GENÇ ÇİFTÇİMİZİN KİMLİK BUHRANI
Mesleğim gereği, ülkemin birkaç bölgesinde birçok köyü gezme fırsatım oldu. Bu sayede farklı köy yerleşimlerini görerek, farklı çiftçilik ve çiftçi […]
Mesleğim gereği, ülkemin birkaç bölgesinde birçok köyü gezme fırsatım oldu. Bu sayede farklı köy yerleşimlerini görerek, farklı çiftçilik ve çiftçi […]
Tarih gösterir ki yeryüzündeki milletler birbirleriyle rekabet eder,üstünlük kurmaya çalışır. Büyüklük düşüncesini taşıyan her millet devleti aracılığıyla kendi varlığını koruma
İslamiyetin anlaşılmasında ve yaşanmasında birikmiş bir hayli yanlışlık ve sorun, mevcut doğru ve güzelliklerden maalesef fazladır. Bunu her akıl ve
Millî dil, millî macera ve tecrübeyi yansıtan ve bünyesinde taşıyan çok zengin bir tarih hazinesidir ve başlı başına bir tarih
Durmuş Hocaoğlu bir dersinde öğrencilerine “Tanrı nedir?” diye sorar. Tatmin edici bir cevap gelemeyince “Tanrı’yı tam mükemmel manada tanımlayabilmek
İnsanı, kendi gayesi içinde bilmek ve kavramanın mümkün olduğunu ve fakat bunun, daha önce sözü edilen araştırma metotlarından biraz daha
Türkiye’dedemokrasinin iyi işlemesinin başlıca sebebi, kanaatime göre Garpmemleketlerinde olduğu gibi İçtimaî bünyenin tabiî bir gelişmesi neticesindemeydana gelmemiş olmasıdır. Umumiyetle Garp
Rumeli boşalıyordu. Beş yüz yıl Avrupa’ya bir koca nehir beşyüzüncü yılın sonunda terine akıyordu; sanki kabuğuna çekilen bir böcek gibiydi:
Cumhuriyeti anlamak ve önemini kavramak için, 29 Ekim 1923’e kadar, özellikle son iki yüz yılda neler yaşandığını, ülkemizi cumhuriyetin ilanına
‘’Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem.’’
Her şey gördüğüm bir cümleyle başladı: “ Dünyanın en korkak insanı, seven insandır.” Dikkatimi neden bu kadar çekti, bilmem; belki
“Medeniyetler para ile değil, ilimle, irfanla, imanla, ahlakla kurulurlar; medeniyetler parasızlıktan değil, ilimsizlik, irfansızlık, imansızlık, ahlaksızlıktan çökerler.” Başbuğ Alparslan