MİLLÎ DİLE YABANCILAŞMA VE DİLDE ANARŞİ
Kültürler arasındaki sürtüşmeler ve kültür temasları bir bakıma zaruridir. Bunu önlemek hem mümkün hem doğru değildir. Bütün kültür değerleri gibi, […]
Kültürler arasındaki sürtüşmeler ve kültür temasları bir bakıma zaruridir. Bunu önlemek hem mümkün hem doğru değildir. Bütün kültür değerleri gibi, […]
Yazı ile başlatılan <tarih ilmidir>, yoksa <tarih> insanla başlar. Çünkü tarih, insanın bilgi ve tecrübesini yer ve zamana bağlayarak biriktirmesi
Milletler, devletler halinde teşkilatlanırlar. Normal olarak, her milletin bir devleti olmalıdır. Sıhhatli ve mutlu bir milletin <<bir tek>> devleti olur.
Birden fazla millete dayalı devletlere, <<çok milliyetli devlet>> adı verilir. Bunlar ister bir hanedana, ister <<bir parti>> hâkimiyetine dayansın, ister
Bazılarının sandığı gibi, güzel sanatların hammaddesi <<madde>> değildir. Madde sadece, bir vasıtadan ibarettir. Güzel sanatların hammaddesi, söz, ses, renk, şekil,
Sanatın maksadı var mı? Yahut sanatın bir maksadı olmalı mı? Hiç şüphesiz, her insan gibi sanatkâr da çalışmalarını bir maksada
Türk-İslâm kültüründe sanat, fert ve cemiyet olarak insanın, <<objektif kalıplardan>> sıkılarak kendine yönelmesi, kendi sübjektifliğinde mutluluk araması ve nihayet merhale
İlim, sanat ve din’in, bütün kültür ve medeniyetlerde çok önemli birer yeri vardır. Kültür ve medeniyetimiz, bu üç sütun üzerinde
Geçen sayıda belirttiğimiz üzere ilim, objektivizme ve determinizme dayanarak üniversal (âlemşümul) hakikati aramaktadır. İlim, bu tutuşu ile gerçekten <<âlemşümul hakikate>>
İlim, bir bakıma <<objektif gerçeği>> aramak demektir. Objektiflik ise, insanların hislerini, eşya ve olaylara bulaştırmadan, doğrudan doğruya tabiatta veya cemiyette
Bir milletin tarihi, kültürü, medeniyeti ve ülküsü zaman ve mekân içinde <bir bütünlük> ifade eder. Millî vicdan bu konudaki tezatları
İslamiyet, üniversal(âlemşümul) bir davettir. Irkları ve milletleri hem kabul ve tasdik eder, hem de “İslam kardeşliği ruhu” içinde işbirliği yapmaya
Biz, Türk milliyetçileri olarak, barışı seviyoruz, istiyoruz ve bütün gönlümüzle özlüyoruz. Ancak, esefle belirtelim ki, tarih ve içinde yaşadığımız zaman,
“İnsanlık” mücerret bir kavramdır. Milletler ise müşahhas gerçeklerdir. Milletleri doğuran coğrafî, tarihî, kültürel, ekonomik, biyolojik, psikolojik ve politik pek çok
«İçtimaî ırk» kavramından ne kastettiğimizi, kâfi miktarda açıkladığımızı sanıyoruz. Siyasî istismarlara fırsat vermemek şartı ile «içtima ırk», bir vakıa olarak