DEİZM MASALI
İslamiyetin anlaşılmasında ve yaşanmasında birikmiş bir hayli yanlışlık ve sorun, mevcut doğru ve güzelliklerden maalesef fazladır. Bunu her akıl ve
İslamiyetin anlaşılmasında ve yaşanmasında birikmiş bir hayli yanlışlık ve sorun, mevcut doğru ve güzelliklerden maalesef fazladır. Bunu her akıl ve
Millî dil, millî macera ve tecrübeyi yansıtan ve bünyesinde taşıyan çok zengin bir tarih hazinesidir ve başlı başına bir tarih
Durmuş Hocaoğlu bir dersinde öğrencilerine “Tanrı nedir?” diye sorar. Tatmin edici bir cevap gelemeyince “Tanrı’yı tam mükemmel manada tanımlayabilmek
İnsanı, kendi gayesi içinde bilmek ve kavramanın mümkün olduğunu ve fakat bunun, daha önce sözü edilen araştırma metotlarından biraz daha
Rumeli boşalıyordu. Beş yüz yıl Avrupa’ya bir koca nehir beşyüzüncü yılın sonunda terine akıyordu; sanki kabuğuna çekilen bir böcek gibiydi:
Cumhuriyeti anlamak ve önemini kavramak için, 29 Ekim 1923’e kadar, özellikle son iki yüz yılda neler yaşandığını, ülkemizi cumhuriyetin ilanına
‘’Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem.’’
Her şey gördüğüm bir cümleyle başladı: “ Dünyanın en korkak insanı, seven insandır.” Dikkatimi neden bu kadar çekti, bilmem; belki
“Medeniyetler para ile değil, ilimle, irfanla, imanla, ahlakla kurulurlar; medeniyetler parasızlıktan değil, ilimsizlik, irfansızlık, imansızlık, ahlaksızlıktan çökerler.” Başbuğ Alparslan
Türkiye’nin başında bunca bela varken, ideolojik ve kültürel dertlerimiz bile neredeyse unutulup her şey siyasete endekslenmişken, problemler her gün artarak
Sevgili kardeşim bir önceki sohbetimizde Türklük kavramı, Töre, Şamanizm gibi meseleleri konuşmuştuk. Bugün de Müslümanlık ve Türklerin islam anlayışı konusu
‘’Tabutluktan Gurbete’’ giden yoldan Ordinaryüs olarak dönen büyük fikir ve mücadele adamı Reha Oğuz Türkkan’ı yâd etmek ve bilhassa onu
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1927 yılında yazmaya başladığı Nutuk’unda, “1919 senesi Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım.” diyor; milli mücadelenin başlangıcı
Demokrasi kelimesinin “halk idaresi” manasına geldiğini artık herkes bilmektedir. Batı ülkelerindeki demokratik rejimlerin işleyişine bakıldığı zaman, uygulamada da bunun böyle
Dilimizde, bir nesil için eskiden kelimeler ve terimler-bunlar ister millî kökten, ister yabancı kökten gelsinler- bizim için ölmüş sayılamazlar. Türk