KİMSESİZ
Güneş batmak üzereydi. Yeşil yaprakları, güneşin ışığıyla sanki bir cümbüşü anımsatarak parlayan, rüzgârın estiği yönde bir yanıp bir kararan, ceviz […]
Güneş batmak üzereydi. Yeşil yaprakları, güneşin ışığıyla sanki bir cümbüşü anımsatarak parlayan, rüzgârın estiği yönde bir yanıp bir kararan, ceviz […]
HÜR OLMAK KAVGASI-2 Çin’in Doğu Türkistan topraklarında uyguladığı ve bizim katlimizi amaçlayan insanlık dışı uygulamalarına karşı, içimizden ilk harekete geçenimiz
Güneş her sabah yeniden doğar. Bu tabiatın her gün bıkmadan, usanmadan yeniden zuhur eden bir mucizesidir ki her sabah güneş
O gün hava soğuktu. Denizden aralıksız esen rüzgâr yüzünden insanın içi ürperiyordu. Fakat ne havanın soğukluğu ne de şiddetli esen
Ahmet’in gözleri fenerin ışığından hiçbir şeyi görmez olmuştu. Gecenin karanlığına alışmış gözleri sanki fenerin ışığıyla kör oluvermişti. Hafifçe gözlerini kısarak
Ahmet, Refik’le konuştuğu günün gecesinde bir türlü uyuyamamıştı. Kendine kızıyordu ve utanıyordu. Onun düşüncelerini dinlemekten ziyâde ona anlatmak istediği düşünceleri
Ağaçlar, yapraklar ve tüm hiddetiyle rüzgâr… Uzun gövdeleriyle koca bir devi anımsatan ağaçların üzerine doğru ansızın kuvvetli bir rüzgâr gelir.
Dağlar arasında kalmış, benzi sarıya çalınmış bir bozkırın göbeğinde buğday tarlalarını tek tük kavak ağaçları çevrelemişti. Akşam güneşi, gökyüzünün rengini
Ilık bir ilkbahar akşamına doğru, güneş tepeden henüz batmak üzereydi. Gökyüzüne belli belirsiz dağılmış birkaç bulutun üzerindeki kızıllığı gören kuşlar,
Gece gökte ay, saltanatını kurmak üzereyken, etraf karanlık ve sessizdi. Yeryüzü sanki ölüm suskunluğuna kapılmıştı. O sırada kuşların hepsinin birden
Bazı fotoğraflar vardır ki insanın yüreğini yakıp da küle çevirir. Böylesi bir durumda zaman akmaktan vazgeçmiş, âdeta durmuştur. Kara haber
Sarı yaprakların ıslak yere teker teker döküldüğü bir vakitte, ardı sıra dizilmiş dokuz karanfil ağacının yanından geçerken, mahalledeki sokaklar bomboş,
Ey gözleri sarı yaprakta usul usul dolaşıp, okumanın heyecanı ve merakı içinde, sayfaları birer birer çeviren! Sana, senin de yakından
“Hey, hiçbir esareti kabul etmeyen hür ülke, Niye senin boğazını sıkıp durur bu gölge?” Şehit Şâir Abdülhamid Süleyman Çolpan böyle
Artık karar verilmişti. Hür Türklerin bir arada yaşadığı hür Türkiye’nin bize sâhip çıkacağını düşünerek yanlarına sığınacaktık. Gece olmuş herkes uyumak