Bahaeddin Ögel
21 Nisan 1923 yılında, Elazığ’ın Çarşı mahallesinde doğmuştur. İlk ve orta eğitimini Elazığ ve Malatya’da tamamlamış, 1940-41 yılları arasında Ankara
21 Nisan 1923 yılında, Elazığ’ın Çarşı mahallesinde doğmuştur. İlk ve orta eğitimini Elazığ ve Malatya’da tamamlamış, 1940-41 yılları arasında Ankara
Ülkücülük batı dillerinden dilimize giren idealistlik kelimesiyle aynı olan bir anlam belirtmektedir. Ülkücülük veya idealizm insan kafasının içinde elde edilmesi,
Dur! İstersen bir daha düşün, bilmemek belki seni daha mutlu kılar. Bir zamanlar çok daha mutluydum, bilmiyordum. Öğrendikçe bir huzursuzluk,
Kepez denilen bir köy vardır Türkiye’de; Orta Karadeniz Bölgesi’nde, bir büyük ilçenin, Zile’nin, bir dağ yamacına yaslanmış; uyur uyanık bir
HÜR İNSAN Sayılarda anlaşmak kolaydır da, kelimelerde ve kavramlarda anlaşmak zordur. Bu sebepten ilim adamları, matematiği yalnız bir ilim olarak
Yeni Ufuk: Hocam biyografinize çeşitli kaynaklardan ulaşabiliyoruz. Ama yine de siz kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Yümni Sezen: Şanlıurfa’nın Birecik kazasında
1949 yılında Rus Profesör Rodenko, Moğolistan-Rusya sınırına 80 km mesafede Altay Dağları’nda buzların altında kalmış bir Kurgan’da(mezar) 2 metrekarelik bir
Bir Behlül vardı; Behlül-i Dânâ, Abbasi halifelerinin en mutlusu Harunnürreşid’in kardeşi olduğunu söylerlerdi. Deli miydi? Yoksa çok akıllıydı da deli
Hikmet Tanyu, 9 Ocak 1918’de Ankara’da doğdu. Doğduğu kentte Gazi İlkokulu’nu ve Gazi Lisesi’ni bitirdi. Babasının ölümü üzerine öğrenimine ara
“68 kuşağı”, “1980 öncesi” diye başlayan konuşmaları duyan gençler soruyorlar: “1980 öncesinde neler oldu?” 1960-1980 arasında yaşananlar, o tarihlerde neler
Sevgi nedir? Sevmek peki? En zor meseleyi bütün gereklilikleriyle anlatmak mecburiyetindeyim. Bu kadar soyut bir meseleyi izah etmek; belki de
Türkiye’de yaşayan her Türk milliyetçisi kişinin gönlü Türk dünyasındadır; ülkesi dışında yaşayan tüm kardeşleri ile tercümansız anlaşmak arzusundadır. Fakat durum
1.Dünya Savaşı sonrası, Orta Doğu’da yeniden çizilen sınırlar sonrası Irak Devleti’nin hâkimiyeti altında yaşamlarını sürdürmek zorunda kalan bu bölgedeki Türkmen
Günahlarımızın ağırlığı altında, çökük omuzlarımızla, yakıcı bir özlemin büktüğü boyunlarımızla huzurundayız. Allah’ım, bayramlık halimiz yok. Bayrama hakkımız yok; yine de
”Meclis-i Erbab-ı Dil bir lahza sensiz olmasın Sana hürmet etmeyenler hürmet bulmasın” mısrası ile çaya hürmet ettiğimiz, sevgiyi gözlerimizden okuduğumuz