kerkük, oy gardaşım, gözyaşını öksüz bıraktığım soydaşım… Sen ses ettin, duymadım mı? Kana boğuldun günlerce, ben yedim içtim
13.05.2024 Pazartesi Böyle olmamalıydı. Bu kadar acımamalıydı içim. Kendime bu kadar yabancılaşmamalıydım. Kendi içimde kendi ritmimi unutmamalıydım. İçimdeki o ahenkli
Gözlerimi açmakta zorlanıyorum. Uykumdan uyanasım hiç mi hiç yok. Onca sesi, telaşeyi, koşturmacayı idrak edemiyorum. Uyumam lazım. Ayşe teyzelerin oğlu
Kapkaranlık her yer. Suskun kuşlar, duvarlar daha soğuk. İçimde bir huzur, bir teslimiyet. Tabii bir de hasret. Sevgili anneciğim, sevgili
“İnsanın boğazının düğümlenmesinin ne demek olduğunu şimdi anlıyorum.” Sonunda, Mehmet sorulara bir cevap verebilmişti. Bu cevap karşısında bu kez susan
Gün ağarmış, sessiz bir feryadın melodisi her yanı sarmıştı. Güneş doğmaya utanmış, açan her bir çiçek solmaya yüz tutmuştu. Bir
“Kocaları sürülen, yavrularının karınları düşman süngüleriyle deşilen kadınların tâlihi! Ak sakallarından tutup sürüklenen ihtiyarların tâlihi! Cephelerde, bize söven, yüzümüze tüküren