OSMANLININ GÜCÜ…
Devletimizin, Osmanlı Hanedanlığı döneminde, imparatorluk çapında büyümesi ve büyük askerî zaferlerle taçlanması, bâzılarının sandığı gibi sırf kılıca dayanan bir başarı […]
Devletimizin, Osmanlı Hanedanlığı döneminde, imparatorluk çapında büyümesi ve büyük askerî zaferlerle taçlanması, bâzılarının sandığı gibi sırf kılıca dayanan bir başarı […]
Her şeyden önce ‘Diyânet Teşkîlâtı’, gerçekten bu işin ehli olan, ilim ve ahlâkı ile tanınmış, ihlâs sâhibi müminlerden ve millî
Din eğitim ve öğretimi sâdece ‘insanın temel hak ve hürriyetlerinden’ biri olduğundan ‘hukukî’ bir zarûret olarak yerine getirilmesi gereken vazîfe
İster misiniz Türkiye’deki din eğitimini, sırf birer örnek olsun diye bâzı Avrupa ülkeleri ile mukâyese edelim? Evet, o Avrupa ki
Günümüzde ‘din ve vicdan hürriyeti’ ve bu hürriyetin sınırlandırılamayacağı hususu ‘temel bir hak’ olarak tescil edilmekle beraber ne hikmetse İslâm
Türkiye’de ‘din eğitiminden’ söz ederken temelde, büyük Türk milletinin, sosyal bir vâkıa olarak böyle bir eğitimi zâten yapmakta bulunduğunu belirtmeliyiz.
Kızıl ve kara emperyalizmin ‘kültür saldırısına’ uğrayan her ülkenin ortak çığlığı: ‘Sömürgeci eğitime paydos’tur. Kızıl ve kara emperyalizm, dünyâyı parsellemiş
Fransız ve İngiliz sömürge eğitimini, sırf tipik birer örnek oldukları için ele aldık. Gerçekte, ‘milletler savaşı’ acımasızca devam etmektedir. Üstelik
Siyâsî açıdan bakıldığında, en az iki tip eğitim vardır. Birincisi milleti hür, şahsiyetli, şerefli ve müstakil kılan ‘millî eğitim’; ikincisi
Millî eğitimle ilgili görüşlerimizi daha fazla uzatmadan prensipler hâlinde özetlemekte fayda buluyoruz. Bu prensipler Türk –İslâm ülkücülerinin hazırlayacakları ‘millî eğitim
İlim, insanların eşit bedenî ve rûhî güçlere sâhip olmadığını ortaya koymuştur. İnsanlar arasında fizik ve psikolojik güçler ve kâbiliyetler bakımından
Eğitim bir içtimai vakıa olarak cemiyet hayatında plansız ve sistemsiz bir tarzda cereyan eder. Yaygın eğitim olarak adlandırılan bu durumun,
Eğitim ferdi, maddi ve mânevî yönleri ile kavramalıdır. Eğitim görmüş kimseler, görmeyenlere nazaran hem bedenen hem ruhen daha mükemmel olmalıdırlar.
Eğitim, hem ferdi hem de cemiyeti ilgilendiren bir meseledir. Eğitimden, hem fertler hem de cemiyetler bazı şeyler beklerler. Fertler, kaabiliyet
Sosyal hayat bir bütündür. Ekonomik, sosyal, kültürel ve politik hayat iç içe cereyan eder. Bunlar, birbirinden bağımsız faaliyetler değildir. Böyle