EĞİTİMDE FIRSAT VE İMKÂN EŞİTLİĞİ
İlim, insanların eşit bedenî ve rûhî güçlere sâhip olmadığını ortaya koymuştur. İnsanlar arasında fizik ve psikolojik güçler ve kâbiliyetler bakımından
İlim, insanların eşit bedenî ve rûhî güçlere sâhip olmadığını ortaya koymuştur. İnsanlar arasında fizik ve psikolojik güçler ve kâbiliyetler bakımından
Dünyada ve Türkiye’de genç şöhret kıtlığı var. Birinci Dünya Harbi’nden sonra isimleri bir duman gibi her tarafa yayılan filozof, ilim
Ankara Üniversitesinde gençliğin “sağcılar, solcular, çaycılar” diye üçe bölündüğünü, çaycıların sağ veya sol hiçbir ideale bağlı olmadıklarını, kız arkadaşlarıyla dans,
Eğitim bir içtimai vakıa olarak cemiyet hayatında plansız ve sistemsiz bir tarzda cereyan eder. Yaygın eğitim olarak adlandırılan bu durumun,
Genç bir hikâyecimiz, bana, gençliğin bugün geçirmekte olduğu inanma buhranı karşısındaki endîşelerini çınlattı: – Ne için yaşadıklarını bilmeyen arkadaşlarım var,
Eğitim ferdi, maddi ve mânevî yönleri ile kavramalıdır. Eğitim görmüş kimseler, görmeyenlere nazaran hem bedenen hem ruhen daha mükemmel olmalıdırlar.
Selâhiyetim olsaydı, her sene üniversitenin ve yüksek mekteplerin son sınıf mezunlarını bir araya toplar, onlara şu fikirleri kabul ettirmeye çalışırdım:
Eğitim, hem ferdi hem de cemiyeti ilgilendiren bir meseledir. Eğitimden, hem fertler hem de cemiyetler bazı şeyler beklerler. Fertler, kaabiliyet
Sosyal hayat bir bütündür. Ekonomik, sosyal, kültürel ve politik hayat iç içe cereyan eder. Bunlar, birbirinden bağımsız faaliyetler değildir. Böyle
İdealsiz cemiyetlerde, ihtiyar, yatalak, uyuşuk, mıymıntı cemiyetlerde gençlik, dâvâsız ve teşkîlâtsız bir parazit sürüsüdür. Bütün ateş çağı, dinamizm ve kahramanlık
Eğitim, yalnız sosyal ve ekonomik hayatın gelişmesinde rol oynamaz. Belki eğitimin en önemli işi, millî kültürü geliştirerek genç nesillere aktarmasıdır.
HER MİLLET ordusuna güvenir ve onunla iftihar eder. Çünkü hür ve müstakil yaşamayı sağlayan, dışta istiklâle kasdedenlere karşı vatan bütünlüğünü,
Geçen harbin sonundan bugüne kadar, Avrupa’nın hangi noktasında bir harp, bir ihtilâl, bir politika ve ideoloji çarpışması olmuşsa, orada istisnâsız
Eğitim, yalnız ekonomik hayatı etkileyen ve ondan etkilenen bir müessese değildir. Eğitim, her şeyden önce, bir «sosyal müessesedir» ve sosyal
Öğretmenlerden ve profesörlerden sık sık şu çığlığı duyarım: -Nasıl bir nesil yetişiyor, haberiniz var mı? Gençleri teker teker görürseniz, gençliği