HEDEFLER VE MEFKÛRELER
Dün gene meçhul filozofla beraberdim. Elinde bir gazete vardı. Dedi ki: -Bazı kimseler, hâlâ “hedef”le “mefkûre”nin ayrı ayrı şeyler olduğunu
Dün gene meçhul filozofla beraberdim. Elinde bir gazete vardı. Dedi ki: -Bazı kimseler, hâlâ “hedef”le “mefkûre”nin ayrı ayrı şeyler olduğunu
Dün, yine meçhul filozofla konuştuk. Ona sordum: Bazı kimseler ecnebi sermayesinin memleketimize girmesinden sakınıyorlar. Bu hususta fikriniz nedir? Şu yolda
Nüfus faktörü denilince, nüfusun gerek hacimce, gerek yoğunlukça azalması veya artması ile ilgili hareketler aklımıza gelmelidir. Sosyal ve ekonomik hayattaki
İstanbul Üniversitesi’nin felsefe imtihanlarında çok düşük netice alınmış ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tahkikata başlanmış. Bazı iddialara göre felsefe şubesinin
Ekonomi, sosyal bir faaliyettir. Her sosyal faaliyet gibi, ister istemez, o da bir coğrafya parçası üzerinde cereyan etmek zorundadır. Bu
Bir fikir adamı ve inkılapçı için en büyük talihsizlik, öldükten sonra kendisini devam ettirecek hayırlı haleflerin bulunmamasıdır. O zaman, çığır
Dün yine meçhul filozofla beraberdik. “Bizde bir halı meselesi var. Buna dair mütalaanızı söyler misiniz?” diye sordum. Şu yolda cevap
Cumhuriyet gazetesi, (88), Salı, 3 Muharrem 1342/5 Ağustos 1340/ 1924, s. 2 Dün meçhul filozof şöyle diyordu: Avrupalı Türkiyatçılar, eski
İnsanı ve insan gruplarını sömürücü olmaktan kurtarmak için elimizde bulunan en önemli koz, hiç şüphesiz eğitimdir. Fertlerin ve kitlelerin bu
Dün meçhul filozofla yine beraberdik. Bu suretle söze başladı: – Cumhuriyet, siyasî teşkilatların en mütekâmilidir (gelişmişidir); binaenaleyh, en mütaahhiridir (en
[1]Bizim milliyetçiliğimiz mensup olduğumuz millete bağlılığı, sevgiyi ifade ettiği kadar, milletin yalnız bir realite değil, büyük bir zaruret olması keyfiyetini
Refik Halid’in bir hikâyesinin kahramanı Agâh Bey’in Ülkücülüğü, çevresinin yarattığı rahatlık ve zevk ortamında eriyip gider. Ülkücü bütün Türkiye’de dev
Esefle itiraf edelim ki insanlık âlemini ve ilişkilerini incelediğimiz zaman, kazanılmış hakların yanında gasp edilmiş haklara şerefle temsil edilen makam
Dün meçhul Filozof, galeyanlıydı. Coşkun bir lisanla şu sözleri söyledi: – Milletler Cemiyeti, bu, bir gün olacak. Fakat bugün henüz
Tasvir-i Efkâr, 5 Ekim 1943 Üniversite profesörleri dışarıda yazıhane ve muayenehane açamayacaklar ancak konsültasyon yapacaklarmış. Bunlardan doktor olanların hususî hastanelerde