BİR ÇİN MASALI
Bir zamanlar Çin ülkesinde, çok meşhur, çok bilgili ve çok tecrübeli bir kâhin varmış. Günlerden bir gün, büyük bir telaş […]
Bir zamanlar Çin ülkesinde, çok meşhur, çok bilgili ve çok tecrübeli bir kâhin varmış. Günlerden bir gün, büyük bir telaş […]
Bizde acayip bir aydın tipi vardır. Fikir ve vicdanı hür olması lazımken, dört tarafı duvarlarla çepeçevre sarılı bir fikir avlusunda
Sorsam: Yeni zamanların en korkunç hastalığı hangisidir? Hemen herkes, bir saniye bile düşünmek ihtiyacı duymadan aynı cevabı verecek: Kanser. Olmadı
Ortaçağ hakkında müstesna fikirlerimiz vardır. Dilimizden hiç düşürmez, yerli yersiz hep tekrar ederiz: Ortaçağ karanlığı, Ortaçağ iptidailiği, vs… Sayın aydınlarımızdan,
En yakın dostlarımızı, sevgili akyuvarları mutlaka tanırsınız! Biliyorum tabi, pek çoğunuz hekim değilsiniz ama böyle de olsa hiç fark etmez.
Biraz basit, bir hayli bayat ama yine de ünlü bir, bir söz vardır “Renkler ve zevkler münakaşa edilemez.” Kimin, nerede,
Düşman kuvvetleri, ikinci Meşrutiyet döneminden itibaren, Türk milliyetçilerini birbirine düşürmek için akla gelebilecek bütün silahları denemişlerdir. Şeytanı bile imrendirecek bir
I İslamiyet, milliyetçiliği reddetmez. Buna mukabil milliyetçilik de, Müslümanlığın ilahi bir nizam olması gerçeğini ve insanlık tarihine getirdiği yüksek değerleri
I Faşizm suçlaması diğer bütün suçlamalardan daha yaygındır. Yalnız milliyetçileri değil, çok defa birbiriyle hiç ilgisi olmayan zümreleri ve şahısları
Önceki yazılarımızda faşizm deyimine tanınan değişik manaları açıklamaya Türk milliyetçilerini faşistlikle suçlamanın yanlış taraflarını belirtmeğe çalışmıştık. Sonuç olarak: 1- Komünizme
Başlıktaki soruya doğru cevap verebilmek için; A) Türk Milliyetçiliği Irkçılık temeline dayanan bir dünya görüşü müdür? B) Türk Milliyetçileri arasında
İlk bakışta, yalnız kelimeye bağlı kalır ve hangi manada kullanıldığını hiç düşünmeden kesin bir hükme varma yanlışlığının büyük ayıbına katlanırsanız,
Demokrasi ile Milliyetçilik arasında, mutlaka bulunması gereken, “Varlık Şartı” değerinde bir bağ yoktur. Daha açık bir söyleyişle, birinin mevcut olmadığı
İMemleketimizde çok partili rejimintatbikine başlandığı günden beri, bilhassa 1950 yılından itibaren, bazışahıslar ve teşekküller tarafından muntazam aralıklarla adeta devri birşekilde
İnsanoğlunun binlerce yıldan beri cevabını aradığı, en doğru karşılığını hâlâ bulamadığı bir soru: Büyük bir davaya bağlanan, mukaddes bir inancı