HEM ERENLER ÖLMEZ EFENDİM SÛRET DEĞİŞTİRİRLER
Târihte geçmişe doğru sürekli ilerlemek, belli bir süre sonra sizi arkeolojiye muhtaç hâle getirir. Klasik tâbirle konuşalım; ilk çağ öncesi […]
Târihte geçmişe doğru sürekli ilerlemek, belli bir süre sonra sizi arkeolojiye muhtaç hâle getirir. Klasik tâbirle konuşalım; ilk çağ öncesi […]
Batı kavram ve düşüncelerine biraz yakından bakan herkes, Antik Yunan felsefesinde o kavramın kırıntılarını bulur. Nobel ödüllü Fransız yazar André
Tarih deyince geçmişte yaşanan olayların zamanlandırılması aklımıza gelebilir, fakat tarih takvimsel bilgi anlamını taşımamaktadır. Geçmişteki olayların zamanlarını bilmek, eğer olayları
Şahsiyet bir ferdin kendi özelliklerinin, yeteneklerinin, tecrübelerinin, karakterlerinin; mensup olduğu milletin kültür unsurları ve inançlarıyla yoğrulup yaşama biçimine dönüşmesidir. Kültür
Kültür, bir milletin tarihsel gelişim süreci içerisinde nesillerden nesillere aktarılan, her türlü değer, yetenek, tecrübe, milli karakter, davranış, estetik, örf,
Millet oluşumu, insanoğlunun topluluklar oluşturması ve bu toplulukların kendi nesillerini meydana getirmesi ile başlar. Nesiller meydana getiren topluluklar ise süreklilik
Bu yazımız şahsiyet yazı dizimizin son basamağını teşkil etmektedir. Bu sebepten, önceki yazılarımızın hem bir özeti hem de Türk Milliyetçiliğinin
“Medeniyetler para ile değil, ilimle, irfanla, imanla, ahlakla kurulurlar; medeniyetler parasızlıktan değil, ilimsizlik, irfansızlık, imansızlık, ahlaksızlıktan çökerler.” Başbuğ Alparslan
İnsanlar vardır, gökteki yıldızlar gibi parlar. İnsanlar vardır çağlar ötesinden ilham alırlar. Onlar doğdukları zaman kimsenin bilmediği sırlar söylenmiştir kulaklarına.
Din kavramını açıklarken genellikle mensup olduğumuz dine göre tanımlamalar yapmaya çalışırız. Oysa din, sadece mensup olduğumuz dinle açıklanamamaktadır. Eğer biz
Zamanı aşma cehdi göstermiş neslime ve gösterme iradesi taşıyanlara ithafen… Geçmiş asırların gelecek asırlara bağlanacağı anları hayal edebiliyorsak, içimize gizlenmiş
Türkçemizin güzelliklerini anlatmaktan daha çok dillerin fert ve millet hayatındaki yerini bulmaya çalışacağımız bu yazımızda dili, konuştuğumuz kelimeler toplamı olarak
Türkçülük için 3 Mayıs 1944, yeni bir miladı işaret eder. Türkçülerin, kalabalıklar halinde birleştiği, yürüyüşler yaptığı ve başkaldırdığı bir miladı.
“Bir kahramanlık, kendini bekleyen tehlikelerin büyüklüğü ve çokluğu nispetinde kıymet kazanır. Kurtuluş ihtimallerinin sıfır veya sıfıra çok yakın olduğunu bilerek,